6 Ekim 2011 Perşembe

Erdal Kınacı



Erdal Kınacı haksızlık yaptığımız onlarca insanlardan sadece bir tanesidir.

2007 Fotoritim mart sayısında kendisini şöyle tanımlıyor;

"Sağlık Memuru Seyhan’dan olma 1966 senesinde Malatya’da ev hanımı Türkan’dan doğma üç çocuğun ortancasıyım. Şu satırları oluşturabilmek için geçmişimi düşündüğümde çokça zeki olduğumu ama hiç akıllı olmadığımı fark ediyorum. Zıpır, yaramaz, sümüklü, yamalı, yoksul kelimeleri geliyor aklıma …

Okuldan okumaktan hep nefret ettim, zul gelirdi okula gitmek döve döve götürüp teslim ederlerdi. Bu kez öğretmenler dövmeye devam ederdi… Bu kadar nefret etmeme rağmen derslerim çok iyiydi, okuduğum her okuldan birinci olarak mezun oldum. Sadece Üniversite sınavında ikinci olmuştum.

Okula henüz başlamadan, ne alakaysa ortaokul terk annemin çizdiği yağlıboya, guaş vs. tablolara öykündüğümden sanırım, resim çizmeye başladım. Üniversiteden mezun oluncaya kadar da çizdim. Bu çizimler birkaç sergide yer buldu, güzel sanatların herhangi bir bölümünü okuyamamak içimde hep ukde olarak kaldı.

Üniversite yıllarında, lisede merak sardığım fotoğrafı anlama ve geliştirme şansım oldu. Deli gibi fotoğraf çeker, basar, yayınlar ve anlatırdım. Mezun olduktan sonra önce Psikiyatri, sonrasında Nükleer Tıp ta uzmanlaşmak için asistanlığa başladım. İlk eşimin ani ölümü ile hem ihtisası hem fotoğrafı, daha doğrusu her şeyi bıraktım…

Uzunca sayılabilecek bir süre doğu ve güneydoğuda kaldım, “dağları” gördüm, İstanbul’a döndüğümde şehre küstüğümün onun ise beni hiç sevmediğinin farkına vardım.

Doktorluğa tekrar döndüğümde Yozgat’a gönderildim, iki yıl kadar sürülmediğim ilçesi kalmadı. “Komünist Doktor” deyip selam vermekten çekindiklerinden eski dost fotoğraf ile vakit geçirmeye başladım tekrar… İki yılın sonunda iktidar değişikliğini fırsat bilip tayin yaptırarak daha önce hiç görmediğim Anamur’a gelip yerleştim. Evlendim, kızım oldu.

14 yıldır bu gözünü sevdiğim memlekette yaşıyorum, hem doğasını hem insanını seviyorum, yaklaşık 100 bin nüfusun tamamına yakınını bilirim , “koca doktor” derler severler… Evden çıktığımda tanıdık yüzlerle karşılaşmak, karşılaştığım insanın içini dışını, her şeyini bilmek sahte olmayan gülümsemelerle, içten selamlarla konuşmak, paylaşmaktan keyif alıyorum.

Küçük bir teknem var, fırsat buldukça dalar, fırsat buldukça dağlara-tepelere çıkarım, fırsat bulamasam da fotoğraf çekerim."

alıntı;



Bu son derece içten anlatımın ardından Erdal Kınacı bir sürü haksızlığa uğrayacaktır. Bunlara değinmeden önce Erdal Kınacı nın benim için önemini vurgulamaya çalışırken onu daha yakından tanımaya çalışalım....

Bildiğiniz gibi ayrımcılığın ötesinde ötekileştirdiğimiz kişilerdir sakatlarımız. Yaklaşık 9 milyon sakat insanımız ne yazık ki ülkemizdeki işsizlik eşit olmayan gelir dağılımı vb. benzer bir çok özelliklerle sakat olmayan insanlardan çok daha ağır koşullarrda yaşamlarını sürdürmektedir. Çünkü sosyal bir devlet anlayışına sahip olmadığımızdan alt yapısı eksik, eğitim ve sağlık sektörü sakatlarımıza göre de yapılanmamış sistem sakat insanlarımızın genellikle evlerinde yaşam sürdürmesine olanak sağlar.

Sakat insanlarımızı sokaklarda yada sakat olmayan insanların yaşam alanlarında çok fazla göremeyiz. Gördüklerimiz ise genellikle duygu istismarı şeklinde yaşamlarını sürdürmek zorunda olan dilencilerdir.



İşte Erdal Kınacı adını ilk kez Engelsiz Yaşam Derneği 'nin Türkiyedeki engelli vatandaşlarımızın sorunlarına dikkat çekmek , kamuoyunda bilinç yaratmak adına yapılan Engel(siz) Yaşam İçin Fotoğraflar projesiyle duydum.

Gerçekten , çarpıcı olduğu kadar tüm gerçekleri içinde barındıran çok güzel fotoğraflardı. yaklaşık 300 engelli ile yapılan bu çalışma, engelli vatandaşlarımızın gönüllülüğü esasına uygun olarak onların kendi yaşadığı mekanlarda çekildi...

Bu çalışma yaklaşık bir yıl sürmüştür.

Sadece engelsiz bir yaşam için çıkılan yolda sadece Erdal Kınacı değil bu projeye imza atan bir çok kişi bir sürü haksız iddaalara uğramışlardır ne yazık ki.

Biz onları haksız olarak suçlar ve hatta tutuklarken Erdal Kınacı nın bu proje kapsamında çekmiş olduğu bir fotoğraf "National Geographic" dergisinin insan konulu yarışmasında 2006 yılında dünya birinciliği kazanmıştır.



Evet bir fotoğraf aşığı bu sanatçı 1966 yılında malatya'da dünyaya geldi. İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden mezun olan Erdal Kınacı aynı zamanda bu fakültenin fotoğrafçılık derneği kurucularındandır.

Doktorluk mesleğiyle birlikte fotoğrafçılığı da bir hobinin ötesinde yürütmeye çalışan Erdal Kınacı, Engelsiz Yaşam Derneği ile beraber gerçekleştirdiği Engelsiz Yaşam için Fotoğraf projesi 2007 yılında Ankara, İzmir ve Aydın illerinde sergilenmiştir. Aynı zamanda bu proje Türkiye' nin pek çok ilinde gösteri şeklinde sunularak konuya dikkatin çekilmesinin yanında yurt içi ve yurt dışından bulunduğu bölgeye yardımlar gönderilmiş ve bu yardımlar engelli vatandaşlarımıza ulaştırılmıştır.

Bu projesinden sonra farklı bir konu da yine dikkatleri üzerine çeken sanatçı hayat kadınlarının yaşadıkları dramı anlatan fotoğraflar serisi çekmiştir.

Ne yazık ki bu son derece ilgi çekici projesi, engelli vatandaşların fotoğraflarının yanına foto montajla kadın resimlerinin yapıştırılmasıyla "Yol üstü kerhaneleri" adı altında web sitelerinde yayınlanınca 2008 yılında tutuklanmıştır.

Tamamiyle bir kurgu üzerine kurulmuş bu yalan sanatçıya zor anlar yaşatmıştır. Oysa proje "Gir Geç Pansiyonlar" adı altında hazırlanmış olup, genelev kadınlarının yaşamlarından kesitler sunmak adınadır.



O zamanlarda sevgili Erdal Kınacı' nın yazdığı bir yazı oldukça ilgi çekicidir;

"Cebinde iki ayrı not taşıyacaksın.

Birinde -dünyanın merkezi sensin- diğerinde –bir hiçsin- yazacak.

Kendini bulunmaz Hint kumaşı sanmaya başladığında ikincisini, yaşadığın hayattan zevk almamaya başladığında ise birinci notu okuyacaksın…

Okul zamanlarında branş konularından çok hayat dersleri vermesi ile ünlü, bilge öğretmenimizin hemen her derste tekrarladığı sözler bunlar.

Son zamanlarda cebimde taşıdığım üzerinde –Dünyanın merkezi sensin- yazan notu sıkça çıkarıp okuma ihtiyacı hissediyorum.

Yaşamdan zevk almamayı bırakın en az yaşam kadar önem verdiğim, hatta yaşamımı sürdürmek için amaç edindiğim fotoğrafa sırt çevirdim. Gözüm gibi sevdiğim o mucize makineleri görmek bile istemiyorum.

İçerisinde fotoğraf kelimesi geçen yazı, makale, kitap veya herhangi bir şey yoğun şekilde gerilmeme, kullandığım antidepresan dozunu artırmama sebep oluyor.

Söz verdiğim için kaleme almaya çalıştığım bu yazı, şu an için ıstıraptan başka bir şey vermiyor. Okuyana da bir şey vermeyeceğinin farkındayım.

Bir zamandan beri “olağanaltı hal bölgesi” elbisesini giyen, yaşadığım “yalnız fakat güzel” ülkede, ne yazık ki hak-hukuk-adalet gibi kavramlara olan inancımı yitirdim.

Fotoğraftan dolayı linç olur mu? Sorusunun cevabını alıyorum.

Bu metni sayfa editörünün dışında kimsenin okuyacağını sanmıyorum. Fakat yanılıyorsam ve buraya kadar vakit ayırıp okuyan olursa merak edeceğini de biliyorum.

Üzgünüm;

Fotoğraftan dolayı linç olur mu? Sorusunun cevabını size ben vermeyeceğim. Halen devam etmekte olan o girişimi burada tekrar dillendirmeye hiç niyetim yok.

Söylemek istediğim tek şey, lütfen dikkatli olun, fotoğrafı masum bir hobi, hoşça vakit geçirmeye yarayan bir uğraş veya çeşitli siteler marifeti ile sosyalleşme aracı olarak görmeyin.

Paylaştığınız tek bir kare emek emek kurduğunuz tüm yaşantınızı bir anda değiştirmeye, hatta alt üst etmeye yetecek güçte bunu bilin ve lütfen dikkatli olun…

Erdal KINACI


Henüz başına geleceklerden habersiz olarak kendisiyle yapılan ropörtajda Erdal Kınacı çalışmalarını şöyle anlatmaktadır;

"Tek tek fotoğraf çekmektense bir proje dahilinde çalışmayı seviyorum. Şu an aktif olarak genelevlerle ilgili fotoğraf çekiyorum.

Engelliler ile ilgili projeyi bitirdik engelsiz yaşam derneği yararına çektiğimiz bu fotoğraflar halen değişik illerde sergilenmeye devam etmekte. Aydın-İzmir ve Ankara sergileri beklediğimin üzerinde ilgi gördü. Bu anlamda mutluyum…"

"2000 yılında dördüncü kişisel sergimi açtıktan sonra 6 yıl kadar kişisel sergi açmadım karma sergilere fotoğraf vermekle yetindim. Engelsiz Yaşam derneği ile birlikte yürüttüğümüz engelliler sergileri ise halen devam etmekte.

Fotoğrafla uğraştığım süre içerisinde bir çok yarışmaya katıldım. Kırktan fazla ulusal, iki uluslar arası ödül aldım…"

"Kesinlikle konulu çalışmayı seviyorum. Bir konu-bir proje kapsamında çalışmak plan yapıp ona göre fotoğraf çekmek çok daha doğru diye düşünüyorum.

Haftasonu makineyi eline alıp bugün fotoğraf çekeceğim diye dağ tepe dolaşmanın bir çeşit terapi olduğunu kabul ediyorum ama bu tarz fotoğrafın eğlencelikten öte geçemeyeceğini düşünüyorum."

"Tek tek fotoğrafların güzel olması çeken insana “aferin” den başka bir şey kazandırmaz. Yapılan işin bir hikayesi olmalı ve bir amaca hizmet etmeli mantığı ile çekim yapılması gerektiğini biliyorum."

"İyi fotoğraf hikâyesi olan fotoğraftır diye düşünüyorum. Mevcut hikâyeyi tek karede özetleyen iyi fotoğraftır ancak kolay olmadığının en azından sıkça rastlanmadığının farkındayım.

Çok güzel çekilmiş bir manzara fotoğrafının ne fotoğrafçıya ne izleyene bir şey katamayacağını düşünüyorum. O manzara fotoğrafına çekildiği mekan veya zaman ile ilgili bir takım ipuçları dahil edilebilirse işte o vakit iyi fotoğraftan bahsedilebileceğini düşünüyorum. “İşte bakın burası deniz şu arkada batan da güneş” demek yerine, “burası Akdeniz’in en güney ucunda yer alan Anamur’un denizi burada yaşayan insanlar bunu yer ,bu şekilde giyinir “ diyebilmeli izlenilen fotoğraf…

Kısaca aslolan belgesel fotoğraftır , gerisi eğlenceliktir…"

"Özellikle engelliler serisini tamamlamaya çalışırken çok ilginç –çoğu hüzünlü yaşamlara tanık oldum. Bir çok şey öğrendim, Hem profesyonel mesleğim olan hekimliğe hem amatör olarak uğraştığım fotoğrafçılığa olumlu yönde katkısı oldu bu projenin."

Evet konularının özü insan çoğunlukla Erdal Kınacı' nın. Ve bunları bizlere sunarken göremediğimiz bir çok özelliği görmemizi sağlayan usta bir fotoğrafçı.

Çoğunlukla siyah beyaz fotoğraflar çekmesine rağmen, renkli film de kullanıyor. Onlarında kendine özgü farklı bir anlatımı var. Analog makina kullandığı gibi dijital makina da kullanarak bu anlamda gelişmeleri takip eden ve sürekli kendini yenileyen başarılı bir fotoğrafçımız Erdal Kınacı....



sanem uçar

Erdal Kınacı'dan çok farklı bir çalışma



Erdal Kınacı'dan çok farklı bir çalışma daha..


1 yorum:

  1. sanatçının diğer fotoları için:

    https://www.facebook.com/media/set/?set=a.453922677992555.123642.271787299539428&type=1

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.