14 Ekim 2011 Cuma

Anadolu'nun Kayıp Şarkıları



Ülkemizde ciddi işler yapan ve ortaya güzellikler sunan kişilerde var. İzin verirseniz sizlerle bu güzelliklerden bir tanesini paylaşmak istiyorum.

Anadolu'nun Kayıp Şarkıları adı altında bir müzikal belgesel 27.İstanbul Film Festivalinde gösterime sunuldu. Ve bu belgesel film sonbahar ayında herkesle buluştu, ben hariç.

Aşağıda sizlere vereceğim linki tıkladığınızda belgeselle ilgili son derece güzel bilgilere, fotoğraflara ve müziklere ulaşacaksınız.

Daha fazla geç kalmadan yapılması gerekenleri yapacağınızdan eminim.

Yönetmen Nezih Ünen' e ve bu bilgiyi bana ulaştıran sevgili dostum Alper e teşekkürler.



ANADOLU'NUN KAYIP ŞARKILARI
LOST SONGS OF ANATOLIA

121 ayrı mekanda 133 performans çekildi. Bunlardan 43 adedi filmde yer aldı.
Montaj 4 yıl sürdü.
Müziklerin düzenlemesi 3 yıl sürdü.
Filmin yapımı toplam 5 yıl sürdü.




Filmde yer alan Kültürler

Çekimler Anadolu’nun bütün bölgelerini kapsadı. Bunlar arasından yapılan zorlu seçimler sonucunda filmde yer alacak olanlar seçildi. Özetle:

Düzce’de Çerkes Oyunları
Tokat’ta Semah ve türkü
Trabzon’da Horon
Rize’de Hemşin Türküleri ve Atma Türkü
Artvin’de Çoksesli Gürcü Şarkıları
Kars’ta Aşık Atışması ve Çoban’ın Aşk Şarkısı
Bingöl’de Kartal Dansı
Tunceli’de Bektaşi Türkü
Muşta Dengbej
Diyarbakır’da pamuk işçilerinin İş Şarkısı
Mardin’de Süryani İlahileri
Midyat’ta halk şarkıları ve Harran’dan görüntüler
Urfa’da Gazel
Gaziantep’te Barak Havası
Hatay’da ipek üreticisinin İş Şarkısı
Silifke’de türkü ve Kırtıl Semahı
Kırıkkale’de Bozlak
Denizli’de Karacaoğlan Türküsü ve Zeybek
Burdur’da Yörük Kemane ve Sipsi ile Aşık-Maşuk Oyunu
Muğla’da Roman Davul-Zurna
Bursa’da Kılıç Kalkan



yanısıra,

İstanbul’da çekilen Ermeni ve Rum Şarkıları ile,
Sema yapan dervişler
filmde yer alan başlıca performanslar oldu.

web sayfaları



Beni yakından tanıyanlar bilir....

Özellikle elinde fotoğraf makinasıyla ülkeme yada dünyanın herhangi bir yerindeki doğa güzelliklerini tıklayarak büyük fotoğrafçı olduklarını düşünenlere karşı bir allerjim vardır.

Ülkem ve dünya bu anlamda sanatın ta kendisidir aslında.Doğa fotoğrafçılarının o an ı yakalayabilmek için saatlerce kış demeden yaz demeden, sıcak demeden soğuk demeden, tehlike var demeden bekledikleri zamanı bir tık sesi mesafesinde algılayıp fotoğraf sanatçısı olduğununa karar verenler bu belgeseldeki fotoğraf galerisine bir göz atsınlar.

Oradan bir örnek size....

1 yorum:

  1. Titus Andronicus 03.06.2009

    Bu belgeseldeki en güzel şeylerden bir tanesi slayt şeklinde yansıtılan müziklere canlı olarak doğaçlama katılımlardır.

    Bir müzisyen olabilmeyi en çok hissettiğim anlar işte bu anlardır.Güzel bir belgesel gerçekten ve keşke bende elime bir çalgıyı alıp onlarla birlikte şarkılara içimden geldiği gibi eşlik edebilseydim dediğim bir belgesel oldu.

    Evet, izlenilen herhangi bir şey kişi de bir adım ötesini hayal ettirebilmeli.

    Sanırım size teşekkür borçluyum bu anlamda.

    .....

    Sanem Uçar 03.06.2009

    Benden uzun yaşayacaksınız sayın Titus.:)

    Aynı düşünceye benzer şeyler yazacaktım ki siz cevap vermişsiniz.Gerçekten burada en güzel bölüm benim için; slayt şeklinde etnik özellikler hiç bozulmadan gösterilirken ve dinletilirken onlara eşlik eden müzisyenlerin konumuydu.

    Benzer düşünceye sevgili dostum Alper de sahip. Sizleri bilmem ama bizlerin parmakları feci bir şekilde kaşındı bu görüntüyü izlerken.

    Bu konuyu daha sonra biraz daha açabilirim, önemli bir konu çünkü.

    Etnik müziklere eşlik etmek onları çağdaş hale getirmek adına doğru yaptığımız yada yapmadığımız çok şey var. Gerçekten son derece önemli bir konudur bu.

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.