2 Ekim 2010 Cumartesi

Başlarken...




Diğer insanları bilemeyeceğim ama benim için başlangıçlar daima zordur. Başlangıcın başında duyulan heyecanın zaman içersinde sönükleşmesinden duyulan kaygımıdır acaba bunu zor yapan? Hemen hemen tüm tanımlar anlamını yitirmişken, ya da tanımlanan şeylerin içleri boşaltılmışken elimizde kalanlarla bir şeyler yapabilmeye çalışmak çok ta kolay değil aslında.

Ve bir de dünyaya bakan pencerenizde farklılıklar yaşıyorsanız, gördükleriniz çoğunluğun görmedikleri, duyduklarınız duymadıklarıysa o ilk adımı atmak kolay olmuyor işte!...

Ama yine de insan, yürümeye yeni başlayan bir çocuğun sendelemesi gibi gelgitler yaşarken, atılacak ilk adımla kendiliğinden akacak sözcüklere bırakıp koy vermeli kendini...

Bu düşüncelerin arasında bocalarken atılacak adımın kaygısından kurtulabilmiş değildi.

Cümlelerim herkesin anlayabileceği sadelikte olabilmeli diye geçirdi aklından. Geneli kapsayan bir mutluluk olanaksız gibi geliyordu ona. Birileri mutluyken bir başkasının mutsuzluğuna o kadar çok tanık olmuştu ki "ah keşke"lerin ütopyasında zaman kaybetmek istemiyordu açıkçası.

Çok sevdiği şair Edip Cansever in dizeleri geldi aklına;

Neler almalıyım yanıma? diye sormuştu şair…

Hangi anlamda olursa olsun başlangıçlara atılan ilk adımda seçimlerimiz geleceğimizi belirlemektedir oysa. Ve o seçimleri yaparken ne kadar da çaresiziz!

Geriye dönüşü yok seçimlerimizin. Film şeridini geriye alabiliriz ve yeniden çekim yapabiliriz eğer istersek. Ama yaşamın gerçeğinde olmayan bir lüksümüzdür bu sadece.

Geriye dönüş isteğimizle yeniden yapılanma isteği ne kadar fazlaysa tereddütlerimizde o kadar yoğunlaşmakta. Belki de çare; "kabul" olgusuna teslimiyette. Ama bu teslimiyet pes etmek anlamında olmamalı diye geçirdi aklından.

Yeni başlangıçların sevimli tarafları da yok değildi hani! Birkaç gündür binlerce düşüncenin beyninde oluşturduğu fırtınaların yanı sıra duyduğu heyecan da farklı bir meltem yayıyordu etrafa.

Ne adına olursa olsun yeni başlangıçlara adım atmanın inanılmaz enerjisiyle geride bıraktıklarının gerçeğinde ılıklaşmıştı etrafındaki hava. Yüzüne yerleşen gülümseme yerini kahkahaya pekâlâ bırakabilirdi gelecekte…

Daha mı güzelleşmişti ne!?...

Kendi kendine gülümsedi. Eli sigarasına doğru uzanırken; başlangıçlardan çok, neden yeni bir başlangıç yapmak gerektiğini bilmek yudumladığı çayın tadını değiştirmişti yine.

sanem uçar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.