30 Ekim 2011 Pazar

Claude Monet



Claude Monet (14 Kasım 1840 – 5 Aralık 1926)

İzlenimci akımın en büyük ressamlarından biridir. Başta resim olmak üzere tüm sanat dallarını etkisi altına alan 19. yüzyılda ortaya çıkmış izlenimci akım Claude Monet in "Gün Doğumu" adlı eserinden gelmektedir.



Claude Monet'i tanıtmaya geçmeden önce çok kısa bir şekilde 'İzlenimcilik' hakkında bilgi vermekte yarar görüyorum.

Bilinen anlamıyla empresyonizm 19. yüzyılda Fransa'da ortaya çıkmıştır. Tüm sanat dallarını etkilemesine karşılık en önemli etkiyi görsel sanatlarda görmekteyiz.

Çok basit bir açıklamayla izlenimcilik, doğadaki herşeyin yansımasını olduğu gibi değil, kişilerin kendilerinde bıraktığı izlenimle anlatılmasıdır.



Özellikle resimde ışık ve renkten kaynaklanan görsel izlenimleri yansıtmayı hedefler.

Doğal olarak kişisel yoruma zenginlik katan akımlardan bir tanesidir. Görülenlerin kişide uyandırdığı duygu ve düşünceyi öne çıkaran bir özelliktir.

Bu akımın öncülerinden olan Claude Monet, Adolphe ve Louise-Justine Monet'nin çocuğu olarak Paris'te dünyaya geldi.Monet'in ailesi beş yaşındayken Normandiya'daki La Havre'a taşınınca öğretim hayatına orada başladı.



Henüz ortaokul sıralarındayken bir kaç franga karakalem ve karikatürlerini satmaya başlayınca bu konudaki yeteneği de ister istemez ortaya çıkmıştı.

İlk çizgi derslerini Jacques-Francois Ochard'dan aldı. Resimle ilgili ilk eğitimini almaya başladığı bu dönemlerde Eugène Boudin ile tanışması onun yağlı boya ve yağlı boya tekniğini öğrenmesine katkı sağladı.

Ancak 16 yaşındayken annesinin ölmesi üzerine okuldan ayrılmak zorunda kaldı ve teyzesinin yanına yerleşti. Paris te resim ile ilgili çalışmaları izlemek için ziyaret ettiği Louvre'da, sanatçıların eski resimleri bir yerde taklit ediyor olması çok hoşuna gitmedi. Bu sebeple kendi kendine çalışmalarını kendine özgü yöntemlerle devam etti.



Paris'te kaldığı yıllar resim de bir çok değişikliğin yapılmak istendiği yıllardır. Bir çok ressamla arkadaş oldu. Ancak 1861 yılında yedi yıllık bir sözleşme yaparak orduya katıldı. Bu görevini sürdürürken teyzesi Madame Lecadre sözleşmenin feshedilmesini sağladı. Bunun karşılığında da Monet'ten sanat eğitimi almasını şart koştu.

1862'de Paris'te Charles Gleyre'in öğrencisiyken, üniversitedeki geleneksel resim anlayışı Monet'de hayal kırıklığı yarattı. Bu dönemde Pierre-Auguste Renoir, Frederic Bazille ve Alfred Sisley gibi sanatçılarla tanıştı. Birlikte resim yaptılar ve bir çok yeni tekniği resimlerinde uyguladılar.



En fazla da ışık ilgilerini çekti bu sanatçıların.

Işığın açık hava da oluşturduğu etkiyi parçalanmış renkler ve fırça darbeleriyle vermeye çalıştılar. İşte bu çalışmalar daha sonra empresyonizm olarak adlandırılacaktı.

1868 yılında Seine nehrine atlayarak intihar etmeyi denemiş olsa da ölümü 1926 yılında 86 yaşındayken akciğer kanseri sebebiyle olacaktı.



Yaşantısındaki en zor dönemler gözlerinde katarak ın oluşmaya başladığı dönemlerdir. Katarakt nedeniyle iki kez ameliyat olan Monet' in bu süreç içersinde yaptığı resimlerde kırmızı tonun hakim olması hastalığın etkisiyledir..

Onun resimlerinde gerçekten büyülü bir atmosfer gizlidir. Tamamiyle kendine özgü fırça darbeleri insanı gerçeklikten uzaklaştırdığı gibi bir rüya alemine sürükler.

Oldukça ilginç bir karakteri olan Monet'i resimleri ve çiçekleri dışında kimseyi ve hiç bir şeyi önemsemediğini biliyoruz. Hatta bunların içine eşi, çocukları da girebilir.



Doğa, özellikle çiçekler ve resim onun en büyük tutkusudur. Resme karşı öylesine büyük bir tutkusu vardır ki bu tutku kendisine dahi acımasız olmayı zaman zaman beraberinde getirebilmiştir.

Daima yaptığı resimlerde her zaman bir eksiklik hissedip, asla yaptıklarıyla tatmin olan bir yapı sergilememiştir. Hatta ileriki yaşlarında yaptığı her resimden nefret edip, girdiği bir sinir krizi sonucunda onları yok etmeye kadar gidebilecek boyuttadır.

Özellikle manzara resimleri Monet için son derece önemlidir. Çünkü bu manzara resimlerini yaparken ışık faktörü son derece önemli olup aynı yeri defalarca farklı ışık koşullarında resmeden bir ressamdır.



Sanırım 'ışığın mızmız ressamı' diye adlandırılmış olması boşuna değildir.

Bana göre ise, resimlerine bakarken içinde olduğum ortamdan kurtulup, zaman zaman olmak istediğim yerde olmamı sağlayan ressamdır. Kendi gerçekliğimde kaybolmamı sağlayan büyük bir usta...

Multimedia




sanem ucar 17.06.2010

Onun aynı mekanlarda farklı ışık koşullarında yaptığı resimlerden bazı örnekler...




merve utandı 18.06.2010

Çok sevdiğim bir ressam hakkında sayenizde öz ama akılda kalacak önemli bilgileri öğrenmenin mutluluğuyla resimleri tek tek inceledim..

Claude Monet nin aynı çalışmalarının farklı zaman dilimlerinde büründüğü halleri fırçasına yansıtışından etkilenmemek mümkün değil....Teşekkür ederiz...


sanem ucar 21.06.2010



Güz

Yapraklar düşmede bilinmez nerden,
Gökkubbede uzak bahçeler bozulmuş sanki

Yapraklar düşmede gönülsüz

Ve geceler ağır dünyamız kopmuş gibi yıldızlardan

Kaymada yalnızlığa
Hepimiz düşmedeyiz, şu gördüğün el düşüyor

Nereye baksan hep o düşüş

Ama biri var ki bu düşenleri tutuyor yumuşak ve sonsuz.


Rainer Maria Rilke





Yalnızlık

Yalnızlık bir yağmura benzer,
Yükselir akşamlara denizlerden

Uzak, ıssız ovalardan eser,

Ağar gider göklere, her zaman göklerdedir

Ve kentin üstüne göklerden düşer.

Erselik saatlerde yağar yere

Yüzlerini sabaha döndürünce sokaklar,

Umduğunu bulamamış, üzgün yaslı

Ayrılınca birbirinden gövdeler;

Ve insanlar karşılıklı nefretler içinde

Yatarken aynı yatakta yan yana:
Akar, akar yalnızlık ırmaklarca.


Rainer Maria Rilke

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.