14 Ekim 2011 Cuma

Daha!...




Tatillerin insanın ruh sağlığında nasıl bir etkisi vardır bilemiyorum ama beden ne istediğini gayet iyi biliyor.Uzun ve yorucu bir dönemin arkasından tatil dönemine girdiğim ilk iki gün doğal gereksinimlerin dışında yaptığım tek şey uyumaktı...

Yanı başımda duran saatin alarmına şöyle göz ucuyla bakarak; "istediğin kadar çalabilirsin ama bu sefer kontrol bende, istediğim zaman kalkacağım "demenin mutluluğunu anlatabilmenin kelimeleri yok benim için.

Yine aynı şekilde ayaküstü yapılmayan bir kahvaltının, demli çayını yudum yudum içmenin ve hemen arkasından kahvenle birlikte içilen o ilk sigaranın yarattığı keyfi de sanırım anlatamam.

Bu istediğin gibi yaşamak olgusunun en kısa sürede biteceğini bilmeme rağmen bir süreliğine dahi olsa zamanın hızını ya da akışkanlığını kendimin belirlemesi benim için tatil demektir.

Ne denli hızlı yaşadığımızın farkında mıyız acaba?

Sanırım evet, hemen herkes bir şekilde bu hızlı yaşamdan şikayetçi ama yinede önlenemez bir tutumla hızlı yaşam devam ediyor.Hep acelemiz var ve bir yerlere daima yetişmek zorundayız.Ve bu hızlı koşturmaca içersindeyken görmekle bakmak arasındaki farkı hala ayırt edemeden bodosloma yaşam yoruyor bizleri.Doğal olarak ertelenmiş hayatlar sürdüğümüzün de farkında değiliz bu sebeple.

İsteklerimiz ve arzularımız öylesine nicel olarak arttı ki bu 24 saatlik zaman dilimine sığamadığı için hayat 25. saatin peşindeyiz.Ve yaşamlarımızda eksik olmayan tek olgu "daha" olmaya başladı.

Derimiz kalınlaştı, hiçbir şeyi hissedemiyoruz artık.Hatta kabuklu böceklere benzeyip kendi kabuğumuzun içersinde yaşarken kalınlaşmış derilerimizle üstelik bir başkasını duyumsamak, algılamak gittikçe uzaklaşıyor alışkanlıklarımızdan.

Bu sebeple çevremizde olup biten tüm yıkımların pek bir önemi yok artık bizler için.Ölümler, katliamlar,aklımıza gelebilecek her türlü felaketler öylesine büyük bir hızla geçiyor ki gözlerimizin önünden. Tam üzülecekken başka bir üzüntünün varlığıyla üzüntümüzü bile yaşayamadan kanıksıyoruz her şeyi.

Hız her anlamda öldürüyor bizleri, ama hızdan fark edemiyoruz bile bu gerçeği...

Tatil anlarının en doğal yönlerinden biri de kurduğumuz hayallerdir." Her şeyi geride bırakıp çekip gidivermeli.Yaşadığımız her anın içinde olarak tadına vararak yaşamalıyız günleri." Kendimizden emin bu çok doğru cümleler beynimizde gelgitler yaratırken öylesine tutsak edilmişiz ki hız denilen bu olguya hayalin ötesinde bir ütopya olmasına dahi sesimizi çıkartamayacak kadar mahkumuz oysa.

Ne istediğini bilerek, istediği yaşamı süren cesur yürekler de yok değil hani. Onların yüzlerindeki tebessümü, onların gözlerindeki kararlılığı ve sürdürdüklerin yaşamın her saniyesini ayakta alkışlıyorum.

Kimler mi bunlar?

Yok mu bildiğiniz birkaç isim?...

Cevap gelmiyorsa beyninizin gizil köşelerinden hızın yoğun trafiğinde kaybolmuşsunuz demektir.

sanem uçar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.