14 Ekim 2011 Cuma

En büyük hatam




Bu yazının konu başlığına baktığımız zaman, bir çok şey düşünebiliriz. İster kabul edelim, ister etmeyelim, sanırım yaşamımızda en az bir kez aklımıza gelen bir başlıktır bu. Belki de daha çok, kimbilir...

Bu konunun kapsamındaki içerikler ise kişiye göre değişebilir. Ama ben her şeye rağmen insanoğlunun hemen hemen aynı hataları yaptığına inanıyorum. Düşünsenize ;

Bir insan, başına gelen türlü felaketlerden sonra suratını asmış, kendi iç sesiyle konuşuyor : " Sanırım en büyük hatam, bu dünyaya gelmek oldu...."

Yada, kendi becerilerinin farkında olmanın ötesinde bunun işe yaramadığını düşünen biri ise: " Galiba en büyük hatam, bu ülkede doğmak oldu......" diyebilir.

Önüne çıkan fırsatları değerlendirme de beceriksizce davranan bir başkası da: " En büyük hatayı bu işi kabul etmemekle yaptım....." derse hiç şaşırmam.

En çokta; " En büyük hatam, bu evliliğe evet demem oldu...." derse şaşırmam.

Bütün bunlar sıkça duyduğumuz hatalardandır. Ancak itiraf etmeliyim ki, gerçekten pislik olsun diye de yazmıyorum, büyük bir çoğunluğun bunları okurken " bende" dediğini duyar gibi olduğumdan, bunların çoğulluğu karşısında Türkçe biraz yanlış kullanılmıyor mu ? Benim hatam, sadece bana ait olmalı. Büyük bir oran aynı hatalara sahipse, bu; " hatam" olamıyor. " Hatalarımız " oluyor galiba..... İnanın emin değilim. Emin olmamak benim ülkemde en büyük gerçeğimiz.

Şu da var tabii.... Bütün bunlar yaşanırken insanların hemen hepsi, hata yaptığının farkında bile değil. Tam tersine gülümseyen dudaklarla adım atıyor hatalarına. İlerleyen zaman diliminde işler tersine dönerse, işte o zaman gülümsemeler yerini gözyaşlarına bırakabiliyor. Ben böyle hatayı, hata olarak kabul etmiyorum......

Hatam, sadece bana ait olmalı ve ben bunu yaşarken, tam o zaman diliminin içinde hata olduğunu kavrayabilmeliyim. Böyle bir şey olabilir mi acaba ?....Bana oldu !!!!!

Geçen gün, sıcak yaz aylarında bile soğuk sulardan nefret eden ben için bir kabus yaşanmaktaydı soğuk bir kış gününde. Yüzümü yıkamak için açtığım musluğumun sıcak su bölümünden buz gibi sular akıyordu. İster istemez, neler oluyor ? diye düşünürken, termosifona baktım.

Elektrikle çalışan sevgili termosifonum......

Görmeye alışık olduğum ışıklardan biri yanmıyordu. Bu bölüm ise, termostat bölümüydü. İnanın termostat nedir , ne işe yarar bilmem.Bu işin tamamiyle yabancısıyım. Ama ışık yoksa, hata buradan kaynaklanmalı diye düşündüm. Çözüm, uzman birine haber vermekti. Öyle de yaptım.

İyiki evde, GEREKLİ TELEFON NUMARALARI diye bir şey var. En yakın tamirciyi aramaya karar verip eyleme koyuldum. Aradığım kişi gerçekten hepimizin en çok duymak istediği bir ses tonuyla, son derece kibar bir sekilde açtı telefonu.

" Buyrun hanımefendi, size nasıl yardımcı olabilirim...."


Şimdi kim bu kibarlık karşısında mutlu olmaz ?. Bende mutluydum ve en mutlu ses tonumla ve de kibar olmaya özen göstererek cevap verdim:

" Teşekkür ederim.... sanırım termosifonumda bir bozukluk var"

Söylediğim sadece buydu. Karşımdaki kibar ses, aynı şekilde konuşmasına devam etti.

" Nasıl bir bozukluk var acaba hanımefendi ?...."

Doğal olarak durumu açıklamalıydım.

" Sanırım termostattan kaynaklanıyor....."

İşte olanlar ondan sonra oldu. Kibar ses hemen ciddileşti ve benim neredeyse yere düşmeme sebep olacak suçlayıcı, hatta azarlayıcı bir sese dönüştü.

" Nerden biliyorsunuz ?..."

Verecek cevap bulamadım. O an anladım ki bir hata yapmıştım. Hemde büyük bir hata ve bu hata sadece benim hatamdı, şimdilik.......

Önce kibar, sonra azarlayıcı ses, öğretici ses tonuyla konuşmasına devam etti:

" Suyun sıcaklığıyla ilgili bir problem mi var?....Yani suyunuz ısınmıyor mu ?....."

Hatamı anlamıştım. Ben böyle bir bilimsel kelimeyi nasıl kullanabilirdim, hangi hakla ?....

Benim söyleyebileceğim tek şey, suyun ısınmadığı olmalıydı, onun bilgi alanına girmeye ne hakkım vardı ? Bunun termostatla ilgili bir bozukluk olmasını sadece o söyleyebilirdi.

Hatamı o an içinde anlayabilmiştim. Her hata, ileriye atılan bir adımsa, çıkaracağım dersler müthişti. Bundan sonra bir şey isterken " Bilmiyorum " kelimesini kullanmaya özen göstereceğim.

Başım ağrıdığında ve doktora gittiğimde " Neyiniz var " sorusuna cevap vermek niyetinde değilim. Neden onun bilgi alanına gireyim değil mi ? Doktor değil mi zaten, o anlar.....

Biraz sinirlenebilir bu duruma belki ama yada başım ağrırken karnımı göstererek başımın ağrıdığını söyleyebilirim. Sevgili doktorumuz en azından " orası baş değil, karın..." diyerek durumu düzeltirken ona saygısızlık etmemiş olurum.

Ve en önemlisi; her gece yatmadan kesinlikle tanrıya dua etmeden uyumayacağım.

" Sevgili tanrım, her an büyük hatalar yapabileceğim bir ülkede yaşıyorum. Beni hata yapmayan kullarından et, sevgini ve rahmetini esirgeme üzerimden. Aklımı korumamda bana yardımcı ol.... Amin ."

sanem uçar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.