14 Ekim 2011 Cuma

İlizyon




Biliyormusun bir sevgilim beni "artık eskisi gibi neşeli değilsin " diyerek terk etmişti.Cümleleri bu kadar kısa ve net değildi lafı uzatmamasını söyleyerek kendisini güldürme görevimden istifa ettiğimi söylemiştim.

Son kez görmüştüm gülümseyişini ve her zaman çok özel olacağımı söylemişti bir de...

Komik bir tarafım olduğunu hep söylemişlerdir. Bana göre son derece sıradandı cümlelerim ama çoğu kişinin görmediği bir yanı görüp cümlelerimle ortaya koyduğumda hep gülümseme yayılırdı insanların yüzlerine ve arkasından mutlaka, "hay allah sen var ya..." cümlesi gelirdi genellikle. Ya da buna benzer cümleler.

Kimseyi güldürmek için kullanmazdım cümlelerimi oysa. Söylediklerimi bir başkasından duymuş olsam ben gülmezdim örneğin. Tam tersine hüzün kaplayabilirdi içimi.

İşte bu sebeple iç sesimle konuşmayı öğrendim. Zamanla da bu sesle sık sık konuşma alışkanlığı yabanileştirdi beni.İnsanların bu denli mutlu olabileceklerine hiç inanmadım aslına bakarsanız, ve söylenen her söze, her cümleye gülme ihtiyacının nedenleri üzerine kafa yormaya başladım.

İç sesimle konuştuğumdan rahatsız eden yoktu en azından ve bu sessizliği sevdim. İnsanların kahkahalarla güldüğü olayları bir kez daha anlattım kendime, tebessüm bile edemedim....

Kahkahalarla güldükleri şeyler tamamiyle gerçek olaylardı oysa, ve onları aktarırken güldürme amacıyla dökülmüyordu cümleler dudaklarımdan...

Bir ilizyondu bu, evet bir ilizyon !...

Ben mi ilizyondum onlar mı ? kavrayamıyordum...

İşte tam bu aşamada, sessizleştiğim dönem uzun sürmüşe benziyor ki sıkıldı sevgilim benden. Nedensiz sevilmelerin şarkılarda olduğunun en güzel kanıtıydı sanki duyduğum cümleler. Her şeyde, sevme nedenlerimizde de baş koltuğa kendimizin oturduğunu görmek şaşırtıcıydı.

Çabuk geçti şaşkınlığım, benim veya başkalarının ilizyon olup olmadığıyla ilgilenmiyordum, yaşamın tamamiyle bir ilizyondan ibaret olduğuna inanmaya başlamıştım artık.

En büyük darbeyi içimde volkanlar patlarken yaşama adapte olmak adına verdiğim savaşta aldığımı fark ettiğimde ipler çözülüverdi...

Sıkılmıştım bu ilizyondan ...

Bırakış o bırakış...

Ardından söyleneceklere hiç aldırmadan yaşamak seçimim oldu.

Sesim yok artık, sesimi kaybettim , konuşmak gerekmiyor ne güzel!

Bilinç ve insan olmanın koşulu oysa konuşmak,

İnsan olmak istemiyordum,

Sırtıma yüklenmiş kaf dağını bırakıp gökyüzüne süzüldüm....



sanem uçar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.