14 Ekim 2011 Cuma

En




İnsan davranışlarını en iyi yorumlayan ve analiz eden bilim kurumu dahi insanları anlamakta ve yorumlamakta yeterli olamayacakmış gibi geliyor bana.

"Kendini nasıl ifade edersin?" sorusu örneğin benim en çok zorlandığım konuların başında gelir.

Öncelikle insanların kendilerine karşı objektif olabilirliği tartışılabilir.
"Ben çok iyi biriyim" cümlesi içinde gerçeği barındırsa dahi barındırmama olasılığı da vardır örneğin.

Hiç karşılaştınız mı "ben çok iyi biriyim" diyen birisiyle?

Ben karşılaştım ve ilk tepki olarak söylenene inandım, çünkü insanın kendi kendisine yalan söyleme olasılığı benim dünyamda rastlanmayan bir özelliktir.

"Siz iyi birimisiniz?" diye bir soruyla karşılaşmış olsam vereceğim cevap bellidir.

Hem evet hem hayır, öncelikle insanım ve bir insanın olabileceği kadar iyi ve kötüyüm aslında. Göreceli bir kavram olduğundan iyilik yada kötülük verebileceğim net bir cevap olamaz bunda.

Bazen nefret duygusu duyuyorum örneğin, ve bu duyguyu frenleyecek etmenlere sahip olmamış olsam çok kolaylıkla katil olabilecek bir özelliğe sahip olabileceğim anlar yaşadığımı biliyorum.

Karşımdaki insanın küçük oyunlarını görebildiğimde ise, normalde dürüstlük prensibim olmasına rağmen iç benliğimdeki bir dürtü onunla oyun oynamaya davet ediyor beni , dürüstlük prensibimin dışına çıkarak hiç dürüst olmayan tavırlarla karşımdakinin adileşebildiği oranda bende adileşebiliyorum. Ve doğal olarak karşımdakini sinir ettiğimi hissedebiliyorum. Ne çok keyif alıyorum bu durumdan ne de üzüntü aslına bakacak olursanız ama keyif hanesi küçük bir gramajla öne geçebiliyor.

Yalana yalanla, dürüstlüğe dürüstlükle karşılık veriyorum çoğunlukla. Saygı duyulmayı istemek, sevilmeyi beklemek gibi bir duyguyu pek taşımıyorum ama anlaşılamamak belkide kabulde en çok zorlandığım konuların başında geliyor. Çünkü kendimi ortaya koyarken kendimle ilgili yalanlara hiç baş vurmamış olmam karşımdakinin anlayışsızlığı karşısında beni deli etmeye yetebiliyor.

İşte bu anlarda benden hiç beklenmeyecek davranışları görebilme olasılığı oldukça fazla olabilir. Yeterince kötüyüm açıkcası.

Kötü olarak anılmamı sağlayabilecek başka özelliklere de sahibim. Unutmama gibi bir alışkanlık zaman zaman beni oldukça kötü bir insan yapabiliyor.

Bir çok anlamda bana muhteşem bir kolaylık sağlasa da bu özellik bazen zor anlar yaşamama etken olabiliyor.

Okuduğum bir satırı, gördüğüm bir resmi, duyduğum bir müziği, hissettiğim bir kokuyu seneler sonra dahi anımsayabilirim. Ama çoğunun normal hayatında unutmuş olduğu bir söz yada bir tavır benim beynime kazınmıştır ve yeri zamanı gelince kullanılır.

"Bağışlamak" erdemdir çoğunluğa göre ama ben bağışlamam

"Affetmek" büyüklüktür yine ama ben çok küçüğüm bu koşulda...

Eşitliğe inanmam ve eşitliğin en büyük eşitsizlik olduğuna inanırım üstelik.

Aman tanrım ne kadar adiyim!

Çok ta iyi taraflarım vardır. Örneğin hakkımda yapılabilecek eleştirilere en ağır hakaretlere bile kızmam. Karşımdakini önemsemediğimden değil, herkesin kendine özgü bir bakış açısı olabileceğine olan inancımdandır.

Çok samimiyim, biri kalkıp çoğunluğun kavga gürültü çıkarabileceği bir tanımlamada ,örneğin; "sen bir orospusun" dese bana, "vardır kendince bu şekilde düşünmesini sağlayacak bir yanım" diye içimden geçiririm.

12 eylül üzerimizden geçtiği için kazanılmış alışkanlıklarımızla, yanlış anlaşılmak pahasına dahi olsa kendimi aklamak adına dışarıdan görülen yanlışları düzeltme ihtiyacı duymam.

Susmayı çok iyi bilirim tüm konuşkanlığıma rağmen.

Savaşım ve mücadelem asla kişilerin kendileriyle olmaz. Bu kişiler inandığım değerlere karşı bir duruş sergiliyorsa görevini yerine getirmek gibi bir davranış şekli benimsediğimden bu alışkanlığımdan vaz geçmem...

Bunlar çoğaltılabilir ve ortaya hem iyi hem kötü bir insan çıkar doğal olarak.

Anlayamadığım şey ise, artık günümüzde heryerde, her koşulda aranan ve istenilen özelliklerin uç noktalara varmış olması sebebiyle belki herkes "en"

Ve herkes kendisinin "en" olduğu konusunda emin. Zaman zaman mutevazi cümleleri kullanmaları esnasında bile kendilerine yalan söylediklerinin farkına varmadan "en "lerine inanmaya devam ediyorlar.

Zeki görünmek isterken en aptalca duruma düşüyorlar

İyi insan görüntüsü çizerken iç dünyalarında kopan fırtınalardaki nefret hissedilebiliyor.

İyilik yaptıklarını düşünürken kötülüğün çarkında boğuluyorlar farkında olmadan

vs. vs...

Ve hala "en " diye bekleyiş içersindeler ve duruş biçimindeler...

Yok ben sadece insanım, doğal olarak biraz eğitilmiş tarafımla hayvansı yanlarımı gizleyen ama çoğunlukla ortaya dökenlerdenim...

sanem uçar

1 yorum:

  1. sudaay 09.08.2010

    Okuduğum kitapların birinde vardı;

    Birisini suçlarken nasıl bir tavır takınırız; işaret parmağımızı
    suçladığımız kişiye doğru uzatarak sallarız değil mi ; şimdi
    birini suçluyormuş gibi parmağınızı uzatın, bakın bakalım
    diğer üç parmak kimi gösteriyor ; tabi ki kendinizi !!!
    ...

    İnsan doğasının yaşamını
    karşıtlıklar olmaksızın sürdürebilmesi olanaksızdır...
    Bence günümüz insanı bunun dengesini kuramıyor
    içinde yaşadıkları sosyal çevre, koşullar hep kötü olmaları
    gerektiğini fısıldıyor-ve insanda bu sese kulak veriyor.
    ...

    Maharet, insani olan her duygunun hepimizde mevcut olduğunu
    bilmek "sen adiysen ben de adileşebilirim" i farkettiğimiz an
    adilik bizden uzak duracaktır..

    Sanem öyle konular seçiyorsun ki aslında binlerce sayfa
    günlerce konuşma yapsan bitmeyecek gibi geliyor insana..
    Bildiğimiz ama kendimize bile itiraf etmediğimiz şeyleri afişe ediyorsun:)




    songül 11.08.2010

    bu kadar güzel kaliteli yazıları herkez görmeli...

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.