16 Ekim 2011 Pazar

Mahsun Kırmızıgül-Güneşi Gördüm



- Bütün kardelenler canından olacaklarını bile bile güneşi görüp o "Dakka" ölürler.
- Memleket isterim gök mavi dal yeşil tarla sarı olsun.
- Memleket isterim ne başta dert, ne gönülde hasret olsun. Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Mahsun Kırmızıgül’ün sıra dışı ve gerçek hikâyelerden yola çıkarak yazdığı ve yönettiği bu film ülkenin son 25 yılda yaşanan gerçeklerini anlatıyor. 12 Martta sinema severlerle buluşacak olan bu filmin büyük ses getireceğini düşünüyoruz.



Yapımcılığını Murat Tokat’ın üstlendiği, çeşitli sosyal kategorideki çocukların dramını anlatacak olan filmde, 6 çocuk üzerinden yola çıkılarak ülkemizde zorda kalan milyonlarca çocuğun sessiz çığlıklarına kulak veriliyor.

Filmin çekimleri Norveç Danimarka, İsveç ve Türkiye’de yapıldı. Türkiye’deki çekimler ise İstanbul ve Kars’ta gerçekleştirildi.


Orijinal Adı: Güneşi Gördüm

Filmin Türü: Drama
Yapımcı: Murat Tokat
Senaryo ve Yönetmen: Mahsun Kırmızıgül
Görüntü Yönetmeni: Soykut Turan
Sanat Yönetmeni: Veli Kahraman
Müzik: Mahsun Kırmızıgül, Yıldıray Gürgen



Hikaye:

Mayınların arasında doğuda bir sınır köyü.
25 yıldır iki tarafın arasında kalan çaresiz insanlar.

Zorunlu göç uygulaması nedeniyle , doğup büyüdükleri topraklardan, köylerinden ayrılmak zorunda kalan Altun aileleri, köklerinden koparak bir bilinmezliğe doğru yola çıkarlar.

Davut Altun ,ailesi ile birlikte kaçak yollardan da olsa en kısa zamanda Norveç’e gitmek istemektedir.Haydar Altun ve ailesi için ise göç yolu İstanbul’a doğrudur.

Yolculuk başlamıştır.

Bitmek bilmez fırtınalardan geçip gelmiş, yollarını kaybetmiş, çaresizce bir çıkış arayan insanların, kendi güneşinden koparılmış ve geleceğin bilinmezliğinde kaybolmuş çocukların bir göçün hikâyesidir.

Her türlü ayrımcılığa ve ötekileştirmeye karşı duran, savaşın, kavganın, kendine benzemeyeni hor görmenin sorunun ta kendisi olduğunu söyleyen bu filmde anlatılan; Memleketimizin, Türkiye’nin hikâyesidir.



Sanem Uçar 16.03.2009

Öncelikle söylemek isterim ki sosyal duyarlılık adına özellikle bugünkü nesnel koşullarda güzel bir adım Mahsun Kırmızıgül' ün yapmaya çalıştığı.

Filmde bir çok konu birden anlatılmaya çalışıldığı için yine her zaman olduğu gibi konunun içine giremiyorsunuz ne yazık ki...

Bu ülkede özellikle sinemacılar için öylesine çok malzeme var kii, bunun gerçeğinde olmak beni incitiyor. Ne yazık ki film de onca konunun arasında verilmek istenen duygu ve düşüncenin saflığına erişemiyorsunuz.

Hepimizin orada burada, konuştuğu genel cümleler halinde bir tekrar gördüğünüzde ise ister istemez kızıyorsunuz. Çünkü filmi izledikten sonra anlatılmaya çalışılan gerçeklerin içinde kaybolabilmenize olanak sağlanmamış. Sizlere yeni bir şey vermiyor.

Ötekileştirmek, ayrımcılık gibi son derece önemli konunun sosyolojik irdelenmesi kesinlikle yok. Ya da psikolojik çözümlemeleri.

Kesinlikle engellilerle ilgili ayrımcılığa yada ötekileştirmeye yer verdiğine katılamayacağım. Yanından bile geçmemiş bu anlamda engellilerin. Sadece bir mayına basarak bir bacağını kaybetmiş bir gencin mutluluğu var tam tersi olarak. Ki o genç halay çekebiliyor, futbol oynayabiliyor ve yüce Norveç devleti bir bacak vererek yürüyebiliyor.

Mutlu....

A aaa evet travestilerin yaşamlarının zor koşulları ve bu anlamda ayrımcılık ve ötekileştirmek son derece yoğun olarak sahnelenmiş filmde.

Kısacası iyi niyetle yapılmış ama yeni bir şey katmayan bir film olmuş.

Bu arada müzikler oldukça güzel...

Oyuncular bana göre son derece başarılı.

Keşke güneşi görebilseydik, parçalı bulutluydu hava benim açımdan filmde.



Titus Andronicus 25.05.2009

Affınıza sığınarak bu film hakkında düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.Bildiğiniz gibi o kadar çok reklamı yapıldı ki bu filmin Mahsun Kırmızıgül müzik açısından hiç dinlemediğim ve dinlemeyeceğim bir sanatçı olması sebebiyle diğer filmlerini de izlememiştim. Fakat arkadaşlarımın baskısıyla bu filme gittim.

İyi ki gitmişim diyorum:)

En azından önyargılı gibi algılanan davranışlarım arkadaşlarım tarafından bana özür olarak geri geldi. Çağımızın yeni Yılmaz Güney i yerine konulan Mahsun Kırmızıgül ün bu filmi bir çok anlamda çok kötü bir film.

Her türlü ayrımcılığa karşı çıktığını belirterek güzel şeyler yaptığına inanan sanatçımız için bazı filmleri önermem gerekecek.

Mesela; Sean Penn in başrolünü oynadığı ve gerçek bir öyküden yola çıkılarak yapılmış MİLK filmini seyretmesi gerekiyor. Eğer eşcinsellerin ayrımcılığa uğradığını düşünüyorsa ve bu anlamda bir mesaj vermek istiyorsa bu film son derece uygundur.

Yine izin verirseniz söylemek zorundayım ki filmde özellikle bu tema ağırlıklı olarak işlenmiş. Filmin kahramanlarından biri yıllarca içinde yaşattığı eşcinselliği İstanbul a gelince yaşamaya başlıyor.Kardelenlerin karın altından büyük bir çabayla yol açıp güneşle buluştuğu andan itibaren yok olmasını sembolik olarak filmin sonunda görüyoruz. Olsun diyor eşcinsel kahramanımız, önemli olan kardelenler için güneşi görmektir.Öleceğini bile bile kardelenler karı delerek başlarını uzatırlar.

Filmin adı bu öyküden yola çıktığından aslında bu film eşcinsellerin ayrımcılığını anlatıyor diyorum.

Ah keşke anlatabilmiş olsaydı diyorum işte bu aşamada.Bu sebeple de MİLK filmini izlemesini isterdim diyorum.

Mücadele kim olursak olalım nasıl verilir in, normal ve anormal algılanışının işimize geldiği gibi yorumlanmasının, duyulan acıların gerçek insani boyutunu hiç sulandırmadan, arabeskleştirmeden anlatılışının en güzel öykülerinden biri bu film.

Güneşi görememekte haklısınız:)


Filmle ilgili Multimedia


1 yorum:

  1. Oya Tekin 15.03.2009

    Açıkçası Mahsun Kırmızıgül hakkında baştan ön yargılarım vardı. Bunun dışında da politize edilmiş olabileceğini düşünüyordum filmin. Ama dün gördüm ki düşüncelerimin tamamında yanılmışım. Mahsun çok iyi bir yerden yakalamış ve senaryolaştırmış konuyu.

    Temelinde göç konusunu ele almış gibi gözükse de ötekileştirmenin toplumda engelliler-travestiler ve Kürtler üzerinde yansımaları üzerinde belirgin bir şekilde durulmuş. Göçün aidiyetsizliğini çok ince noktalardan işlemiş. Zorunlu göçe itilişin bugününü, 80 öncesini ve yarınını farklı noktalarıyla ele almış. 25 yıllık kavganın trajik öyküsünü anaların yüreklerinde ki ateşle çok güzel ele almış. Beni etkileyen birkaç nokta oldu filmde bunları uzun uzun yazacağım daha sonra. Şu an kısa bir girişle filmi henüz izlemeyenlere izlenimlerimi aktararak izlemelerini tavsiye ediyorum.

    Günümüzün en önemli sorunu olan ateşin artık düştüğü yeri değil her yeri yaktığı bu konunun politize edilmeden işlendiği bu filmin önemli ölçüde ses getireceğini düşünüyorum. Şimdilik filmden kısa izlenimlerimi verdim. Ama emin olun film de işlenenler bu kadar kısa değil

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.