14 Ekim 2011 Cuma

Murathan Mungan



Murathan Mungan kadınlar tarafından çok sevilen kökleri Mezopotamyalı edebiyatçılarımızdan. Lakin önemli edebiyatçılarımızdan. Edebiyatçılarımızdan diyerek özellikle altını çiziyoruz çünkü nedense yazarımız çoğunlukla şiirleriyle tanınır.

Oysa yazarımızın o kadar çok eseri vardır ki. Evet, 80 sonrası Türk şiiri içinde çok önemli yer tutan bir yazar olmuştur. Ama onun çok önemli öyküleri ve oyunları da vardır. Nedense bunlar gözden kaçsa da bilinen gerçek şudur ki; bu Mezopotamyalı daha çok bizlere Mezopotamya gibi uçsuz bucaksız ve düşündüren eserler sunmaya devam edecektir. Mavi okyanuslar kadar derin, bir gerdanlık gibi ince ince ruhumuza sessiz sessiz işleyecektir.


Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır anlamları, önemi kavranır.
Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini kazanır.
Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır.
Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık
Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan
Her şeye iyi gelen zaman sizi kanatır...


Ne güzelde söylemiş değil mi Mungan? Bu şiirini bilmeyeniniz yoktur elbet. Madem Edebiyat köşemize konuk ettik kısa da olsa bir dörtlüğüne yer verelim değil mi?




"Söz Vermiş Şarkılar" albümü size neyi çağrıştır bilemeyiz ama bize Murathan Mungan'ı çağrıştırıyor. Çünkü bu derleme albümde yer alan tüm şarkı sözleri ona aittir.

"Maskeli Balo, Aşk Yeniden, Kimdi Giden Kimdi Kalan, Sesler Yüzler Sokaklar, Olmasa Mektubun, Telli Telli, Göç Yolları, Bir Kadın Nasıl Döner Köşeyi" Bu saydıklarımız albümde yer alan sadece birkaç eseridir.

Mezopotamya üçlemesinin bir parçası olan Mahmud ile Yezida. l980'de yayımlayan yazarımızın ilk kitabı, aynı zamanda ilk oyunudur.

- Bu nasıl sevda hakkidir ki ölümle ödenir Yezi'da?
- Bu nasıl törelerdir ki sevdayı ölümle ödetir ana?

Müslüman Mahmud ile Yezidi Yezida'nın törelere karşı gelen aşkını anlatan Murathan Mungan'ın bu eseri Mezopotamya'nın acı gerçeklerini içler acısı şekilde ortaya döker. Törenin sadece bir yüzü işlense de bu oyunda yazarımız diğer yüzlerini anlatmaktan yılmamıştır.

"Töre demek ölmektir, öldürmektir. Ve kaderin kervanında hüküm yürümez."

Üçlemenin ikinci halkası olan Taziye'de böyle der töre için. Mahmud ile Yezida'nın insanca söyleminden uzak keskindir Taziye'nin söylemleri. Töre'nin keskin yüzü gözler önüne serilir. Ölüm en soğuk haliyle vurgulanır.



Üçlemenin son serisi ise "Geyikler Lanetler"dir. Murathan Mungan'ın ilk aşkının Geyik olduğunu bilir misiniz bilmem? Bu hikâyenin masalsı anlatımına bakılınca insan bir an düşünmeden edemiyor çocukluğunda yaşamış olduğu hikâyenin etkisiyle mi yazıldı diye?

"Suyun toprağa değdiği yerde başlar bu efsane, kimi der; bin yıl önce, kimi der; efsunlu zamanlarda, kimi der; geçenleyin, kimi der; düşümde. Sözün kısası; işte size seyirlik bir hikâye. Öyle bir hikâye ki, geyikleri ve lanetleri anlatır; kaldırın geyikleri, kaldırın lanetleri, geriye hayatımız kalır. Hayatımız dedikleri nedir ki zaten? Tarih nedir? Zaman nedir? Bir tek zaman vardır Asya'da; geniş zaman. Geçmiş de, gelecek de, şimdi de geniş zamandır. Burada, bir kavmin dört kuşaklık bir hikâyesi resmedilmiştir. Her oyun bir yazgıdır. Herkes oyununda kendi yazgısını oynar, ya da oyunu yazgısı olur diyelim."


"Ve biz gidiyoruz, kuma inanıyoruz, kumun zamanına, kumun saatine inanıyoruz. Kumlara gömülenlere de, bir rüzgârla kumların altından yeniden görünenlere de inanıyoruz. Ve o zaman şimdi olduğu gibi gidiyoruz. Size bu rüzgârı ve kumları bırakıyoruz. Biz gidiyoruz."

Ölüm, kan, töre, gelenek... hepsi iç içe olan bu eserin masalsı edası zamanın belirsizliği bizlere bırakılmıştır. Gerçek mi, düş mü?

Ortadaysa geçerli olan tek bir sonuç vardır, tıpkı yazarın dediği gibi: "... sevda dedikleri böylesine bir körlük olmasaydı eğer, doğruluğu nerede kalırdı onun?"

Evren, Murathan için de bir sırlar yumağıdır. Zaman zaman bu durumdan yakınma vardır, zaman zaman mutlu yorgun bir memnunluk bunu eserlerinin içine girince onunla birlikte hissedebiliyorsunuz.

Murathan Mungan'ın eserleri için güzeldir demek yerine insani'dir demek daha doğru bir söz olur. Her eserini tek tek işlemek sayfalara sığmaz. Onu anlamaksa onun gezegeninde ki dili anlamakla başlar.

Söylenecek çok laf, yazılacak çok kelime var. Her biri kendi içinde onca eserini anlatmak belki bu zamana sığmadı ama burada da bitmedi. Biz ansiklopedik bilgilerle tanıtım yapmanın sanatsever olarak sanatçılarımıza saygısızlık olduğunu düşünüyoruz. Şimdi burada eserleri, oyunları, biyografisi diye aktarsaydık onu ve eserlerini anlamamız mümkün olur muydu? Ya da metalik soğuk bir etkiyle bildiklerimizi yinelemekten başka neye yarardı? Sanat eğer sıcaksa içi de sıcak olmalı elimizden geldiğince sıcak tutmak istedik bu soğuk kış günlerinde. Bu yüzden edebiyatçılarımızdan en sıcak olanını sıcak diyarların sert toprakların usta kalemini seçtik. Ve insanı en iyi anlayıp, ifade edenini.

Sizin de Murathan Mungan için söyleyecekleriniz varsa buyurun yorumlara...

Murathan Mungan Eskidendi Çok Eskiden




Bir edebiyatçıyı değerli yapan, satırları arasında kaybolabilmektir. O satırların arasında kendi öykümüzle bire bir özdeş olmasa da dokunabilmesidir ruhlarımıza. Hiç bir öğretiyi salt öğretme maksadıyla ortaya koymayıp kendi yolunu bulabilmene ışık tutabilmesidir.İşte bunlar yazan takımından kişiyi birden bire yazar katına çıkaran en önemli etkenlerdir.

...

"Siz ey! kimliklerini maskelerine gömenler..." "...başkalarını giyinmekle başlar cinnet..." "...haydi gidin aynalara gömün maskelerinizi..." "...kendinden başkasını kuşanma sakın "yol senin, iz senin, menzil senindir..."

Bu satırları okurken, gizli bir elin, elinizi tuttuğunu hissedersiniz.Tek başınalıkla yalnızlığın farkındalığında, yalnızken dahi ne denli çoğul olduğunuzu hissedersiniz.

...
yağmur herkese yağar güneş ısıtır herkesi mevsimler herkes içindir yalnız çığ altında kalan sele kapılan her zaman birkaç kişi herkes içindir aşk da ayrılık da yalnızca birkaç kişi ölür acıdan eskiden ölümle tartılırdı ayrılık kiminin hayatı yalnızca unutkanlıktan her şey, herkes için değildir oysa kimi hiçbir şey öğrenmez karanlıktan yalnızlığı kullanmayı bilmez kimi kimi ayrılamaz karanlıktan yağmur herkese yağar ama çok az insan tutar yağmurun ellerini onca şarkı onca film onca roman ama sevmeye yetmez herkesin kalbi çığ altında kalan sele kapılan aşktan ve acıdan ölen birkaç kişi dünyayı başka bir yer yapmaya yeter aslında onların hikayesidir anlatılan diğerleri dinler, seyreder, geçer gider geçer gider herkes hikayelerdir geriye kalan...

Hiçbir yazısında, hikayesinde kişiyi hedef alan aşağılama olmadığından her satırında yanı başınızda duran bir dosttur Murathan Mungan. Sadece kulağınıza içinizi ısıtan sözcükler fısıldamaktadır. Ama aynı kişi şiirsel yaklaşımın dışında her türlü konuda son derece bilgili ve doğru sözcükleri de söyleyendir.




"Eylül benim için hep yaz tatilinin bitip de okulların açıldığı ay olmuştur. 12 Eylül'ün karanlık imgesi bile bende değiştirmemiştir Eylülün anlamını. Okul yıllarımdan kalma bu köklü çağrışım, sonrasında da bütün bir hayatı öğrenci gibi yaşadığım ve kendimi hiç mezun etmediğim gerçeğiyle bütünleşerek yaşamımı ele geçirmiş olan bir ruh halinin ifadesidir.

Gündelik hayatın ritüeli de Eylül'e bir sezon başlangıcı duygusu kazandırır. Dükkânlar, vitrinler, otobüs durakları, her zaman birkaç yaprak, ilk yağmur, ilk ürpermeler... Eylül'le birlikte bu yaz nelerin olmadığını düşünürken, aslında hayatımızda da nelerin olmadığını düşünmeye başlarız. Ne yaşanırsa yaşansın her hayat, sahibine olmamış bir hayat gibi gelir. Sanki her şeye asıl bu Eylül'le birlikte başlanacaktır."

Nasılda kolaylıkla dökülüyor tüm kelimeler, en basit haliyle yüzümüzde yansıttığı tebessümlerin arasında gerçekliğine dönüveriyor. Bambaşka bir alem, onun kaleminden yansıyanlar gerçek bir büyülü dünya. O kelimelerin kurgulanışında masaldan öte bir şey var işte!

"Anlatsam inanmazlar oğul, masal derler; Masala inanmazlar, masalı yalnızca dinlerler, sanki hakikati bilirmiş gibi, sanki hakikatin sırrına ermiş gibi, masala inanmayan gerçeğe inanır mı?”


Murathan Mungan'ın cesaretini seviyorum. Zaten bir edebiyatçıyı benim için özel kılan cesaretidir.Onun şiir kitaplarından “Erkekler için Divan” en cesur şiir kitaplarından biridir.

Bir fenomene dönüşmüş şiirlerdir onlar. Şiirler genellikle okunur ve bizde asılı kalanlarla hayatımızdaki yerini bulur. Ancak bu şiir kitabı ve şiirler uzun süre konuşuldu ve tartışıldı. Konuşulmaya ve tartışılmaya da devam edecektir.

Geleneksel bir tarafı varmış gibi gözükse de şiirler öylesine çağdaş ki…İşte Murathan Mungan'ın belki de diğer yazarlardan ayrılabilen en belirgin özelliklerinden bir tanesi de bu. Geleneksel tarzı kullanarak yenilikler yaratabilmek….

Ketumaşıkken tamamlanır
düşmanken yarım kalan
tehlike
ketum hançer, çiği rüzgar
künyendeki kaza benim
adım
yatışmaz artık içimde başlattığım hikaye
ben her yerden aşka
çıkarım
ırsidir aşk
babadan oğula geçtiği gibi
geçer bir aşktan diğerine
ruhumu beklet, dağı ertele
dönülmez sözler verdim
döndüğümde çaresine
bakarım


Ödünç Hançer Öldürmez Beni

bir küfür gibi kara
kayış dilini ver
binlerce kez açıklasam da
dilini çözemediğim ihanet
gel bir daha bende dene kendini
ne sen öldürebiliyorsun beni bu cenkte
ne ben yenebiliyorum seni
yazıldığın mevsime çok su ver kendi izinden
giden yolları suçlarından arındır
arkanda kaldı seni ilerde bekleyenler
unutkan şiirler, kopmuş alıntılar
hiçbir zaman kullanamadığın hatıralarla
kendine yazdığın yaşam öyküsü!
ah, bu kadar aşk herkesi yanıltır
gelme üstüme
boşalmış yeminlerin bileği
ben sandığın sözcüklere vuran aksimdir
ödünç hançer öldürmez beni
ya başka bir silah seç kendine
ya bırak başkasının ellerine
ölüm aşkın işidir
kork benden sevgilim
ahretin olurum senin
bu kadar çok seven öldürmesini de bilir
ben seni
çok yanılmış kalplerin sağlamlığıyla sevdim
gücümdü güçsüzlüğüm
ey, izini sürdüğüm ruhumdaki kara gölge,
büyüttüğüm oğullarımı bir bir elimden alan hayat
yanıltma beni, beni bana yakıştır
son darbeden önce ilk sözü söyleyemeyen!
kolay değil ödenmiş hayatın katili olmak
kör eder hançerini içimin gücü
ölümü göze alan yaşamasını da bilir..


Yaz Bitti

yazın bittiği her yerde söylenir
söylenmeyen şeyler kalır geriye

ve sonra hiç bir şey olmamış gibi
ağır, usul bir hazırlık başlar
uykuya benzer yeni bir mevsime

orda burda,ev içlerinde,kır kahvelerinde,deniz kenarlarında
incelen yazın akşam esintilerinde
zaman usulca sıyrılır aramızdan
ta içimizde duyarız gelecek günlerin geçmişini
başka ne gelir elimizden
büyük bir uzaklığa gülümseyerek
geçiştiririz
ıskaladığımız şeyleri

yatıştırıcı rüzgarlar
dışavurur içimizdeki lodosu, poyrazı, günbatımlarını
saklar bizi
gözlerimizdeki hüzne dinginlik adını verir
seni iyi gördüm diyenler
biz de iyi hissederiz kendimizi
elimizden başka ne gelir ki?

köşe başları, akşamüstleri,kokular
tozar gider zamanın boşluğunda
karışır anların kuytu belleğine
belki sonraları bir gün
hatırlanır aynı kederle
yazın bittiği her yerde söylenir
söyleyenler inanır bir şeylerin sahiden bittiğine
yaz biter
eskir geceler,serin,hüzünlü
yeni mevsime hazırlık: ömrün teyel yerleri
bir yanı telaş,bir yanı ürperten yaz sonu ikindileri
çıkarır sizi dalgın derinliğinizden
yaşadığınızı duyarsınız teninizde
bir zamanlar okumuş olduğunuz kitapları özlersiniz
sıcak odaları, beyaz, temiz yastıkları
ahşap panjurları
yaz bitti
bitmeyen şeyler kaldı geride

yaz bitti
yaz bitti
yüksek sesle söylüyorum bunu kendime
her yerde söylendiği gibi
yaz bitti
yaz bitti
hiç bir şey hiç bir şey
hiç bir şey
yalnızca üşüyorum şimdi...


Murathan Mungan söz konusu olduğu zaman genelde şiirlerinden ve destansı hikayelerinden söz ettik.

Ancak ben Üç Aynalı Kırk Oda adlı hikaye kitabının üzerinde biraz durmak istiyorum.

Çünkü bu kitap bir çok özelliğiyle tüm kitaplarından oldukça farklı bir yapı gösterir. Hiç alışık olmadığınız bir Murathan Mungan görürsünüz o kitapta.

İnanılmaz bir mizah anlayışıdır bu.

Yani kitabı bir cafede kendi başınıza okurken sizi görenler "aman yarabbim, zavallı, kendi kendine neden güler acaba? " çok kolaylıkla diyebilir ve bir anda "deli " muamelesine tabii tutulabilirsiniz.

Bu kitaptaki; Alice harikalar diyarında adlı öyküyü okumanızı öneririm.

Bu nasıl bir kurgudur, yani nasıl bir zekadır aynı zamanda. Sıradan bir çocukken büyüyen ve annesine benzememek için evini terk eden Alice in başından geçen komik öykülerdir bunlar. Hani allah "ya kulum , yürü!!" der ya bazen, işte Alice'de bu kıyağı geçmiştir ve onu büyük bir rock yıldızı yapmıştır.

Tabii bu hale gelene kadar başından geçenlerin traji komik öyküsünü Murathan Mungan' ın kaleminden okuyacaksınız.

Ve her rock yıldızı gibi Afrika'daki açlık çekenler için verdiği bir konserde uzaylılar tarafından kaçırılır.

Neden kaçırılmış, nereye gidiyordur, sonsuz saadeti bulacakmıdır?..... Bu soruları ister istemez bir çırpıda kendi kendinize sorarken karnınızı tuta tuta gülerken bulabilirsiniz kendinizi.

Bu denli iyi bir gözlem, ve aslında her kalıba girebilme sanırım Murathan Mungan'ın dehalığındandır.




Titus Andronicus 06.04.2009

Bende Murathan Mungan'ın son şiir kitabı"Bazı Yazlar Uzaktan Geçer" den hoşuma giden bir kaç şiiri ekleyebilir miyim?


Perde, Rüzgar

Perdeyi görünür kılan rüzgar
bize geçmişi aralar
bir anda koltukla kapı arasına sığar
zamanlar

zehirdeki tedbir
rüyasını bekleyen tabir
ne kadar geçse de
hiç geçmemiş gibi
hayat
ve hayal

dinmiş perde
ama içimde bir rüzgar
bir rüzgar



Bir Söz, Akşam

Gençlik icabı sever kimileri
film icabı sever
iniyor akşam gibi üstüme
Sokrates in bir sözü;
Kimse yaşlı bir erkek gibi sevemez.
Gençken anlayamadıkların
akşamın başlangıcı



Gözleriniz de


bir anıyı görmeye gittiğinizde
neye dokunursanız canınız acır
araya giren zamanın merceği
kanayacak kadar
saydamlaştırır her şeyi
yakınlaştırır

gözleriniz de eliniz kadar uzaktır artık
geçmişe bir türlü varamazsınız

gözlerin inandıramadığı zamanlar
uzaktı, uzaksınız



Sanem Uçar 09.04.2009

Murathan Mungan ın son şiir kitabı bir parça alıştığımız Murathan dan farklı bir çizgiye sahip. Yine sözcükler tam kıvamında, sarıveriyor insanı bir anda, biraz daha mı gerçekçi ne?


Bilmez mi

ağaç ağaç olduğunu bilmez mi sanırsın
kuş kuş olduğunu
toprak her şey olduğunu

bilmez mi

küçük şeyler...sıradanlığın bilgeliği
tozaran gün...giderek hayat
biz öğrenene kadar
geçip gider hepsi
ağaç kuş toprak
ve diğerleri

senin bildiğini tabiat
bilmez mi




Beyaz Buz Deniz Kara


Uzaklaşan dalgalar mıdır, kara
karasına baka baka biçilen, uzak

dalgalar mıdır
en büyük
unutkanlık
olan denizden başka
kim bilebilir sığınmasak da
beklettiğimiz bir ada olduğunu
çıkmak istediğimiz başka bir toprak
kalmayınca
eteğinde dalga, eteğinde kara, eteğinde
her yere uzak
bir başlangıcın yokluğu
gitmek kalmak ölmek için bile
mümkün değil olmak
hiç!

ben çoktan geldim, o varmış mıdır?

1 yorum:

  1. ezgi umut 16.01.2009

    Güzel bir tanıtım. Kutluyorum. Bu arada yeni bloğunuzda dilediğinizce mutlu çalışmalar dilerim. arada bir geleceğim. ben Murathan Mungandan Çadoru okumuştum. iki yıl kadar önce Armada otelin merdivenlerinde gördüm. Fazla yaklaşamadım o zaman pek sıkılganmışım. Çador çok güzeldi dedim. Çok beğendim. Mungan da teşekkür etti. Müthiş bir şiirini de yine interntte okumuştum. ağlayasım gelmişti. Okumam gerek. Güzel yazıyor. sizlere tekrar başarılar diliyorum


    Oya Tekin 13.02.2009

    Murathan Mungan’ın en popüler şiir kitabı “Yaz Geçer” olmuştur bana göre. Çünkü şiir sevmeyenlerin bile rahatlıkla kendilerini salabilecekleri, düzyazı biçiminde şiirlere sahip bir kitaptır Yaz Geçer. “yaz geçer, bilardo topları, terastaki havlu ve en önemlisi yalnız bir opera”… kolay anlatımlı ve hikaye gibi okunan bu güzel şiirlerde okuyan herkeste bir izdüşümü bulmak mümkün.

    Bu kitapta yer alan “Yalnız bir opera” çok sevilen bir şiiri. Çünkü çok kolay ve okuru avlayan metaforlarla yüklü. Ortak geçmişler ve kollektif bilinçaltına hücum eden sözcükler ve hikayeler, dilin düş evreni… Yine yeniden okumuş olanları ve ilk kez Murathan Mungan’ın bu şiiriyle tanışacakları o düş evrenine götürmek için şiirden küçük bir part eklemek istedim. Şiirin tamamını ise Bedirhan Gökçe’nin sesinden dinlemek isterseniz yukarıda Multimedya bölümünden dinleyebilirsiniz...


    YALNIZ BİR OPERA

    Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
    yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
    oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim
    Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
    imrendiğin, öfkelendiğin
    kızdığın, ya da kıskandığın diyelim
    yani yaşamışlık sandığın

    Geçmişim
    dile dökülmeyenin tenhalığında
    kaçırılan bakışlarda
    gündeliğin başıboş ayrıntılarında
    zaman zaman geri tepip duruyordu. Ve elbet üzerinde durulmuyordu.

    Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun, biraz daha
    fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.


    Hilal Aydin 15.02.2009

    Murat Munganın duygu yüklü şiirini link vererek bizlere dinlettiğiniz için teşekkürler.İnsanı şiirlerinin satılarına alarak götürüyor ve yaşatıyor.


    Melahat 14.03.2009

    Olmasa mektubun
    Yazdıkların olmasa
    Kim inanır senle ayrıldığımıza
    Sanma unutulur
    Kalp ağrısı zamanla
    Herşeyi unutarak
    Yaşanır sanma
    Neydi bir arada
    Tutan şey ikimizi...

    Bir çok sanatçı gibi Murat Mungan da kim olduğu sorulduğunda bazan durup düşündüğümüz ama eserleriyle, eserlerin melodileriyle bizleri geçmişe götüren büyük sanatçılardan

    Telli telli parças,ı benim ilk okulda söylediğim, söyledikçe coştuğum, costukça söylediğim ve sınıfça coştuğumuz bir parçaydı.
    Bu güzellikler her kuşakta böyle yaşayacak ve yerini alacaktır. Her kuşağı içine alan bu parçalar tüketimin yoğun oluğu günümüzde de yerini kuruyan eserlerden olacaktır . Bence önemli olan bu parçalar gibi değerli eserlerin medyada arada bir gün yüzüne çıkarmak tozlu raflarda bırakmamak .

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.