26 Ekim 2011 Çarşamba

Paul Gauguin



Paul Gauguin ( 1848-1903)

Tutkularının peşinden giden adam...

Modern sanatın öncülerinden olan Paul Gauguin 1848 yılında Paris'te dünyaya gelir. Orta halli bir ailenin çocuğudur. Ailesiyle birlikte üç yaşında Güney Amerika'ya giden Gauguin için tüm yaşantısını geride bırakarak sonraları Tahiti'ye yerleşmesi belki de bu çocukluk hatıralarından kalma bir istektir, kimbilir?



Yetişkin olarak 1871 yılında borsacı olarak iş hayatına başlayan sanatçımızın sanat sevgisi özellikle izlenimci ressamların resimlerini toplama merakıyla başlamıştır.

Sanatın içinde olabilmek uğruna ilk radikal kararını vererek işinden ayrılmış ve kendisini tamamiyle resim yapmaya vermiştir.



Resimde "sentetizm" adı verilen bir resim uslubunun yaratıcılarındandır. Bu aslında iki boyutlu olan resimde üçüncü boyutu verebilmek için kullanılan göz aldatıcı teknikleri bir kenara bırakan dekoratif bir usluptur.

Yaşadığı dönemde bir çok sanatçıyla tanışan ressam ünlü ressam Van Gogh'un da yanında kalmıştır. Her iki tarafında oldukça sancılı karakter olması sebebiyle bu birliktelik çok uzun sürmemiştir. Hatta Van Gogh'un kulağını kesme eylemini Gauguin' in yapmış olduğu söylentileri o zamanlarda da ilgi odağıydı, hala günümüzde bu esrar perdesi aralanamamıştır.



İçindeki uzaklara gitme duygusu zamanla ağır bastığında kendisini Tahiti'de bulacaktır. Bu gerçekten her şeyden arınmış kendi halindeki yer Gauguin'in yaşamının sonuna kadar yaşadığı yer olacaktır.

Evet Gauguin denilince bir çok soruyu sormamız gerekiyor. Saygı duyarmısınız duymaz mısınız bilmem ama son derece düzgün giden bir yaşam da herşeyi eşini, çocuğunu geride bırakarak herkesten uzak bir mekanı seçmiş olma cesaretini nasıl ve niçin aldığını bilmemekteyiz.

Sanırım borsa gibi son derece anlamsız ve hatta mekanikleşmiş bir yaşamda soluk alma düşüncesi herşeyin ötesine geçmişti....



Borsadayken ekonomik anlamda iyi para kazanırken, resim yapmayı tercih ettiğinden eskisi gibi gitmeyen yaşam Gauguin'lerin aile yaşantısında huzursuzlukların başlangıcı oldu.

Öylesine bir tutkuydu ki resim yapmak önce işini terk edecekti sonra da ailesini...

Anlaşılamıyordu doğal olarak...

İyi bir eş olması beklenirken o kendisinden istenilenlerin tamamiyle dışında iç sesindekilerin duyulmasını istiyordu.

Ama duyulmuyordu.....

Ve nihayet 4 nisan 1891'de herşeyi geride bırakarak Tahiti'ye doğru yol alacaktı.


Multimedia


Sanem Uçar 21.03.2009

Uzun bir süre," kimiz?, neyiz? yaşamın anlamı ne?" gibi sorularla iç içe yaşarken yaşamın anlamını bulan ressam...




Oya Tekin 24.03.2009

Sanırım Sanemcim yaşamın anlamını aşkta yani cinsellikte bulmuş gibi geldi bana ne dersin? Ama bunu sakın Bülent Akyürek duymasın!!!!



Sanem Uçar 24.03.2009

Açıkcası Oyacım, çoğu kişinin kabul etmede zorlandığı bir olgu olan cinselliği böylesine güzel ortaya koyan başka ressamlarda var kuşkusuz.Ama konumuz Gauguin se ister istemez onun bakış açısıyla olayları değerlendirmek şu aşamada en doğru olan gibi geliyor bana.



Çocukluğunda gittiği yerlerin etkisinde kalıp göç etmek eylemi gibi son derece basit bir açıklamanın içine girerek özü kaçırmamak gerekir.

Doğanın ortasında her türlü kapitalist sistem ve onun yaratılarınından uzak bir yaşam alanında insana ait en doğal ve güzel bir olgu olan cinselliğin olabildiğince doğal olarak yaşandığı Tahiti ye bağlanmasını normal karşılamalıyız.

Hemen her alanda içine katkı maddesi katılmayan doğanın getirdiği özelliklerin yaşandığı bir zaman dilimi bu. Korku duymadan, günah bilmeden, yasağı hissetmeden "kabul" olgusunun yaşandığı bir cennet adeta....

insanoğlunun doğasında cinsellik varken bunun yaşanmasının yasak, günah olduğu ortaçağa ait izleri hep taşıdığımızdan bir çok kişi tarafından yanlış anlaşılacağız tabikii.

Bülent Akyürek te farklı yorumlayabilme özgürlüğüne sahiptir kuşkusuz. Ama ben cennetimizdeki hurilerimizin neden ortaya çıktığını anlayabilmiş değilim bu açıdan bakarsak.

Gauguin cennetini evet Tahiti de yakaladı ve bu uğurda ölebilmeyi göze aldı.

4 yorum:

  1. HALE AYBAR 04.05.2009

    Paul Gauguın ın çalışmalarında yüzeysellik ağır basar.İlkel ve dekerotif özelliklere sahip anlayışı ister istemez gözlemleriz.Sanat eğitimi almadığı için ,özgünlüğünü çabuk yakalayamamıştır.Sebebıyle primitif eseler verdi.Eselerinde konturlar beliriyor,düz ve parlak renkler girmeye başlıyor.Ağaç baskı teknığinde eserler üretmeye başlayınca,Japon-Çin resim sanatının etkısıni eserlerinde görüyoruz.

    Kaba ilkel bır havaya sahip vucutlar,yağlıboya tekniği ile değil ağaç rölyeflerle de önumuze gelır.Desen bılgısı yoktur.Rengın ve teknıği usta kullanan modern ressamlardan bırı,Gauguın.Local rengın ağır bastığı en güzel çalışmasıda Tama tate(pazar yeri) eseridir.Yüksek kabartma teknığini uygulamıştır.Mısır rölyeflerınden etkılenmiş oldugunu söyleyebılırız.Sanatçı gölgeyi değerlendirmiştir.Arkaik -Primitif sanat anlayışın en zengın eserını üretmiştir.

    local renk:sarı-yeşil-mavi.Tabii renkler



    Titus Andronicus 23.05.2009

    Sayın Hale Aybar

    Yanlış anlaşılmak istemiyorum ama yazdıklarınızı okuduğumda resimle ilgili olduğunuz anlaşılır gibi olsa da söylemek istediğinizi pek anlayamadığımı itiraf edeyim.

    Nasıl yani?

    Bu yazdıklarınızdan Gauguin i çöpe mi atalım işe yaramazsın diye yoksa göklere mi çıkaralım sen çok yücesin diye?

    Bu post-empresyonist ressamı açıkcası ben çok severim.Ve kişileri özellikle sanatçıları değerlendirirken onun iç benliğindeki Gauguin i anlamadan salt teknik bilgiyle yorumlamak bana çok ters gelir mesela.

    Aynı şeyleri tekrarlamayı da pek sevmem bu sebeple sanatçı anlatılmaya çalışılırken asıl mesleğinin ressamlık olmadığı ta borsa işinden buralara gelindiği yukarıda yazmakta. yazmasa bile sanırım biliyorsunuzdur.Eğitim kuşkusuz çok önemli olsa da, eğitim almadan bir yerlere gelebilmiş onlarca ressam sıralanabilir.

    Ya da eğitim aldığı halde hiç bir yere gelmemiş gelemeyecek bir o kadar daha çok ressam...

    Neden daha mistik özellikler etkisi alanına girmiştir?japon sanatına ilgi duyması ve bu anlamda bazı eserler vermesi onun derin bilinç altındaki kocaman yalnızlık duygusudur.

    Yazdıklarınızı okurken bir sanat galerisinde duygudan yoksun anlatıcıların bilgi aktarması gibi serin bir rüzgar hissettim.

    Eğer yazdıklarım sizi kırdıysa özür dilerim .



    hale aybar 28.05.2009

    Paul Gauguın modern sanat dönemının ilkel ve dekoratif ölçütlerini local renklerle gösteren bir ressam.Çoğu sanat eğitimi almış sanatçıların yanında profesyonel.

    Kişileri özellikle sanatçıları değerlendirmektense palstik ölçüt ve elemanlardan yola çıkarak sanat eseri analizi yapabiliriz.Akademık sanat eleştirisi yapabılırsek sanatçının kişisel özelliklerini dahi yakalayabiliriz.

    Gauguın, sanat eğitimini yaşamı süresince kendisini tamamlamış bir sanatçı.Eserli,yazıları bunu gösteriyor.

    Toulouse-Lautrec japon özgün baskı sanatını da,linol ,sergrafi..vs kullanmış afiş çalışmaları oluşturmuştur.İlk afiş çalışmaları baskı teknığinin avrupada ilerlemesi ile tüm sokak ve caddelerde kullanılmış.Bu etkı ile çoğu sanatçı Japon özgün baskı santından da etkilenmiş.

    Van gogh..vs ressamlarda dahil.Sanatçı yaşamı boyunca ürettikçe o dönemin sanatçılarından toplumsal değişimlerden de etkilenmesi normal.

    Sanatçıları anlatmak farklı birşey,eserlerini anlatmak başka...Sanat eleştirisinin bir ön yapısı bir alt yapısı vardır.Şu an ,ben ön yapısı ile ilgileniyorum.

    YanıtlaSil
  2. Titus Andronicus 29.05.2009

    Yanıtınızla bazı konular biraz daha anlam kazanırken bazı konulardaki anlaşılmazlık varlığını hala korumakta. Bilmenizi isterim ki aslında sizi gayet iyi anlıyorum. Ancak yazım şekliniz uçuşan tüyler misali savruluyor. Bu anlamda tüm bildiklerimden sıyrılarak yazınızı okuduğumda bir çocuğun önüne konan puzzler gibi onu tamamlamaya çalışan bir durum hissediyorum.

    Sanat eleştirisinin sizin deyiminizle alt ve ön yapısı olduğunu söylerken ve şimdilik ön yapısıyla ilgilendiğinizi belirtirken bu ön yapının ne olduğu meçhullüğünü koruyor aslında.Tabiki sanatçıları anlatmak ve eserlerini anlatmak farklı bir şey gibi algılansa da aslında iç içe geçmiş olgulardır. O sanatçının yapısını ve eserlerini çok iyi bilenler böylesine bir ayrıma hiç girmeden bir bütün halinde anlatımı kolaylıkla yapabilirler de.

    Benim sanki size karşıymış gibi algılanabilecek çıkışım aslında size karşı değil bunun bilinmesini isterim.Kim olursa olsun bir sanatçı yada sanat eseri hakkında yorumda bulunacaksa dikkatli olmak zorundadır. Sanata olan duyarlılığımın bende yarattığı bir hak olarak görüyorum bunu.

    Cümleleriniz konu hakkında hiç bilgisi olmayanları yanıltabilecek şekilde kullanılmış. Bu anlamda size karşı çıkmak ta görevimdir.İzin verirseniz örnekleriyle sizin cümlelerinizi kullanarak bunu ortaya koyayım. Buradan yararlanmak isteyen herhangi biri sizin cümlelerinizi gördüğün de Gauguin hakkında yanlış bilgilere sahip olabilir.


    İlk yaznızı örnek olarak kullanacağım, tırnak içindeki yazılar sizin cümleleriniz;

    "Paul Gauguın ın çalışmalarında yüzeysellik ağır basar.İlkel ve dekerotif özelliklere sahip anlayışı ister istemez gözlemleriz.
    Sanat eğitimi almadığı için ,özgünlüğünü çabuk yakalayamamıştır.Sebebıyle primitif eseler verdi."

    sanat eğitimi almayan ve doğal olarak ilkel yaratılar ortaya koyan bir ressamdır anlamını kolaylıkla çıkartabiliriz bu cümlenizden.

    "Eselerinde konturlar beliriyor,düz ve parlak renkler girmeye başlıyor.
    Ağaç baskı teknığinde eserler üretmeye başlayınca,Japon-Çin resim sanatının etkısıni eserlerinde görüyoruz."

    En nihayetinde adam gibi işler yapmaya başlıyor, kontürlerini görmeye başlıyoruz, ve birde ağaç baskı tekniğini kullanınca japon çin sanatın dan örnekleri kullanmaya başlıyor.

    "Kaba ilkel bır havaya sahip vucutlar,yağlıboya tekniği ile değil ağaç rölyeflerle de önumuze gelır.Desen bılgısı yoktur.Rengın ve teknıği usta kullanan modern ressamlardan bırı,Gauguın"


    Özellikle bu cümleniz anlaşılacak gibi değil sayın Hale Aybar.

    Diyorsunuz ki;

    "Rengın ve teknıği usta kullanan modern ressamlardan bırı,Gauguın. hangi teknik bu hiç duymadım şimdiye kadar. rengin diye bir teknik mi var bilmediğim? Burada anlatmaya çalıştığınız şey gerçekte nedir?

    "Local rengın ağır bastığı en güzel çalışmasıda Tama tate(pazar yeri) eseridir.Yüksek kabartma teknığini uygulamıştır.Mısır rölyeflerınden etkılenmiş oldugunu söyleyebılırız"

    Evet nihayet burada doğru bir cümle gerçekten var.

    "Sanatçı gölgeyi değerlendirmiştir.Arkaik -Primitif sanat anlayışın en zengın eserını üretmiştir."

    Gölgeyi değerlendirmek nasıl bir şey? Ne anlatmak istediniz burada?

    Kısacası bu ilk yazınız bir çok kelimeden oluşmuş koskoca bir kargaşadan başka bir şey değil. Burada ne Gaugin anlaşılabiliyor nede eserleri.Hatta tam tersine cümlelerinizin gelişinden çok ta olumlu şeylerin düşünülmemesi gibi bir duyguya kapılıyor insan.

    İkinci yanızı da sonra yorumlayayım isterseniz. Bu bile çok uzun oldu.




    hale aybar 29.05.2009

    Karşı çıkış olarak adlandırdığınız söylemınız,son derece ince bir davranışı içinde barındırıyor.Söylemek istediklerinizi gayet iyi anladım.

    TEŞEKKÜR EDERİM

    YanıtlaSil
  3. Sanem Uçar 24.05.2009

    Öncelikle belirtmek isterim ki, biz burayı oluşturmaya karar verdiğimizde alışılmış olan normların dışına çıkmayı hedefledik.Bana kalmış olsa ölene kadar böyle bir oluşumun içinde olmazdım. Çünkü yaşadığım alanda insanlarla olan paylaşımımı bir şekilde yapmaya çalışan, bunun dal budak salmasını hiç istemeyen bir yapıya sahibim.Gittikçe anlamsız bir şekilde büyüyen bu ağın içinde, internet dünyasınından söz ediyorum, çok güzel şeyler olmasına rağmen çok kötü olanlar çoğunlukta.

    Bir şekilde "tepki" dir yaptığımız bu blogsiform.

    Yıllara dayanan tecrübelerimizi bir şekilde doğru bir iz üzerinde yoğunlaştırmak gibi bir misyon yükledik kendimize.Henüz çok yeni olmamıza rağmen görüyorum ki gelişmekteyiz.Bu bizler için sevindiricidir.Kendimiz adına değildir ama duyduğumuz sevinç. Çünkü bizler kendimizi kanıtlamak, övgüler almak gibi duyguyu hiç içinde barındırmayan iki kişiyiz.

    Sizlerden gelen yorumları onaylarken hangi konu olursa olsun, bir cümle dahi olsa içinde o konuyla ilgili yeni bir düşünceyi, yeni bir duyguyu içermiş olmasına dikkat ediyoruz.Asıl amacımız sizlerin dünyasındaki gelişmeleri izleyebilmektir.Sizin düşünce ve duygularınızla kendi düşünce ve duygularımızı geliştirmektir.

    Ansiklopedik bir bilgi verme işinden mümkün olduğunca kaçmaya çalışıyoruz. Hatta bunu yanlış buluyoruz. Önemli olan o konuyla ilgili düşünme ve hareket etme mekanizmasını harekete geçirmektir.Eğer sizlerde merak olgusunu uyandırabilirsek görevimizi yerine getirmiş sayıyoruz.

    Çünkü öğrenme bireyseldir.

    Kimsenin kimseye bir şey öğretebileceğine inanmıyorum ben. Öğretmenlik yaşantımı da bu felsefe üzerine kurmuşumdur.Ben sadece bir aracım. Binlerce öğrenme araçlarından bir tanesiyim.Öğrenme güdüsünü ateşleyebilirsem, kendimi mutlu ve görevimi yapmış olarak hissederim .

    Doğal olarak insan yaşamında neyse heryerde aynı davranış şeklini göstermelidir diye düşündüğümden burada da aynı davranışı göstermeye çalışıyorum.

    Çok mutluyum ki beraber bu işe adım attığım arkadaşımda çok farklı düşünmüyor bu konu da.

    Buraya yorumlarınızı aldığımda beni gülümsettiniz. Çünkü tam istediğimiz çizgiyi yakalamıştınız.

    Eleştirilerinizde, konuyla ilgili düşüncelerinizde felsefemize son derece uygun bir şekil gösteriyor açıkcası. Sanat eğitimi almış biri olarak bizlere öğretilen en önemli konuların başında objektif olmak gelir. Ve etik kurallara uymak.Bizler yorumlarımızda bulunurken kendi duygu ve düşüncelerimizi işin içine katmamaya özen gösteririz. Bunu yapabildiğimiz ölçüde başarılıdır yorumlarımız. Kişileri yönlendirme gibi bir hakkımız yoktur ve olmamalıdır da.

    Başkaları bunu yapabilir ama en azından sanat eğitimi almış kişilerin mümkün olduğunca bu kurallara uymasında fayda vardır diye düşünenlerdenim.Tabikii bütün bunlar yapılırken anlamsız teknik kelimelerle kafaların karıştırmasına da izin vermemeliyiz. Ancak akademik bir platformda bir bilgi aktarımında bulunuyorsak bu kelimeler uygun düşebilir,zamana yayılan bir süreç içersinde herkesin anlayabileceği bir dili kullanmak gelişiyor yada bu bir beceridir diyelim.İnanın teknik kelimelerle yorumda bulunmak bizim için en kolay yollardan bir tanesidir.

    Bu anlamda özellikle bu köşede yazılmış olanlara teşekkür ediyorum.Çünkü karşı çıkmayı da becerebilmeliyiz.Ama bunu yaparken saygı kurallarını hiç bozmadan.

    Bir kez daha teşekkürler.


    serin dalkıran 23.05.2009

    Bir müzik aşığı olarak sitenize bir müzik bloğundan ulaştım. Epeydir yazılanları okuyorum.Burası bana sanat adına açılmış bir okul gibi geldi. Kesinlikle tatmin edici bir bilgi,saygılı ve aydınlatıcı bir tavır çoğu yerde görmediğimiz özelliklerin başında geliyor.

    Başlık harika! "Tutkuların peşinden giden adam" Kolay bir şey olmadığını her alanda görebiliriz. Tam tersine tutkularımız yok edilmek üzerine yapılandırılmış.

    Ben Gauguin in resimlerine bakarken sizinde yönlendirmenizle hayata dair neleri kaçırdığımızı bir kez daha gördüm.

    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  4. https://www.facebook.com/media/set/?set=a.369522496432574.104469.271787299539428&type=1

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.