26 Ekim 2011 Çarşamba

Pınar Nurhan-Modern Cinayetlerin Kokusu



Her zamanki alışkanlığımla gittim o kitapçıya. Kitapların birbiri ardı sıra sıralanmış o halini seyretmeyi, eskiden kitapların ve kitapçıların kokusu vardı, şimdi çeşitli parfüm kokuları arasında kaybetmiş olsakta o kokuyu, o kendine özgü varlığıyla gözlerimin önünde, arkamda, sağımda, solumda var olduğunu hissetmeyi çok seviyorum.

Yaşadığımı hissettiğim anlardan bir tanesi de bu işte.Ölümü benden sonra çıkacak kitapları okuyamama düşüncesiyle sevmiyorum sadece....

Bu büyülü dünyanın arasında kaybolmuşken, orada görevli iki genç aralarında konuşuyordu;

-"Tamam!, şimdi yeni çıkanlarda dursun da sonra nereye koyacağız bu kitabı?"

İster istemez kulak kabarttım gençlerin konuşmasına.

-"Aksiyon bölümüne koyarız..."

Öyle hararetli konuşuyorlardı ki elimde olmadan kulak kabartmaya devam ettim.

-"Olur mu ya?, baksana kadın felsefeciymiş,oraya mı koysak?"

-"Şiir gibi de üstelik... Üff!!! yok işte böyle bir stand..."

Yanlarına yaklaşarak sözü edilen kitaba bakabilir miyim diye sordum. Çok büyük bir kibarlıkla kabul ettiler teklifimi ve elime tutuşturuverdiler kitabı.

Kitabı elime alır almaz başlığına baktığımda, kitabın içinde geçen cinayet kelimesi aksiyon bölümüne layık gibi algılanabilirdi:)

Biraz daha ayrıntıyla okumaya başladığımda, durdum...

-"Kaç tane kitabı var bu yazarın?" diye sordum gençlere.

Sadece iki tane geldiğini söylediler.

Sadece iki tane... hepsi buydu.

Onları geçici olarak bir sıkıntıdan kurtarabileceğimi söyleyerek iki kitabı da satın alacağımı söylediğimde yüzüme endişeli bir şekilde bakıyorlardı.

Kitapçıdan çıkarken, "ben olsam şiir bölümüne koyardım" dedim....

Modern Cinayetlerin Kokusu adlı kitapla tanışmam bu şekilde oldu.

Kitapçıdan çıkıp çok sevdiğim cafe de her zamanki sütlü filtre kahveyle ödüllendirirken kendimi kitabı okumaya başlamıştım.

Kitap okurken yazar yanımdaymış gibi okuma alışkanlığım vardır. Yazdıklarına katılır, katılmam, cevap verir, beğendiğim yerleri çizer, soru işaretleri koyar, gülen yüzler, ağlayan yüzler çizer, kendimce sadece bana özgü bir yazımla kitabın içine girerim.

Ancak bu kitapta ilk sayfaya bir "tik" attıktan sonra başka yapabileceğim bir şey olmadığını fark ettim. Öylesine bildik duygular ve düşüncelerdi ki, çizilecek bir yer yoktu, çizeceksem tüm kitabı çizmeliydim bu koşulda.

Biraz Ece Ayhan'a özgü düz şiir şeklinde bir anlatımı vardı. Daha lirik bir dil, öğüt vermeyen ve okuyucuyu bağımsız bırakabilen bir saygı, gerçeklerin alabildiğince güzel aktarımı, ve insanda buruk bir tat bırakan his...

Elimdeki kitap Cafede bırakıldı, diğeri de benim için özel birine gönderildi...



Pınar Nurhan

1977 de Ankara'da doğdu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe bölümünü bitirdi.

Arayış, Esmer Mavi, Bilinçaltından Notlar, Demokrat Urla, İmece, Düzensiz, Borges Defteri, Felsefe Notları, Anafilya, Kül Öykü, Kozmik Yumurta, Agora, Radikal, Simge, Hayat, Arkadaş, Yırtık Sayfa, Göç Edebiyat, Emektar Daktilo, Her Şeye Karşın, Kadıköy Underground Poetix, gibi dergi ve gazetelerde şiir, öykü ve felsefi denemeleri yayımlandı.

TFK Felsefe Olimpiyatları 06'da seçici kurul üyeliği yaptı.

Ege felsefe Platformunun kurucu üyelerindendir. Felsefe öğretmenliği ve felsefe atölyesi çalışmalarına devam etmektedir.

Evet, hemen hergün edebiyat dünyamıza bir sürü yeni isimler katılmakta. Edebiyatı gelişmiş bir ülke, dil açısından gelişmiş bir ülkedir.Dili gelişmiş bir ülke de düşünceyi daha özgür ortamlara taşıyacak toplum demektir.

Hayatımıza yeni katılan her yazar bu anlamda bir çok sorumluluğu taşımaktadır.Umarım bu güzel kitap hobilerini tatmin etme üzerine kurulu bir dünya görüşünden uzak kalıcı izler taşıyan isme dönüşür.

Hoşgeldin Pınar Nurhan....


Kitabından küçük bir alıntı;

Modern Cinayetlerin Kokusu

Birbirini örseleyen ruhlar görüyorum. talihsiz bir tanıklığın ağırlığı içinde eziliyor vicdanım.
Ne yapsak ne söylesek kandıramayız kendimizi
Her şey nafile mi?
Bütün haykırışlarımız kendi içimize mi kapanacak?
Hep böyle kendimizi tekrar mı edeceğiz?
Ne işimiz var bu gri düzenekte?
Sahi kim koydu bizi buraya?
Kimin şakasıyız?
Kimin kime anlattığı bir masalız biz?


yazardan bir başka alıntı;

Modern olmak istemiyorum. İlkel desinler bana.
Trobriand'da yerlilerle meyve toplayıp, toprağı
işleyelim. Cinsel sapkınlığın olmadığı o ilkel
yaşantıya geri dönelim. Fakat gettoların, ölüm kamplarının
Hiroşima ve Nagazakiler'in çığlıklar içindeki Bosnalı
bebeklerin, Filistinli annelerin, Irak!ta kızının cesedini askerlerin postalı arasından almaya çalışan babanın trajedisinden, Felluce!den kaçamayacağız.
Artık Trobriand Adalarına gidip yerliler gibi yaşayamayız,
çünkü bizler tanığız.
Bilmenin amansız mesuliyeti bu.. Modern, pek modern
cinayetlerin kokusu yayılıyor atmosfere. Nereye gideceğiz?
Aya gitsek, galaksi değiştirsek de vicdanımızdan kaçabilecekmiyiz?
İnsan yok artık!
Vicdan, tanrının son sığınağı değilse onu da öldürdük
demektir.

1 yorum:

  1. Rıza Usta 23.11.2009

    Ben olmayınca bu güller ,bu serviler yok.
    Kızıl dudaklar,mis kokulu şaraplar yok.
    sabahlar, akşamlar, sevinçler, tasalar yok.
    Ben düşündükçe var dünya, ben yok oda yok!!
    Felsefeye girmeyeceğim ama beni anlatan Hayyam dizeleri ile seni güldürmek istedim!!
    sevgiyle !!



    Sabire Aksade Turan 25.11.2009

    Babam da "Ben varsam her şey var.Ben yoksam batsın bu dünya.Benim kayık batmasın."derdi.Onun kayık batalı yarın üç yıl olacak.Ve ben artık insanın burnunun direği nasıl sızlar,iyi biliyorum.Ayrıca Pınar Nurhan arkadaşımla gurur duyuyorum.




    pınar nurhan 04.12.2009

    modern cinayetlerin kokusu, modern aklın tasniflemeye ve düzenlemeye meraklı yapısıyla uyuşmadığı için olsa gerek kitabevlerinde kendine bir raf bulmakta zorlanmış :)) bu iyi!

    ağırlığını taşıtacak raflar bulamasa da sözün hafifliğini sahiplenecek kalpler bulmuş :) bu süper!

    ne derler; su akar denizini bulurmuş...
    bu güzel yazı için, gülümseten bir anıyı paylaştığı için sevgili Sanem Uçara teşekkür ederim. Böylece aslında bir enerji topu olan varlığın girişim dalgalarıyla nasılda çoğaldığına tanıklık etmiş olduk.. m.c.k popülist sanatın kanser etkisiyle sıçrayıp durduğu vee dimağımızı zehirlediği şu çağda bir antidot aslında..mesele uzun, şimdilik kalbimin en aydınlık yerinden selamlarımı sunarak veda ediyorum..
    pınar nurhan



    sanemucar 04.12.2009

    Sevgili Pınar Nurhan,

    Yaşamımda yaşadığım her anın benim için anlamı ve değeri önemlidir.Bu sebeple sizin kitabınızla tanışma anımda her zaman önemli olmaya nefes aldığım sürece devam edecektir.

    Açıkcası zaman zaman mütevazi olmanın pek bir anlamı olmadığına da inanıyorum:)ya da artık çok fazla işe yaramıyor bir çok anlamda mütevazilik... Bu sebeple mütevazi olmayacağım:) Hiç yanlış raslantılarım olmadı şimdiye kadar. Tam tersine öylesine güzel insanların cümleleri karıştı ki yaşamıma ben onlarla birlikte güzelleştim ve her şey çok daha farklı bir anlam da kazanmış oldu böylelikle...

    Bu açıdan yaklaştığımda sizin cümleleriniz dünyamı güzelleştiren olgular oldu. Ben sizin isminizin gerçekten hak ettiği yeri bulacağına inanıyorum.Popüler bir mantıkla değil, kalıcı olacağına inandığım olağanüstü güzel sözcükler , duygular ve düşünceler var o kitapta.

    Şu anda kendimi bu olayın bir parçası gibi algıladığımdan çok büyük bir mutlulukta duyuyorum ve bu sebeple kullanmış olduğunuz veda sözcüğünü görmemezlikten geliyorum. Burası aynı zamanda doğru insanların buluşma merkezi de, bakın yine mütevazi olamadım:)

    Her zaman her konu da güzel cümlelerinizi burada da görmekten mutlu olacağımı bilmenizi istiyorum




    pınar nurhan 05.12.2009

    :)) siteyi takip ediyorum, öteki-başka problemi- fallocentrik (fallus kafalı) dünya algısı ve birbirinden cesur yazılar...tebrik ediyorum ve sizlerle karşılaşma keyfini ben de yaşıyorum..insanın bu çağda yanlız olmadığını görmesi ne güzel..çok yakın zamanda yine kadın bir yazar arkadaşım için yazdığım bir kaç dizeyi not düşmek isterim;
    "ezeli bir kardeşliği var seninle benim mevsimlerimizin.. hem hangi kadın bu topraklarda aynı iklimden beslenmemiştir ki! yazarak kazı içini, orada ötekini bulacaksın ve ötekinde de hep kendini... ama bu keşif gülümsetmeli seni hayat denen yanılgıya alaycı bir tebessümle tükür! bırak salyalarını yalasınlar onlar birbirlerinin, biz sadece tükürelim.....

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.