15 Ekim 2011 Cumartesi

Sızı




Çok uzun süre içim sızladı...

Kelimelerle anlatılacak bir sızı değil, bunu yaşayan bilir elbette. Yüreğim tonlarca çakıl taşlarıyla doluydu ve her kan pompalanışında çakıl taşları her tarafımı çiziyordu. Kanıyordu tüm bedenim , kanın ılıklığını hissedebiliyordum tüm bedenimde.

Vıcık vıcık bir ılıklıkla hissedilen tiksintiyle etrafıma baktığımda çürümüş bir çok şeyin etrafa yaydığı kokuyla genzim yanarken sendeleyerek yürüyordum. Garip sesler kulağıma çarpıyordu, sanki bir inlemeydi bu sesler. Ya da değildi , ayırt edemiyordum sesleri .

Garip bir kabul edilmezlikle birlikte hissedilen ve biraz da kendi adıma duyulan kederin hüznü de vardı bu sızının içinde. Arabesk bir bakış açısı olarak yorumlamayın düşüncelerimi. Dedim ya anlatması çok zor bir sızı... Şair olsam kelimelerle birlikte dizelere dönüşür ama şair değilim, kara bir sızı bu, kapkara....

Tek başımaydım ama içimde binlerce insan vardı.

Kaç kişi vardı içimde bilinmez...

Tüm insanları içimde taşıyordum sanki ve ağır geliyordu bu beden. Sonradan fark ettim ki sevmiyorum insanları. Evet doğru duyuyorsunuz insanları sevmiyorum. Kendimi de sevmiyorum doğal olarak. Artık neden bir insan olarak dünyaya gelmiş olduğumu anlayamıyordum. Bir yaratıcısı varsa herşeyin insan olarak gözlerimi açmış olmamda büyük bir günahım var diye düşünüyordum.

Evet, evet!!! büyük bir günah işlemiş olmalıydım ki tanrı beni insan olarak gönderdi dünyaya. Pekala bir böcek olabilirdim, ya da bir ot, ne bileyim herşey olabilirdim. Neden insanım? hiç aklım almıyor bunu...

İnsan olmanın erdemleri her bir yanda çınlarken ve tüm insanlar buna inanmış bir şekilde kurum kurum kurularak gezinirken bağırsaklarında tonla bokla dolaştıklarını hiç akıllarına getirmiyorlardı.

Onların bağırsaklarındaki pisliklerin kokusunu da duyuyordum kendi bedenimde. Övünecek bir yan da bulamıyordum üstelik. Sanat falan komik geliyordu artık. İnsanın en ince duygu ve düşüncelerinin imbikten geçirilmiş hali olan sanat ta beş para etmezdi. Her tarafta yankılanan anlamsız sesler, pis kokular çoğalırken işe yaramamıştı çünkü.

Tek başınaydım ve kaçabilirdim uzaklara. İçimde insan olmanın tortusu varken gittiğim yerin de önemi yoktu. Tüm bedenimden insan olmanın izlerini yok etmeliydim, belki o zaman bu sızıyı dindirebilirdim. Yıllarca düşündüm bunu ve sızı giderek büyüdü. Başaramayacağımı anladığımda ise evrendeki tüm acılara eş değere dönüştü.

Beklemeliydim kurtuluş için...

Güneşi görmeden, yağmura dokunmadan, bulutla şakalaşmadan geçen her günle, aslında ölü olduklarının farkında olmayanların arasında sessiz bir beklemedeyim...

sanem uçar

1 yorum:

  1. FRee 02.03.2011

    Gerçekten insanlardan farklı gördüm seni ama tabiki bu üstünlük anlamında değil çünkü; herkesin eşit olduğuna inanan bir insanım , tabi bu insanların karakterine göre degişen bir durum olarakta anlam kazanabilir bu devirde:)...! hayata farklı bakarak bir şeylerin farkında olmak ve özellikle düşünceli bir insan olmak çok önemli bir şey bu düşüncelerini paylaştıgın için çok teşekkür ediyorum k.i.b ...

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.