10 Ekim 2011 Pazartesi

Yönetmen Mehmet Güreli-Gölge




Müzisyen, ressam, yazar, yayıncı, yönetmen Mehmet Gürelinin ilk uzun metrajlı filmi Gölge Peyami Safa nın romanından uyarlanan bir filmdir.

2008 yapımı bu filmi tanıtmaya başlamadan önce sanatçının bu konudaki diğer çalışmalarına da göz atmakta fayda var.

Bu çok yönlü sanatçının yedinci sanat dalında yaptığı çalışmalar ve bu konu da aldığı ödüller şunlardır;


YÖNETMENLİĞİNİ YAPTIĞI BELGESELLER

Vapurlar - 1988
1. Ankara Film Festivali,Kısa Film Yarışması, Üçüncülük Ödülü. 1988
Necdet Fahfi AYRAL - 2004
23.İstanbul Film Festivali, 2004 yılında gösterildi.


MÜZİĞİNİ YAPTIĞI FİLMLER

Vapurlar/Blues
Mehmet Güreli, Ayşe Tütüncü, Tahsin Ünüvar, İlkin Deniz - Tenor & soprano Saxophone
Ayşe Tütüncü - Piano
İlkin Deniz - Bass
Şuayip Yeltan - Bass
Mehmet Güreli - Guitar
Murat Özbey - Percussion


Mehmet Güreli nin sinema sevdası küçük yaşlara uzanıyor. Ünlü yazar ve sinema sevdalısı Salah Birsel in dayısı olması ister istemez bu konu da oldukça etken olmuş. Kendi söylemiyle küçük yaşlarda dayısının kitaplığını karıştırmakla başlayan sanat ve sinema sevdası hala sürmekle beraber çocukluğuna ait anılarından yola çıkarak hiç Fransızca bilmeden Fransız dergilerindeki resimlere bakarak başlayan tutkusu onu son derece önemli yerlere getirmiş.


Bu tutkusunu onun cümleleriyle görelim;


"Kafamda ilk doğan şey sinema oldu. On yaşındayken film çevireceğim diye tutturmuştum. Mahallede çocukları toplardım, mizansenler kurardım. O arada sinemanın tarihini de okumaya başladım. Mahallenin bütün çocukları, Beyoğlu'na sinemalara giderdik. O zaman bir başka mahallelilik vardı. Bu sokaklarda her gece bir film çekilirdi. Gece üçlere kadar sokak sohbetleri sürerdi. Biz zaten ev olarak çok geç uyuyan bir aileydik. "Hadi oğlum yat artık" gibi bir laf hatırlamıyorum... Bütün bu sokaklar bana Türk sineması tarihi gibi geliyor. Mesela "Gurbet Kuşlarında Göksel Arsoy'la Nilüfer Aydan bizim evin önünden geçiyor..."


Yine onunla yapılan bir röportajdan yararlanarak bu çok yönlü sanatçının yaşamına göz atalım.


"Sanat hayatınızı bir yerden ele almamız imkansız. O kadar çok şeyle haşır neşirsiniz ki; hangisinden bahsedelim diye düşünüyorum… Nedir bu çok yönlü sanat adamı olmanızın vecizeleri?


- İnsan bazı şeyleri nasıl, ne zaman yaptığını anlatmaya başladığında, belki o zaman kendini tanımaya başlıyor. Oysa yaşarken projeleriniz sizden çok uzaklarda dolaşıyor ve bazen küçük bir olay bir şarkıya dönüşüyor veya resme.


- Birdenbire sözcüğünü çok severim, öyle geliverir işte, farkına varmasanız da... Ama kibarlığınız mı nedir, birden ilgilenirsiniz. Hele size geçmişten, gelecekten gülen düşüncelerden söz ederse, siz de pek uzakta olmayan masanızın başına geçersiniz. Tarihte yazılmamış o kadar kahraman dururken nasıl yerimde dururum, Aşk, beni bir kitapta buldu dersiniz. Sonra kırmızı, sarı bilmem hangi kadının önce gözlerini çizersiniz. Pencereden bir akordeon sesine kulak verir, iplerin kopuşunu hissedersiniz. İşte böyledir bir günüm...


- Durmadan fazlalıklardan kurtulmaya çalışıyorum. Esas çabam ne yazık ki bu. Yalanı hiç sevmem, kendim hakkında konuşmayı da...Vefa ve dostlar bana sabrı öğretmişlerdir. Cihangir’i çok severim ama ‘Bizim Mahalle’ lafından uzak dururum.


- İnsan sadece çağını yaşarsa eksik kalır tabii. Bugüne göz atarken, dün yaşamadıklarımı da yanıma alırım hep. Bazen Them grubundan tanıdığım, yıllarca uzak durduğum Van Morrison’la yeni tanışmış gibi ilgilenirim, Georges Delerue, Michel Legrand, Bernard Herrmann, Antoine Duhamel’le filmlerinin dışında da yolculuklara çıkarım. Bach’a dönerim her sabah. Beatles, Bob Dylan, Rolling Stones ve Kinks’ten hiç vazgeçmem


-“Film Noir”(Kara Film), benim için sinemada ayrı bir tür. Şimdi “Gölge”ye çalışıyorum. Önümdeki projeleri saymak bana rahatsızlık verir, bekliyorum. Hayatta tek öğrendiğimi sandığım şey, sabır. Rilke ve Cioran okuyorum durmadan ve Simenon...


İşte bu büyük sanatçıyla yapılan röportajlardan sadece bir kaç satır dahi sanatçının dünyasının ne denli engin olduğu konusunda bizlere fikir verebiliyor.


Öncelikle Gölge filminin herkes tarafından izlenmiş olmasını umuyorum. Gerçekten son derece başarılı bir edebiyat uyarlaması.


Filmle ilgili detaylara gelince;


GÖLGE

Yönetmen: Mehmet Güreli
Senaryo: Nilgün Önes
Eser: Peyami Safa (Selma ve Gölgesi)
Yapımcı: Tülin Soyarslan, Burak Yamanlıca
Kurgu: Ulaş Cihan Şimşek
Sanat Yönetmeni: Selda Çiçek
Işık Şefi: Aydın İz
Sanat Yönetmeni Yrd: Ceylan Kara
Sanat Asistanı: Ruhan Ünlüer, Davut Kanmaz
Ses Teknisyeni: Okan Selçuk
Oyuncular: Görkem Yeltan (Selma), Kaan Çakır (Nevzat), Serkan Ercan (Halim), Memet Ali Alabora, Alper Kul, Ünal Silver (Salim), Hikmet Körmükçü, Zeynep Konan, Ali Pınar (Resepsiyoncu)
Süre:108 dak.
Yıl: 2008


Konusu


Halim, Nevzat'ın Ankara'da yaşayan çok eski bir dostudur ve annesinin rahatsızlığı üzerine İstanbul'a gelmiştir. İki eski arkadaşın -böyle tatsız bir vesileyle olsa da- buluşması her ikisini de çok mutlu etmiştir. Özellikle de Nevzat'ı. Nevzat, sevdiği bir kadınla evlenme planları yapmaktadır. Arkadaşı Halim'i, bu kadınla tanıştırmak ve onun hakkındaki yorumlarını duymak istemektedir. Halim, ince ruhlu bir şairdir. Karısı ve çocuğu ile Ankara'da sakin ve rahat bir hayat sürmektedir. Arkadaşı Nevzat'ın aşk konusundaki duygularını anlamaktadır ancak kimdir arkadaşını bu denli heyecanlara boğan, onu bu kadar değiştiren kadın? Nevzat'ın dediğine göre; kadının merak edilecek tek yönü; insanları etkileyen gizemli kişiliği değil, yakın çevresinde meydana gelen intiharların yansımalarının azımsanmayacak etkileridir. Bu yansımaların da etkisiyle ortaya büsbütün gizemli bir kadın portresi çıkmaktadır. Bu gizemli kadın; Selma Ragip'tir. Selma; babası, iki eşi ve evdeki hizmetlisinden, intiharları sonucunda ayrılmak zorunda kalmış, bunların ağırlıklarını her ne kadar yıllar geçsede üzerinden atamamıştır.


Kimseyle görüşmemektedir ancak Nevzat'ın arkadaşı olması dolayısıyla Halim'le tanışmayı kabullenmiştir. Halim'le Selma'nın tanışması hem Selma'yı hem de Halim'i etkiler. Sevdiği kadının arkadaşından etkilenmesi Nevzat'ı ilk başta rahatlatsa da sonraları onu kıskançlık canavarının eline düşürecektir. İki yakın arkadaş zamanla birbirlerinden uzaklaşacaklar, zaman zaman kendilerini, hayatlarını ve arkadaşlıklarını sorgulayacaklardır. Bu rahatsız edici dönem, Nevzat'ı hızla Selma'dan uzaklaştırırken; Halim'i aynı hızla Selma'ya yakınlaştırmaktadır.


Halim, körkütük aşık olmuştur arkadaşının evlenmesinden ilk başlarda şüphe duyduğu bu kadına... Artık hiçbir şey umurunda değildir. Karısı, çocuğu, annesi; yakın arkadaşı Nevzat, hayatta yapmak istedikleri hatta kendi bile umurunda değildir artık. Her şey Selma'dır. Her şey Selma üzerine kuruludur. Nevzat, bu ilişkiyi net olarak bilmemekle birlikte sezmekte ve Selma'ya hissettiği güzel duyguların tümünü nefrete çevirmeye çalışmaktadır. Teselliyi Selma'yı herkes gibi görmekte bulmuştur.


Selma, nemfomandır. Selma, hastadır. Hatta, Selma, katil bile olabilir. İlk baştan beri şüphe duymaktadır Selma'nın yakın çevresindeki intiharların sorumlusu olmasından. Her ne olursa olsun Selma'yı bir daha görmemelidir. Ancak bu kararını uygulayamayacaktır Nevzat. Aldığı şok haber onu Selma'nın peşi sıra Venedik'e gitmeye zorlayacak bir haberdir. Halim, intihar etmiştir. Yakın arkadaşını kendi elleriyle Selma'yla tanıştıran Nevzat, daha karışık duygular içindedir şimdi. Arkadaşını, boğuşamayacağı bir vicdan azabı içersine terk etmesi mi Halim'in ölümünün sebebidir yoksa Selma diğerlerinin de dediği gibi biri midir gerçekten? Selma'ya olan sevgisini unutabilecek midir Nevzat? Bunların hepsinin cevabı bulunmalıdır. Bu cevapları almadan hayata devam etmek imkansızdır bundan sonra. Selma, Venedik'e gittiyse, onun peşinden gidilmeli ve sorunların cevapları bulunmalıdır bir bir. Nevzat'ın Venedik'te karşılaştığı Selma bambaşka biridir. Kırılmıştır, Halim'in intiharından dolayı büyük bir buhran geçirmiştir. Sevdiği tek erkek olan Nevzat da onu aramamıştır ve onunla ilgilenmemiştir hiç.


Selma, gerçekten de Nevzat'ın söylediği gibi sevmekte midir yoksa daha önce babasını, eski eşlerini, hizmetlisini hatta Halim'i öldüren bu kadın şimdi de kendine yeni bir av mı belirlemiştir? Nevzat Venedik'te Selma tarafından öldürülecek midir yoksa iki sevgili bu uğursuz ölümlerin üzerine mutlu bir birliktelik inşaa edebilecekler midir?


Dürüst olmam gerekirse Peyami Safa nın Selma ve Gölgesi adlı romanını daha önce okumamış bir insan olarak bende öncelikle bu kitabı okuma ihtiyacı doğuran bir film oldu.


Yazıldığı dönemlerde çağını yansıtan bir kitap olduğunu düşünüyorum. Çünkü film o dönemlere ait bir çok özelliği gerçekten son derece güzel bir şekilde gözler önüne seriyor.

sanem uçar

Filmin Fragmanı


Film ile ilgili bazı detaylar;



Mehmet Güreli’nin yönetmen kimliğiyle gerçekleştirdiği ilk uzun metrajlı filmi Gölge...


2008 yılında çekime başlanan film 55 kişilik bir ekiple 17 günde çekilmiş.


Peyami Safa ya ait bu romanın senaryosu Mehmet Güreli tarafından yazılmış...


Filmin galası Emek sinemasında yönetmen ve oyuncuların tümünün katılımıyla yapılırken Mehmet Güreli nin film hakkında yaptığı kısa ve öz konuşma şudur;


"Peyami Safa benim önem verdiğim bir romancıydı. Selma ve Gölgesi romanından bir film-noir yaptık. "


Film 27. Uluslararası İstanbul Film Festivalinde 15 nisan akşamı gösterilmiş.


Filmde rol alan hemen herkes birbirini yakından tanıyan kişiler. Bu sebeple birbirlerini tanıyan insanlarla o döneme ait arkadaşları oynamanın keyifli olduğunu belirtmiş oyuncular.


Bu filmden önce belgesel de çeken Mehmet Güreli bu filminin çekilişi esnasında kendini 15. filmini çeken biri gibi hissettiğini söylemiş ve nedenini şu şekilde açıklamış;


"Rahatlıktan değil, çok çalışmaktan. O kadar çok projem yarım kaldı ki farkında olmadan hazırlanmışım. Yıllarca para bulunamıyor, yarım kalıyor işiniz. 10 sene önce Ahmet Altan'ın 'Tehlikeli Masallarına giriştik mesela, olmadı. İki sene bayağı uğraşmıştık. Dostlarım bilir ki ben kafa olarak hep filme hazırlanırım. Mesela bu filmde oynayan arkadaşlar 15 yıldır benim bu serüvenimi bilir, öğrencilik yıllarından beri. Bu sebeple ben onları oynatmaktan dolayı çok mutluyum. Onlardan başka bir şey düşünmedim. Görkem (Yeltan) mesela benim albümüme şarkı sözü yazar, ayrıca o masal yazar ben onu resimlerim. Onun amcası bende bas gitar çalar..."


Çok kısa sürede çekimi gerçekleşen film için Mehmet Güreli’nin duyguları bir hayli ilginç;


"Kolay değil, yaklaşık 30 yıldır benden film hikâyeleri dinlemekten bıkmışlardı. Sadece arkadaşlarım da değil, albümlerim, sergilerimle ilgili benimle konuşmaya gelen gazetecilere de çekeceğim filmlerimi anlatırdım"


Bu kadar kısa sürede tamamlanan film hakkında bunun sırrı sorulduğunda Mehmet Güreli ye verdiği cevap ta yazılmadan geçilmemeli bence;


"Bilmiyorum, oluyor. Hayat böyle. Bitirmek zorundasın ve bitiriyorsun. Hızlı iş yapan adamlar vardır, demek ki ben de onlardanmışım. Bu sette herkes hızlı, herkes zorunluluklarının bilincinde."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.