21 Kasım 2011 Pazartesi

Buddha Collapsed Out Of Shame-Utanç




Acaba diyorum hayret içinde kalmadan ve acı hissetmeden geçirdiğim bir yıl var mı çocukluk zamanlarımın dışında?

Garip bir şekilde düşünmeye başladığım andan itibaren her yıla ait beynimde iz bırakmış insanlığa ait dramların olması nasıl açıklanabilir bilmiyorum ama Afganistan Bamiyan'da yüksekliği 53 ve 36 metre olan Buda heykellerinin 2001 yılında Taliban tarafından yıkılmasını izlemiş olmak kolay unutabileceğim bir şey değil.

Dünya kültürü ve Afganistan kültür birikiminin bir parçası olan bir çok şey bilinçli bir şekilde yok edilirken gelecek nesillere bırakılmayan bu kültürel özellikler tüm dünyanın gözleri önünde yerle bir edilmişti hemde büyük bir gururla.

Heykellerin yıkılmasıyla perçinlenen bir çok düşünce biçimi koskoca bir ülkeyi "hiçlik" durumuna getirirken açılan yaraların ne denli derin olabileceğini kaç kişi algılayabiliyordu?

Buddha Collapsed Out Of Shame işte tam bu odak noktasında yaşamın bir kesimini son derece ustalıkla anlatan Hana Makhmalbaf imzalı bir İran filmi.

Hana Makhmalbaf bu filmin adını yine usta bir yönetmen olan babası Mohsen Makhmalbaf’tan alıyor.

“Bir heykel bile bütün bu şiddetten, insafsızlıktan ve bunların getirdiği çöküşten utanırdı.”

Kendisinin ilk uzun metrajlı filmi yeni gerçekçi uslupla amatör oyuncuların katılımıyla gerçekleşmiş. Olağanüstü doğal ve kendine özgü sevimlilikleriyle çocuklar kendi yaşamlarını sergilerken filmin içine girip tüm çocukları kucaklamak istiyorsunuz. Özellikle Baktay adlı sevimli kız çocuğunu.

Film bir çok haklı başarı elde etmiş. San Sebastian'da Jüri Özel Ödülü, Roma’da ise UNICEF Özel Mansiyonu'na lâyık görülmesi eksik bile sayılabilir. Ödüllere karşı olmakla beraber bu filmin var olan tüm ödülleri toplamasını isterdim.

Öncelikle filmin bir künyesini vereyim;

.

Tür; Dram
Yönetmen; Hana Makhmalbaf
Senaryo: Marzieh Makhmalbaf
Yapım; 2007 iran
Süre; 81 dakika

Oyuncular

Abbas Alijome
(Abbas)
Abdolali Hoseinali (Talib)
Nikbakht Noruz (Baktay)
Hideaki Ito

Filmin konusu;

Küçük Baktay'ın en büyük hayali okuma yazma öğrenmektir. Bu sebeple okula giden arkadaşı Abbas'ı sürekli olarak takip etmektedir. Ancak küçük Baktay'ın yaşadığı Bamiyan'da bu isteğini yerine getirebilmek o kadar kolay değildir.

Bir yanda savaş oyunları oynayan erkek çocukları, bir yanda yoksulluk, bu isteğini yerine getirebilmesi için karşısına çıkacak engellerdir.

Çocuk saflığıyla okula gidebilmek için her türlü çareye baş vuran minik kız özellikle erkek çocukların oynadığı savaş oyunundan hiç hoşlanmamıştır. Israrla bu savaş oyununu oynamak istemediğini söylemesine rağmen kurtuluşu bu oyuna katılması ve oyunun kurallarına uymasıyla doğru orantılıdır.



.



Çocuk davranışıyla yaşama ait gerçekleri son derece güzel bir şekilde özdeştiren film zaman zaman sizleri gülümsetse bile gözlerinizin nemlenmesini de sağlıyor.

Bir anlamsız kader böylesine güzel aktarılabilirdi diye düşünmeden edemiyorum.

Arkadaşı Abbas'ın zor durumda kalan Baktay'ı kurtarmak için filmin sonunda kullandığı cümle ise asla aklınızdan çıkmayacak bir şekilde beyninize kazınıyor.


"Öl Baktay!, özgür olman için ölmen lazım...."





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.