14 Ekim 2011 Cuma

Güvende miyim?



Güvende miyim?

Haberleri izlediğiniz zaman nelere dikkat edersiniz açıkcası bilmiyorum. Son zamanlarda birbirinin aynısı anlamsız haberleri izlemek son derece keyif kaçırıcı açıkcası.

Merakla, ülkemizle, dünyayla ilgili haberleri beklediğimiz günler çok gerilerde kaldı. Ya kanıksadık artık tüm olayları ve doğal olarak nasırlaştı yüreklerimiz,ya da kendi derdimizle öylesine meşgulüz ki haberlerin çok fazla etkisi olmuyor.

Bir haber oldukça ilgimi çekti ve paylaşmak istedim.

Ankara Resim Heykel Müzesinde 2009 yılı sayımı için yapılan çalışmalarda büyük bir hırsızlıkla karşı karşıya olduğumuz anlaşılmış.

Üsküdar lı Hoca Ali Rıza ya ait karakalem eskizlerinden 13 tanesinin kayıp olduğu anlaşılmış.

Kesinlikle Üsküdar lı Hoca Ali Rıza yı ve eserlerini daha detaylı bir şekilde anlatırım ama şimdilik bu sanatçımızın 1858 yılında İstanbul da dünyaya geldiğini, İkinci meşrutiyetten sonra kurulan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti ne başkanlık yaptığını ve Türk resim tarihinde eşine ender rastlanan bir değer olduğunu söyleyeyim.

Sanatçıya ait bazı eserleri eklersek...



Kesinlikle ülkemizde bu anlamda o kadar çok hırsızlık yapıldı ki tüm tarihi değerlerimiz yurt dışına kaçırıldı bu da haber mi diyebilirsiniz?

Açıkcası olayla ilgili yetkililerin verdikleri daha doğrusu yaptıkları açıklamalar son derece ilginç...

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın bir hayli ilginç açıklamaları var:

"Müzedeki sorunların 12 Eylül döneminden beri sürdüğünü söyleyen Bakan Günay, “1980’lerde bu sistem kurulmuş olsaydı, bugün bu sorunları yaşamazdık” dedi. “(Eksi, artı) 100 civarında tartışmalı eser var” diyen Günay, “2 eserle ilgili önemli bir kuşku var. Bilimsel komisyonun nihai raporunu bekliyoruz. Ancak sergide kuşkulanılan başka eser yok” dedi."



Günay'ın ilginç açıklamaları devam ediyor;

“Müze 1980’de kurulmuş. 12 Eylül’den önce 1980’in başında müze açılınca çeşitli kurumlardaki sergilerin buraya devredilmesi Başbakanlık talimatıyla istenilmiş ama bir kısmı gelmiş, bir kısmı eksik gelmiş, kayda geçmemiş, reprodüksiyolar gelmiş...”

Gelen bazı orijinal eserlerin ‘çeşitli kurumlara makamları renklendirmek için’ gönderildiğini belirten Ertuğrul Günay, bu konunun şimdiye kadar neden gündeme getirilmediğini ve bu eserlere ne olduğunu ise açıklamadı.

Konu henüz açıklığa kavuşmadı, kavuşur mu orasını tam olarak kestiremiyorum.

Merak ettiğim değerlerimizin böylesine önemsenmeden yok oluşlarına getirilen açıklamaların dışında müzede kameranın, yada güvenlik sisteminin olmayışı...

Verilen açıklamalar gerçekten kara mizah türünden ve ben gün geçtikçe bu ülkede huzurlaşanlardanım.

Merak ettim sizler yatağınızda güvenle uyumaktamısınız?



sanem ucar 15.03.2010

Uzun zamandır bu soruyu , kendi kendime her alanda soruyorum;

Güvende miyim?

İçinde bulunduğumuz dehşet durumunun cevabını içinde barındıran bir soru aslında....



Oya Tekin 16.03.2010

Güvende olmak; tanıdık sesler duyup, tanıdık gözlerle buluşmaktır. Oysa çok ama çok uzun zamandır ne tanıdık ses ne de tanıdık gözler görüyorum. Öylesine yabancılaştı ki her şey. Hatta kendi kendimize bile yabancılaştık. Böylesine bir yabancılaşmanın içerisinde biz kendi benliğimizde güvende değilken fiziki güvenliğimizin olması ne ifade eder? Ruhlarımızın güvenliği çoktan hasar almışken. Yani her anlamda güvende değiliz diyenlerdenim.



titus andronicus 16.03.2010

Söylediğiniz gibi sorduğunuz soru cevabı da içinde barındırıyor Sanem hanım

Bir haberle vermişsiniz duyduğunuz güvensizliği ama cümlelerinizde bu güvensizliğin çok daha geniş açılımı saklı.

Bu sabah çok daha derinden hissettim bu duyguyu. Türkiyede yaşama oranına göre bir çok açıdan kendimi daha güvende hissedebileceğim bir yerdeyim. Ama önemli değil bazı zamanlarda yaşadığın yer...

İçim daraldı mesela bir gencin 8 mart tan itibaren hiç bir yerde görülmemiş olmasından ve kendisiyle ilgili en ufak bir haber alınamamasından...

Her an alınıp götürülebileceğin bir yerde yaşıyor olmak nasıl güven versin insana?

Eğitiminden, sağlığına kadar tüm birimlerde insana insan gibi davranılmadığı bir yerde geliştirebilirmisin güven duygusunu?

Hep bir şeyler eksikken hayatımızda, aldatılıyorken, önemsenmiyorken, gelecekle ilgili korkular yaşıyorken hissedilebilir mi güven duygusu?

Nasıl geniş ve önemli bir kelime!...



sanem ucar 18.03.2010

"Güven" kelimesi gerçekten son derece önemli bir kelime.

Geniş bir açılımı olduğunun da farkındayım.

Her zamanki haberlerle örülü yaşantımızda bu heberi okurken farkına vardım ki çok ama çok uzun zamandan beri hiç değişmeyen şeyleri yaşamaktayız.

Hangi konu olursa olsun bizleri aptal yerine koyan açıklamalar hiç değişmiyor. Ve yine hiç kimse sorumluluk almak gibi bir davranış içersinde değil. Tam tersine sorumluluğumuz arasına giren konularda başka suçlular aramakta uzmanız.

Buna benzer düşünce yapısının egemen olduğu toplumlarda güven duygusunun gelişmesini beklemek hatadır.

Farkında olmadığımız güven duygusunun gelişmediği toplumlarda ister istemez kargaşanın her zaman hakim olacağıdır. Bu da çok büyük bir tehlikedir.

Güvensizlik beraberinde ruhsal bozuklukları da beraberinde getirecektir. Paranoyanın tavan yaptığı zaman dilimindeyiz.Kuşkusuz bu özel yaşantımızdan başka her alanda kendisini hissettirecektir.

Gittikçe çoraklaşan ve çürüyen ruhlar ister istemez kendini yok etmeye doğru bir yol alacaktır.

Silkelenme zamanıdır, yada gerçekten yok oluş kaçınılmaz olacaktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.