1 Kasım 2011 Salı

J.Maurice Ravel



J. Maurice Ravel (1875-1937)


Ravel, Fransa’nın Bask bölgesinde, İspanya sınırında bir küçük köy olan Ciboure’da 7 Mart 1875 de dünyaya geldi. Annesi Bask, babası ise İsviçre'li bir sanayiciydi. Müzik yeteneğini babasından aldığı bilinmektedir. Aynı zamanda Ravel'in detayların önemi ve detaycı bir tarzı da babasından ona mirastır.

annesi ve babası





Ünlü müzisyen Stravinsky onu tanımlamaya çalışırken bu detaycı özelliğini de vurgulayarak;

"Müziğin İsviçre saati yapımcısı" olarak nitelendirmiştir. Gerçekten müziğini dinlediğinizde tıpkı bir saatin küçük parçaları şeklinde müzik cümlelerine ve bu cümlelerin birleşmesiyle bir bütüne ulaştığını duyarsınız.

7 yaşında piyano dersleri almaya ve 5-6 yıl sonra beste yapmaya başladı. Paris Konservatuvarı’ nda piyano eğitimi aldı. Konservatuar da 14 yıl gibi uzun bir süre müzik eğitimcilerinden Gabriel Fauré ile çalıştı.

çocukluğu


Çok iyi bir piyano öğrencisiydi. Bu sebeple okulun düzenlediği son derece prestijli Roma Ödülünü almak için bu yarışmalara katılmış olsa da elenmiş olması konservatuar müdürünün istifasına kadar gidecekti.

Resimde Monet'in izlenimci akımından etkilendiği için müziklerinde de izlenimci akımın izlerini görmek mümkündür. Fakat Ravel yaşadığı dönemde etkin olan bu akımın dışında Avrupa'ya ait halk ezgilerinden de etkilenmiş bir sanatçıdır.



Kuşkusuz sadece Avrupa müziği değil Doğu'ya ait tınılar da ilgisini çektiğinden Doğu'ya ait özellikleri de eserlerinde kullanmaktan çekinmeyen sanatçıların başında gelir.

En fazla İspanyol müziğinden etkilenmiştir. Bu sebeple, İspanyol Rapsodisi'ni 1908 yılında ve onun en fazla tanınan eseri Bolero'yu 1928 yılında bestelemiştir.

Bolero bugün belki de Klasik Müzik'te en fazla sevilen eserlerden bir tanesidir. Ancak bestelendiği yıl ilk gösterimde dinleyiciler arasında ki bir kadın, bir süre sonra sürekli tekrarlanan ritim ve melodilerden sıkılmış olarak;

"Bu nasıl müzik!" şeklindeki söylemiyle konser salonundan çıkmıştır.

Gerçekten de alışılmış Klasik müzik özelliklerinin tamamiyle dışında bir çalgıyla başlayan ve gittikçe diğer çalgıların katılmasıyla son bulan bu eser ilk yıllarda pek anlaşılamamıştır.

1910-1920 yılları Paris te bulunan Rus bestecilerle tanışması ve onların eserlerini dinlemiş olması onu bir süre neo-klasik eserler vermeye yöneltmiştir.

Ancak I. Dünya Savaşı nedeniyle sağlık koşulları savaşa gitmesini engellediğinden ambulans şöförü olarak savaşa bir şekilde destek veren Ravel, ABD ye gittiğinde büyük bir ilgi gördü. Amerika'da jazz müzisyenlerle tanışması onun müziğinde jazz etkilerinin de girmesine neden olacaktı.

İlginç bir kişiliktir Ravel. Örneğin 1921’de Fransız hükümetinin Légion d'Honneur ödülünü reddetti, 1931’de Oxford Üniversitesi’nin verdiği onursal doktorayı ise kabul etti.



Eserlerini incelediğimiz zaman eserlerinde kesinlikle tamamiyle bir yere koyamayacağımız özellikler vardır. Onun eserlerinde form, renk, tınlayış ve ruh bakımından kendi sanat dilini yarattırken Fransız müziğiyle tüm dünyayı kucaklayan bir yapı vardır.

Bunların dışında o dönemler Klasik müzikte meydana gelen hemen her türlü değişimi eserlerinde uygulamış bir bestecidir.

Içe dönük bir karaktere sahipti. 1927’de bazı nörolojik problemler yaşamaya başladı. Afazi (söz yitimi) problemi ona zor anlar yaşattı.

Zamanla bunama belirtileri ortaya çıktı ve 1932’de geçirdiği trafik kazasında durumu ağırlaştı. Bu rahatsızlıklar nedeniyle eser veremez oldu. 1937’de ise geçirdiği başarısız beyin ameliyatı sonucu hayatını kaybetti.

Ondan geriye birbirinden değerli sayısız eserler kaldı.



Eserleri


Ses için

Şarkı ve orkestra için Şehrazat (Tristan Kling-sor, 1903)
Histoires Naturelles (J. Renard, 1906)
Stephane Mallarme’nin Üç Şiiri (orkestra ve şarkı için, 1913)
Madagaskar Şarkıları (ses ve çalgılar için, Parny, 1925, 1926)
Don Kişot Dulcinea’da (P. Mo-rand, 1932)
Beş Yunan Halk Melodisi (1907)
Dört Halk Şarkısı (1910)
İki İbranî Melodisi (1914)
A Cappelia karışık koro için Üç Şarkı (M. Ravel, 1915)

Çalgı için

Habanera (iki piyano için, 1895)
Menuet Antiçue (1895)
Pavane pour une İnfante Defunte (ölmüş Bir İnfanta İçin Pavan) [1899]
Jeux d’Eaux (Fıskiyeler) [1901]
Sonatine (1905)
Miroirs (1905)
Ma Mere l’Oye (dört elle piyano için, 1908)
Gaspard de la Nuit (1908)
Valses Nobles et Sentimentales (1911)
Le Tombeau de Couperin (Coupe-rin’in Mezarı) [1917]
iki piyano konçertosu (1931) ( İkincisi sol el içindir)

Oda Müziği Eserleri

Yaylı çalgılar için fa’lı dörtlü (1902-1903)
Introduction et Allegro (flüt, klarinet ve yaylı çal­gılar eşliğinde arp için, 1905-1906)
Piyano, keman ve viyolonsel için la üçlüsü (1914)
İki sonat, keman ve piyano için bir rapsodi, Çigan (1924)
Senfonik müziği: İspanyol Rapsodisi (orkestra için, 1907)
Vals (1919-1920)
Bolero (1928).
Tiyatro eserleri, lirik tiyatro (L’Heure Espagnole [Franc-Nohain], 1907
l’Enfant et les Sortileges [Çocuk ve Büyücüler], Gölette 1920-1925)
Baleler (Daphnis ve Chloe 1909-1912)
Dört elle piyanonun orkestra aktarması olan Ma Mere VOye (1912)


Multimedia





sanem ucar 25.06.2010

Bolero nun muhteşem bestecisi...



Bolero için bir kaç küçük açıklama eklemek istiyorum;

Gerçekten bu olağanüstü eserin bir çalgıyla başlayan ve sürekli tekrarlanan melodi ve ritimle diğer çalgılarında teker teker araya katılmasıyla son bölüme doğru büyük bir şölene dönüşür.

Tam 18 kere tekrarlanan bu melodi ve ritmin özelliğini yukarıya aldığım fotoğraf gerçekten çok güzel özetliyor.

1928 yılında arkadaşı Ida Rubinstein Albeniz'in Ibera Süiti'nden bazı bölümleri orkestrasyon şeklinde bir bale müziği haline getirmesini ister.

Ravel bu isteği pek doğru bulmaz. Bunun yerine daha özgün bir eser yazmaya karar verir. Ida Rubinstein için yazılan bu yeni eserin adı; Fandango'dur.

Bu eser aynı yıl kasım ayında sahnelendiğinde adı değişerek Bolero olmuştur.

Bolero bir konser parçası değil, Ravel'in dansçı arkadaşı Ida Rubinstein için bestelediği bir bale müziğidir aslında.

Belli bir tempoda , kısa bir müzik cümlesi üzerine kurulmuş bir eserdir. Temanın her tekrarlanışında orkestraya başka çalgı katılır ve gittikçe genişleyen bu orkestrasyon biçimi gerginliği arttıracak şekilde düzenlenmiştir.

Son bölümde yazılan ton değişikliği yani modülasyonla bu gerginlik boşaltılarak eser tamamlanır.

Ravel bu eserini kendi cümleleriyle şöyle tanımlamıştır;

" Bolero benim tek şahaserim ama ne yazık ki içinde hiç müzik yok"




titus andronicus 26.06.2010

Çok güzel hazırlanmış bir sunum .

Özellikle Bolero'nun müziği için seçilen video gerçekten hem müzikle hem de bu detaycı (bilmiyordum bu özelliğini) müzisyenin istediği bir şıklıkta olmuş bana göre.



sanem ucar 27.06.2010

Roma Ödülü (Prix de Rome) ödülünden de biraz söz etmek gerekiyor.

28 Ocak 1803 yılında Fransız Hükümeti yetenekli sanatçıları keşfetmek ve destek vermek amacıyla bu ödülü ortaya koymuştur.

Bu ödül müzikle başlamış olsa da daha sonraki yıllarda tüm sanat dallarını içerecektir.

Ödül dört yıl boyunca sanatçıların yaşamlarını sürdürebilmek adına verilen bir burstur. Ve 30 yaşın altındaki sanatçılara Roma daki, Villa Medici'de çalışma olanağı sağlıyordu.

Ravel bu bursu kazanmak için oluşturulan yarışmaya 1900- 1901-1902-1903-1904 ve 1905 yılları arasında katılmış ve hiç birinde büyük ödülü alamamıştır.

Ancak bu yarışmalara katılıp aslında hak ettiği bursu kazanamamış olması o dönemler çok büyük bir yankı bulduğu gibi Ravel'in de gittikçe ünlenmesine sebep olmuştur.

Bu arada Ravel'in yaşamındaki önemli olaylardan bir tanesi olan Les Apaches ( Apaçiler ) olgusundan da söz etmek gerekiyor.

Apaçiler Ravel ve arkadaşlarının bir araya gelerek 1900'lü yılların başında kurdukları bir sanat grubuydu. Kendilerini var olan sanatçılardan daha ayrı bir yere koydukları ve beraberken sanat adına hararetli tartışmaları yaptıkları bir oluşumdu.

Bu gurupta müzisyenlerin dışında sanatçılarda vardır. Bunların arasında şair Tristan Klingsor, ressam Paul Sordes, müzisyen Manuel de Falla ilk akla gelen sanatçılardır.

Gruptaki sanatçıların takma adları vardı. Ravel in bu gruptaki takma adı; "Rara" idi.

Grubun karşı olduğu sanatçılardan bir tanesi Wagner idi.

Hatta grup 15 Mart 1908 de bir konser esnasında konser programının fazlalığı karşışında Ravel'in ilk kez sahnelenecek İspanyol Rapsodisi'nin araya karışması ihtimali üzerine herkesin duyabileceği bir şekilde salondakilere seslendiler;

"Bir kez de parterde oturup, hiç anlamayanlar için çalın !"

Bu seslenişe şaşıran şef uyarıyı dikkate alıp eseri ikinci kez çaldırdı. Konser salonunda grup üyeleri haykırışlarına devam ediyordu;

" Onlara parçanın Wagner e ait olduğunu söyleyin ki beğensinler "

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.