1 Kasım 2011 Salı

Johann Sebastian Bach



1685–1750 yılları arasında yaşamış olan J.S.Bach gelmiş geçmiş en büyük müzisyenlerden bir tanesidir.

Onu benim için önemli yapan birçok özellikler var. Bunlardan bir tanesi; eğer müzik eğitimi alıyorsanız hangi dal olursa olsun müzik eğitimi için vazgeçilmez bir teknik öğretmen olmasından kaynaklanmaktadır. Ölümü üzerine yıllar geçmesine rağmen her müzisyen için hala öğretmen olabilme özelliğini taşıyan tek müzisyendir.

Sonra hemen her müzisyende var olan bencillik kavramı asla Bach'ta olmamıştır. Kendinden önceki bestecilerin eserlerini hiç gocunmadan büyük bir dikkatle inceleyip, hatta bunların gün yüzüne çıkmasını sağlayan, gelecek nesillere ulaşmasını gerçekleştirendir.

Bugün müzikte çok seslilik kavramı diye bir kavrama sahipsek bu da Bach'ın sayesinde yeşeren ve gelişen olgulardan bir tanesidir. Tüm yaşamını müziğe adamış bir müzisyendir. İki evliliğinden 20 çocuğu olmasına rağmen hepsi yaşamamış olsa da Bach soyadı müzik dünyasında uzun bir süre devam etmiştir çocukları sayesinde.

Eserlerini dikkatli bir şekilde incelediğimizde müziğin vaz geçilmezlerinden biri olan doğaçlamaya en uygun eserlerin Bach’ın eserleri olduğunu görmekteyiz. Bu bakımdan hangi tarz olursa olsun Bach adı günümüzde de vazgeçilmezler arasında olmaya devam ediyor.

Özellikle jazz müziğinde hemen her müzisyen Bach eserlerini yorumlamışlardır. Zaten jazz müziği de doğaçlamaya en fazla yer veren müzik türlerinden olduğundan jazz müzisyenlerin vazgeçilmezidir.

Tüm yaşamı müzikle iç içe geçen Bach, yaşamının son yıllarında dünyaya karanlık gözlerle bakan müzisyenlerdendir. Geçirdiği bir hastalık onun kör olmasına sebep olmuştur. Buna rağmen müzik çalışmalarına ara vermeyen besteci özellikle dini eserlerini bu dönemde yazmıştır.



Kısaca eserleri şunlardır

Koro Müziği

Magnificat - 0005
Aziz Yhanna Pasyonu - 0001
Aziz Matta Pasyonu - 0004
Noel Oratoryosu - 0002
Si Minör Missa - 0003

Din Dışı Yapıtları

Kahve Kantatı - 1735
Köylü Kantatı - 1742
4000 kadar kantat

Orkestra Müzikleri

Brandenburg Konçertoları> 1–6 (1721)
4 Orkestra Suiti - (1725–1731)
7 Klavsen ve Yaylılar için konçerto
İki klavsen için 3 Konçerto

Dört Klavsen için 1 Konçerto
2 keman ve yaylılar için konçerto
iki keman ve yaylılar için re minör konçerto.

Oda Müziği

Keman ve Klavsen için 6 sonat -1720
6 Viyolonsel süiti -1720
Müziksel Sunu - 1747
Trio Sonatlar
Flüt ve Klavsen için 3 Sonat
Flüt ve sürekli bas için 3 Sonat

Klavsen Eserleri

Kromatik Fantazi ve Füg - 1720
İyi Düzenlenmiş Klavye (Das Wohltemperierte Clavier) 48 Prelüd ve Füg - 1722, 1744
6 İngiliz Süiti - 1724
6 Fransız Süiti -1724
6 Partita - 1731
İtalyan Konçertosu - 1735
Fransız Uvertürü - 1735
Goldberg Çeşitlemeleri - 1741
Füg Sanatı - 1745


Multimedia





sanem uçar 11.01.2009

Çünkü söz konusu Bach olduğu zaman bir çok şeyin altını çizmekte fayda vardır.

Her şeyden önce Bach' ın yaşamış olduğu dönem Klasik Batı müziğinde Barok dönem olarak ele alınan bir dönemdir. Yani ortaçağın o koyu skolastik döneminden kurtulmuş rönesansını ve reformlarını yaşamış bir dönemi ele aldığımızı bilmekte fayda var.

Uzun yıllar karanlık dönem yaşamış insanlık tarihinde yapılan her eylemde her şeyi öte dünyayı düşünerek yapması zorunluluğu ret etmeyi bilebilen insanlarla çıkılan yolun zafere dönüşmesini de sağlamıştır. Tüm sanat dalları özellikle müzik bu karanlık dönemlerde bir araç olarak kullanılmıştır. Yapılan her melodi insana daima öte dünyayı hatırlatacak, kendisine çeki düzen vermesini sağlayacak, kiliseye daha fazla gidecek ve daha fazla Hristiyan olup insana ait tüm özellikleri bir kenara bırakarak güzellikten, aşktan hele şehvetten hiç söz etmeyecek sadece tapınacaktır.

Her dönem istenildiği kadar baskı yada korku uygulansın insanoğlunun çıkış noktası bulduğunu biliyoruz. Bir müzik eğitimcisi olarak büyük bir gururla söylemeliyim ki, bu anlarda çıkış noktası daima müzik yoluyla olmuştur. Şu anda konumuz olmadığı için daha fazla detaya girmiyorum ama yeri ve zamanı geldiğinde tekrar bunu gündeme getireceğim.

İşte Bach' ın yaşadığı bu Barok dönem kendisinden önce var olan müzisyenlerin yoğun çabalarıyla , kuşkusuz siyasi anlamda bir çok değişikliklerin de etkisiyle müzik denilen olgu insanların duygu ve düşüncelerini yansıtmada bir araç olmaya başlamıştı. Bu dönem din dışı konularda yoğun olarak bestelerin ortaya çıktığı, müzikte form adını verdiğimiz konçerto, senfoni gibi biçimlerin filizlendiği en büyük devrimlerin yapıldığı bir dönemdir.

Bildiğimiz gibi devrimler hangi anlamda olursa olsun, içinde bağımsızlık isteği olan insanlarla yapılabilecek bir olgudur.

Bach'ta işte bu devrimciler arasında ki en büyük müzik devrimcisidir.

Her şeye rağmen müzik Kilisenin ve soylu ailelerin egemenliğindeydi. Bach'ta müzik yaşantısına Kilise korusunda şarkı söyleyerek çocuk yaşında başlayan bir bestecidir. Ergenlik dönemiyle sesindeki değişme onun kilise orgunu kullanmasına sebep olacak ve bence tarihin yani müzik tarihinin akışı değişecektir.

Normal yaşantısı sürdürebilmek için Kilisenin müzisyeni olarak çalışan Bach o dönem çok ünlü Org çalgıcısı Buxtehude'nin orgunu dinleyebilmek için izin alacak ve yüreyerek-320 kilometredir bu yol-Lübeck' e gidecektir. Öylesine büyülenir ki ve öylesine araştırmacı bir ruhu vardır ki aldığı izin doğal olarak yetmeyecektir inceleme yapmak için. Çalıştığı kiliseye döndüğünde ise yazmış olduğu ilahiler din adamları tarafından fazla süslü bulunduğundan işine son verilecektir.

Dindar bir yapısı olmasına rağmen, din adamlarının işine müdahale etmesine izin vermeyecek kadar müziğe tutkun biridir aynı zamanda.

Bildiği ve inandığı yolda ve aslında son derece mütevazi bir şekilde çalışmalarına devam edecektir. Asla kendisini bir müzisyen olarak tanımlamayacak, tüm yaşantısını kendinden önce yaşamış müzisyenlerin eserlerini araştırıp ortaya çıkmasını sağlamak ve onların yaptıklarına müzik adına geliştirme prensibiyle yola çıkacaktır. Amacı daima iyi ve dengeli ezgilerin yankılanmasından başka bir şey değildi. Ölümlü olduğunu gayet iyi bildiğinden kendisinden sonra gelecek müzikle ilgili herkes için geliştirici ve müziğin devamını sağlayan metotların ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

Kısacası kendisi için değil, müzik adına yarınlar için çalışma yapan bir müzisyendir.




Sanem Uçar 03.02.2009

Tabikii barok dönemin bir çok anlamda farklılıkları vardır. Aslında müzikte her dönem kendine özgü özellikleri içinde barındırır ve çok sonraları müzik tarihçileri tarafından isimlendirilir bu müzik dönemleri.Başlama tarihini 1580-1600 olarak ele alır çoğu müzik tarihçileri ve bitişini de Bach' ın ölüm yılı olan 1750 olarak belirlerler.

Kısacası tarihsel olarak oldukça uzun bir dönemi kapsıyor Barok dönem..

Tabii bu dönemi değerlendirirken sadece müzisyenleri ele almak çok doğru değildir. Sanatı bir bütün olarak ele alıp, felsefe, edebiyat akımlarının oraya çıkmasında ilk nokta olan bu sanat dallarını da unutmamak gerekiyor.

Ama her şeye rağmen, Barok dönem İtalya merkezli bir dönemdir. Bach tan önceki tüm İtalyan besteciler barok dönemimin oluşmasında etkendir. Bach ise bu dönemi biçimlendiren, şekil veren ve sonuçlandırandır. Bu dönemin sonlarına doğru İtalya merkezli dönem ulusalcılığa kayarak başta Almanya, Fransa ve İngiltere'yi de kapsayacaktır.

Müzisyenlerin yaşamları ve diğer müzisyenlere bakışları son derece ilginç ve değişmezdir aslında. Kimse kimseyi beğenmez.

Borok dönem barok dönem sonrası müzisyenleri tarafından aşağılanan bir müziktir. Son derece abartılı, uyumsuz ve karmaşık olarak değerlendirilir.

Oysa barok dönemi yaratan nesnel koşullarda hiçbir dönem müzisyenlerin vermediği çaba ve özveri verilmiştir. Tamamiyle dini motiflerle süslü ve dinin egemenliğindeki müzik anlayışından kopabilmek kolay mı olmuştur?

Müzisyenlerin büyük bir çoğunluğu barok dönemi hazırlayan o ilk dönemlerde neredeyse kelle koltukta bir yaşam vermişlerdir. Her şeyi göze alarak müziği dinin etkisinden kurtarmaya çalışmak uzun bir dönemi kapsar.

Ve işte barok dönemde bu anlamıyla ilklerin yaşandığı, müziğin bağımsız, olabildiğince tabii olarak ele alındığı bir dönemdir. Bu yüzden çok önemlidir. Kilisenin dışına çıkarak müziği sahnelerde izlemek bugün için bizlere pek aşina bir olgu gibi gelse de bu aşamaya müzisyenlerin müziğe olan tutkularıyla geldiğimizi bilmekte fayda var diye düşünüyorum.

İşte bu sebeple de barok dönemi salt müzisyenlerle değerlendirmek yanlıştır. Ressamı, edebiyatçısı, felsefecisi hep birlikte insanlık için önemli adımların atıldığı bu dönem farklılıklar içerir. Müziksel anlamda barok döneme ait özellikleri yazmak benim için çok kolay olmakla birlikte bazı müzik bilgilerini de içermesi sebebiyle genel ansiklopedik bir bilgi aktarımını yanlış buluyorum. İstenirse bu da yapılabilir ama yine de ana hatlarıyla bakış açısı sunmak daha mı doğru acaba?

Unutmayalım ki Bach müzikte devrimler yaratmaya çalışırken edebiyatçılar, felsefeciler başka devrimler yapıyorlardı.

Ama söz konusu müzikse şu anda barok dönemin en önemli özelliği nedir diye bana soracak olsalar; hiç çekinmeden şu yanıtı veririm:

Barok dönem insanı baz alan ilk çalışmaların yapıldığı ve insana ait duygu ve düşüncelerin müziksel anlamda yansıtılmaya çalışıldığı dramatik anlatımı müziğe geçirmenin başlangıç noktasıdır.

Hiç küçümsenmeyecek bir adımdır bu.



Oya Tekin 15.02.2009

Barok dönem için şunu söyleyebiliriz o zaman. Barok insanı dağınık, parçalanmış bir kültür ve dünya görüşüne sahiptir. Hem bu dünya hem de öte dünya inancıyla iç içe yaşamıştır. Otuz yıl savaşlarının da verdiği etkiyle dünyanın acılarından ve eziyetlerinden dine yönelen insan, diğer taraftan da dünyanın kötülüklerinden kurtulmaya çalışan, dünyanın tadını çıkaran, gününü gün eden insan düşüncesi bu dönemde iç içedir. Bu yüzden dönemde ki sanat yapıtların tamamında bu karşıtlığı ve üslubu görebiliyoruz diyebiliriz ya da diyebilir miyiz?

Bu devri seninde dediğin gibi sadece müzik olarak değerlendiremeyiz elbette sanatın diğer kollarında da ciddi yapıtlar çıkmış günümüze kadar gelmiştir. Hatta ve hatta bilime de bu dönemde önemli damgalar vurulmuştur. Newton, Paskal, Descartes bu dönemde ortaya attıkları teorileriyle bugünün bilimine de ışık tutmuşlardır. Aynı dönemin müzisyenleri ve diğer sanat dehaları gibi.

“Düşünüyorum öyleyse varım” Dememiş midir ünlü filozof Descartes? Onlar düşünmüş varlıklarını ortaya koymuş bu döneme kadar getirmiş tükenememiş, tüketilememiş tam tersine üzerinden ışık alınarak, yol alınarak üretilmiş, çoğaltılmış. Bu eserler asırlarca da tükenmeyecek yol gösterecektir.

Barok dönemin müzik yapıtlarını incelediğimizde bir şeyin daha öne çıktığını düşünüyorum sende benimle aynı fikirde misin bilmiyorum ama bu dönemde öne çıkan isimler romantik dönemde ki kadar çok değil. Hatta klasik ve 20. yüzyıl dönemlerinin üçte biri bile değil. Daha az isim karşımıza çıkıyor. Bunun nedeni Barok dönemin yapısı elbette hiç kuşkusuz.

Bu yüz elli yıl içerisinde gelişen müzik bugünün standartlarını belirlemiş bu yönüyle bakınca ve o dönemi gözden geçirince şunu da ekleyebiliriz diyorum senin anlattıklarından yola çıkarak ve dönem hakkında kendi bilgilerimle; bu dönemde oluşan müzik evrensel bir dil taşımıştır, ulusallıktan çıkıp tüm Avrupa ve dünyaya seslenmiştir. Yani müzik bu dönemde evrensel özelliğe bürünmüştür. Bu da sanatsal anlamda dönemin önemli bir özelliğidir diye düşünüyorum.

Bach’ın sanatı içinse akıla ve yüreğe seslenen müzik diyebiliriz bende yansıttıklarıyla. Elbet herkesteki etkisi farklıdır ama ben böyle düşünüyorum ve diyorum ki yukarıda Multimedia bölümüne son eklenen Bach eserini dinleyerek bir kez daha aklımızı ve yüreğimizi dolduralım ne dersiniz?...



Sanem Uçar 15.02.2009

Aslına bakarsan bu karşılıklı yazışma olayını çok seviyorum. Çünkü ister istemez bu karşılıklı yazışma anında doğrular daha net bir şekilde gözümüze çarpıyor, yanlış anlaşılan bölümler de ben burada anlaşılmamışım diye salt gerçekliğiyle gözümüzün önünde oluyor.

Bu açıdan bakarsak Barok dönem insanlarının dağınık ve parçalanmış bir dünya görüşünü yansıtıp yansıtmadığını kesin bir şekilde söyleyemeyiz. Müzik açısından Klasik döneme gelindiğinde bu dönemin bestecileri Barok dönemi aşağılamışlardır. Oysa barok dönemde ki müzisyenler kendilerine göre son derece doğru ve güzel şeyler yapıyorlardı. Bildiğin gibi yaşamımızı içinde bulunduğumuz nesnel koşullar belirler ve doğal olarak o yüzyılın insanına sunulanlar neyse onları yansıtacaklardır, yaşam şekillerine de sanatsal çalışmalarına da...

Tabikii insanlar bıkkındı. Anlamsız bir şekilde çok ama çok uzun zamandan beri din adına yapılan savaşların ve din adına yaşanılan sıkıntıların içersindeydi. Henüz Barok dönem denilen çağa gelmeden öncede insanlar müzik adına bir şeyler yapıyorlardı. Ve bunu yaparken de her türlü korkudan uzak büyük bir cesaretle işlerini yapıyorlardı.

Ortaçağ'da Troubadour adı verilen gezgin ozanların isimlerini bilmiyoruz çoğunluk olarak. Bu gezgin ozanlar şehir şehir dolaşırlarken olup bitene seyirci kalmamak adına halkı bilinçlendirme yoluna giderken sanat yaptıklarının bile farkında olmadan binlerce eser bırakmışlardır.Binlercesi de yok olmuştur.

Yine bana göre insanın dahiliğinin önüne geçilmeyecektir ne kadar baskı olursa olsun. Barok dönemden çok önce yine insanoğlunun müzik adına bulduğu en önemli müzik biçimi Motet lerdir. Motetler üç sesli olarak yazılan koro eserleridir. Bu eserlerde birinci ses kesinlikle latince olup kiliseye övgüler yağdırırken ikinci ses yerel dilde olurdu ve kiliseyi aşağılayan hatta hakaret eden sözler barındırırdı.

Sadece dini konularda eser verilen yıllarda halk dın dışı konuların içermediği şu anda ismini bilemediğimiz onlarca müzisyenin motetlerini seslendirirdi.

Bu sebeple barok dönemi de ondan önceki dönemleri de değerlendirirken nicel olarak elimizde gözükmeyen müzisyen sayısına bakarak bir değerlendirme yapmak yanıltır bizleri.

Biz barok dönem denilince genellikle Bach'ı aklımıza getiririz belki de ama bu müzisyen sayısı oldukça fazladır ve hiç küçümsenmeyecek bir sayıdır aslında. Bizler ancak bizlere sunulanlarla yola çıktığımızdan bu dönemin müzisyenlerini nicel olarak az gibi görebiliriz. Var olan nesnel koşullarla değerlendirdiğimiz de üstelik, müzisyen sayısı hiç bir dönem olmadığı kadar çoktur bana göre:)

Bir şeyi daha vurgulamak gerekiyor. Müzikte ulusalcılığa (bilinen anlamda) çok ama çok sonra gidilecektir. Tam tersi barok dönem müzik açısından İtalya merkezli olmasına rağmen, Ulusal bir mantıkla her ülke kendi barok anlayışını ortaya koymuştur.

Hem evrenseldir hemde ulusalcıdır aslına bakarsan. Yani o dönemlerde yaşamış bir ingiliz bestecisi olan Purcell'ın eserleri ile Bach ın eserleri arasında oldukça büyük farklılıklar vardır. Her ikisi de barok dönem bestecisi olmasına rağmen. Aynı şeyi o dönem yaşamış Fransız bestecilerinde de görüyoruz.

Değişiklik olması açısından konumuz Bach olmasına rağmen söylediğim şeyin daha iyi anlaşılması açısından Prucell'a ait bir başka barok eseri eklediğimde aradaki farkı daha iyi göreceğiz diye düşünüyorum.

Evet izleyiciler zaman zaman eklenen yeni müziklere kulak kabartmalı bencede:)






Sanem Uçar 22.02.2009

Bach la ilgili olarak bir şeyin daha altını çizmek istiyorum.

Sevgili dostlar, Bach'ın Bouree adlı eserini çok farklı bir şekilde dinleyeceksiniz.

Bach' ın eserleri öylesine doğaçlama yapmaya uygun eserlerdir ki bu sebeple özellikle jazz müzisyenleri ve rock müzisyenleri için Bach çok önemlidir.

Büyük rock gurubu Jethro Tull un efsanevi flütçüsü Ian Anderson ın son derece etkileyici yorumunu dinleyeceksiniz.



Kesinlikle eminim ki Bach bunları dinleyebilmiş olsaydı, kendisiyle gurur duyardı.

Vaz geçilmez olmak , hemde tüm müzisyenler ve dinleyiciler için çok kişiye nasip olacak bir olgu değildir. Hay allahım ya!!! Nasip falan ne oluyor bana gündemimiz, değiştirdi mi beni ne?:))))))))

Keyifli dinlemeler...



Sanem Uçar 01.03.2009

J.S.Bach / Adagio for Organ- Violin & String in G minor



Dinlemek isteyenler için yukarıdaki parçayı ekledim....

Adagiolar benim hayatımda çok önemli bir yeri kaplıyor. Müziksel anlamda hüzünlü bir ağırlıkta kullanılan hız terimidir.

Ancak bunu kedere boğulmak anlamında almayın. Sıfırlanmak, yeniden doğmak anlamında ele alıyorum ben adagioları. Yaşantımda soluk almamı sağlayan bir nefesler adeta...

Umarım sizler de beğenirsiniz.

1 yorum:

  1. oya tekin 10.01.2009

    Sanemcim Bach ın doğaçlamaya dayanan bir müzik yaptığının altını çiziyorsun Bence bunu açmalıyız Doğaçlama müziğin farkı nedir Bachın eserlerinin o günlerden bugünlere gelmesi ve hala öğretici nitelikte olmasının nedenleri nelerdir Bir dönem klasik müzik severler ayrıcalıklı insanlar olarak görülürdü Oysa şu an küflenmiş insanlar olarak görülmekte Her şeyin hızla tüketildiği bir dönemdeyiz Buna paralel olarak müzikte hızla tüketilmekteAma dünden bugüne hala öğretici özelliği olan bu insanları yıllardır dinliyoruz ve hala tüketemedik Aksine onlardan gelenlerle üretiyoruz Bunun altında yatan nedenler nelerdir sana göre Bachı diğerlerinden ayıran özelliklere değinmişsin ama ben biraz daha açalım derim Bu konunun uzmanı olarak ta top sende diyorum


    Oya Tekin 19.01.2009

    "Her şeyden önce Bach ın yaşamış olduğu dönem Klasik batı müziğinde Barok dönem olarak ele alınan bir dönemdir.Yani ortaçağın o koyu skolastik döneminden kurtulmuş rönesansını ve reformlarını yaşamış bir dönemi ele aldığımızı bilmekte fayda var." Diyorsun Sanemcim.

    Bu dönemin özelliği varmıdır, yada neden önemlidir? Ben de senin dediğin gibi adım adım gidelim diyorum ve barok dönem müziğini biraz açalım, bu dönemin etkilerini daha anlaşılır şekilde sunalım, ne dersin?


    Oya Tekin 20.02.2009

    O zaman; şöyle diyebilir miyiz? Barok dönem Bachla evrensel sürecine girmiştir. Ve onun ölümüyle de bu süreci tamamlamıştır. Ama kendi içinde tek tek incelendiğinde ulusaldır. Ve Barok dönem din odaklı baskılara başkaldırışın müziğe ve sanatın diğer dallarına yansımasıdır. Aşağılanmıştır çünkü birçok ilkler Barok dönemde sanata yansımıştır. O yüzden Barok dönemi kendi içinde anlamak lazım ki Barok döneme yansıyan sanatı da anlayabilelim. Yazdıklarından doğru sonuca varabilmiş miyim?

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.