1 Kasım 2011 Salı

Keith Jarrett



Keith Jarrett

"Melodi öldü, çünkü bugünün kültürü melodiyi hak etmiyor"

Keith Jarrett'a ait bu cümle son derece sarsıcı olmakla birlikte gerçeği içinde barındırır. Yüzyılımızın en büyük piyano virtüözlerinden biridir. Jazz denildiği zaman akla gelen ilk isimlerin başında gelendir kuşkusuz. Çok iyi bir Klasik Batı Müziği eğitimi de aldığından piayanoya olan hâkimiyeti inanılmazdır.

Piyano çalmaz, sevişir sanki onunla. Onun parmaklarından yansıyanlar doğaçlamanın derinliğinde sizi bulutların üstüne çıkarabilecek güce sahiptir.

1945 Pennsylvania doğumludur. Üç yaşından beri müzikle iç içedir. Müzik hayatına piyanoyla başlamış olmasına rağmen, daha sonraları davul, vibrafon ve soprano saksofon çalmayı öğrendi. 5 yaşındayken klasik müzik repertuarından oluşmuş ilk konserini verdi. Kendi bestelerinden oluşmuş ilk konserini verdiğinde ise henüz 17 yaşındaydı.

Berklee College of Music'de bir yıl müzik eğitimi aldıktan sonra bu okuldan ayrıldı Tony Scott, Art Blakey, Charles Lloyd ve Miles Davis'in gruplarında çaldı. Daha sonraki yıllarda, Charlie Haden Paul Motian, Jan Garbarek, Jack DeJohnette ve Gary Peacock'la kurduğu üçlülerle konserler verdi.

Klasik batı müziği eğitimi de aldığından jazz müziğinde Handel, Bach, Mozart, Beethoven, Bartok, Şostakoviç gibi bestecilerin yapıtlarını da yorumladı. Handel, Bach ve Şostakoviç yorumları CD olarak yayımlandı

Adı kaprisli sanatçı olarak müzik dünyasında anılsa da hiç kaprisli olmadığına inananlardanım.

Konser esnasında seyircilerin en ufak hareketinden bile etkilenerek zaman zaman konserlerini terk eden Jarrett, konser esnasında oluşan sese olan tepkisini şöyle tanımlıyor;

"Sesten kişisel olarak rahatsız olduğum için değil tepkim, müziğin üretim sürecini parçaladığı için tepki gösteriyorum"

Sanatçının diskografisine ulaşmak için tıklayın:

Keith Jarrett Diskografi



Multimedia








sunburn 05.01.2009

Baroque Period ev Jazz'ın müzikal manada uçmuş ve aşmış bu adamı, melankolikliğin zirvesinde yanlız kalmak isteyenlerin baş ucu müzisyenidir. Eşsiz, partnersiz ve ruhsal gelişiminde sorunları olanlar kesinlikle dinlememelidir. Zira alıp götürür yeryüzünden dönmek oldukça zor olur. Özellikle 1990 yılında çıkardığı Paris Concert ve October 17, 1988 adlı parçası yeryüzüne dönmek istemeyenlere iyi bir neden olur.



sanem uçar 14.01.2009

Yani Keith Jarrett'a ses verecek senden başka kimse olmayacaktı sevgili Cem

Ben bu adamı son derece yetenekli buluyorum hatta yeteneğin ötesinde dahi sınıfına sokuyorum.

Bildiğin gibi bizim müziğimiz koma seslerden oluşmuştur ve doğal olarak çalgılarımızda o koma sesleri çıkartabilmek adına perdesiz yada özel tonlamaya yönelik olarak yapılandırılmıştır.

Batı çalgılarına baktığımızda koma sesler olmadığından çalgıları da perdeli veya sabittir tonalite açısından. Piyano da buna dahil. Piyano da koma sesleri çıkartamazsın. Türk müziği çalmaya kararlıysan akordunu ona göre yeniden düzenlemelisin.

Ama bu adam öyle bir piyano kullanıyor ki, nasıl yapıyor aklım almıyor piyanoda koma sesleri çıkartabiliyor. Transa geçtiği zaman yansıyan sesler öylesine büyülü ki gerçekten bu dünyadan başka alemlere çıkabiliyorsun.

Ve yine haklısın melankolik bir tarafı da var ezgilerinin ama yine de iyi ki var diyorum.....



Sanem Uçar 28.03.2009

Sizleri bilmem ama ben yeni bir güne başlarken müzikle başlamayı tercih edenlerdenim. Genellikle değişkendir bu anlamda seçimlerim.



Güzel bir hafta sonunda Keith Jarrett'ın La Scala albümüyle güne başlamakta son derece keyifliydi benim için. Özellikle bu albümdeki birinci parçanın sonunda yaptığı doğaçlamaları dinlemenizi isterim. Doğunun o gizemli havasında kendinizi kaybediyorsunuz. Oldukça uzun, sizlerle paylaşmayı isterdim ama biraz zor gibi gözüküyor. Kimbilir belki bir gün onu da yüklerim.

Şimdilik buradaki Jarrett' albümüne bakın-indirin-umarım dinler ve seversiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.