2 Kasım 2011 Çarşamba

Münip Utandı



Münip Utandı

Sizleri bilmem, ama ben zaman zaman dinlemeye alışık olduğum müziklerden tamamiyle uzakta kendimle başbaşa kalmak istediğimde Türk Sanat Müziğinin huzurlu limanına sığınanlardanım.

Aslında bu müzik için söylenecek o kadar çok şey var ki....

Sanırım haksızlığa en fazla uğrayan bir müzik türü dersem kimse bana; "o niyeymiş?" diyemeyecektir.

Bu müzik türüyle ilgili bilgilere geçmeden önce sizlerle paylaşmak istediğim bir sanatçımız var.

Onu dinlediğinizde farkı anlayacaksınız. Türk Sanat Müziği'ni bu denli doğru ve güzel yorumlayan başka sanatçılar da vardır kuşkusuz ama benim için sesindeki dinginlik öylesine önemli ki bu sebeple aklıma bu sanatçımızdan başka kimse gelmedi, şimdilik....



24 Ağustos 1952 yılında Antakya’da doğdu. İlk,orta ve lise öğrenimini bu şehirde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesin’deki yüksek öğrenimi sırasında Ruhi Ayangil yönetimindeki Boğaziçi Üniversitesi Türk Müziği Korosu’na Prof.Dr.Ali Rıza Kural yönetimindeki İ .Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Korosu’na Melahat Pars yönetimindeki Kadiköy Musiki Cemiyeti’ne ve daha sonra Süheyla Altmışdört ve Ender Ergün yönetimindeki Üniversite Korosu’na devam etti.

1976 yılında kurulan İstanbul Devlet Klasik Türk Müziği Korosu’nun ilk kadrosunda yer aldı. Bu tarihten itibaren büyük destek ve teşvik gördüğü Nevzat Atlığ ile çalışmalarını sürdürdü. Koronun yurt içinde ve yurt dışında verdiği konserlerde tv ve radyo programında solist olarak görev aldı.

Çok sayıda özel konser veren Utandı TV dizilerine, tiyatro oyunlarına ve radyofonik piyeslere sesi ile katkıda bulundu.

Uluslarası İstanbul Festivali, Bach Günleri, Gaetano Donizetti Bergamo Musica Festival, Akl-ı Selim’in Müziği, Ülker Türk Müziği Günleri, Gülnihal, Uluslarası Adalar Festivali, Nardis Jazz Club gibi birçok müzik festivallerine ve etkinliklerine solist olarak katıldı.



Yansımalar, İnce Saz, Neva Saz, Ruhi Ayangil Meşk Birimi gibi birçok topluklarla konserler vermektedir. Sesinin genişliği ve orijinal rengi ile son dönemin önde gelen yorumcularından biri olarak kabul edilmektedir.

Müzik dışında stilize resim çalışmalarında da bulunan sanatçı bu konudaki eserlerini 1994 yılında Beyazıt Devlet Kütüphanesin’de düzenlediği bir sergide değerlendirmiştir.

Anne ve Bebek Sağlığı Vakfı’nın mütevvelli heyetinde olan olan Utandı bu vakfın yararına zaman zaman konserler vermektedir.Bir dönem Açık Radyo’da da “Unutulmuş Ne Varsa” isimli solo programı canlı olarak sunan Münip Utandı; ayrıca İTÜ Devlet Konservatuarı’nda uslüp, repertuar ve yorum dersleri vermektedir.

Halen görev yaptığı Devlet Klasik Türk Müziği Korosun’nda uzun yıllar sanat kurulu üyeliği de yapan Münip Utandı ses sanatçısı Ceyda Utandı ile evli olup; İTÜ Türk Müziği Konservatuarı’ndan yüksek lisans mezunu ses sanatçısı Merve Utandı’nın babasıdır.




Diskografi

-Büyük Bestekar Büyük Ustalar Yapı Kredi Bankası: (1994) -Yesari Asım Arsoy
-Aynalıkavak’tan Kalamış’a :1995 Kalan müzik
-Münip utandı :1997 Kalan müzik
-Bitmese sevgi: 1998 Kaf müzik
-Seslenişler bekleyişler :2001
-Gidem dedim :2003
-Boğaziçi: 2005
-Mevlana yolu: 2004
-Çeşm-i Dil:2007
-Fikrimin ince gülü: 2007
-Ah yeşil Bursa: 2005 Eylül.
-Eski Şarkılar: 2009-06-03
-75.yıl Ünlü Bestekar II.klasik dönem. 2009

Onunla ilgili bazı sayfalar..

Merve Utandı

Sanem Uçar

Multimedia














sudaay 22.06.2009

Münir Nurettin'in dışında artık dinleyemem dediğiniz parçaları Utandı'nın sesinde ayrı bir anlam kazanarak tekrar dinlediğinizde gerçektende büyüleniyorsunuz-arka plandaki enstrumanların sesi hiç bu kadar duru olmamıştır duygusuna kapılıyorsunuz. Sessiz ve derinden giden isimlerden..paylaşım için güzel bir seçim olmuş..



Sanem Uçar 23.06.2009

Gerçekten haksızlık etmek istemem sayın Utandı'ya eşlik eden müzisyenlerde aslında Türk Müziğinin en önemli isimlerinden bir kaçı.

Kendisine buraya aktardığım parçalarda;

Keman ; Kemal Caba
Ud ; Samim Karaca
Tanbur; Birol Yayla
Ney; Aziz Şenol Filiz
Kanun; Taner Sayacıoğlu
Kemençe; Lütfiye Özer

gibi büyük ustalar eşlik etmiş.

Türk müziğinin oldukça fazla özellikleri vardır. Bu özelliklerinden bir tanesi de yorum ve üslup dur. Her müzikte yorum çok önemli olmakla birlikte söz konusu Türk Müziği olduğunda söyleme şekli; ayrı bir beceri, ayrı bir eğitim ve tarzı içinde barındırır.

Ve bu müzik türü içeriğinde son derece önemli saz sanatçılarını barındırdığı gibi, ses sanatçılarını da barındırır.

Bana katılmayanlar olacaktır ama söylemeden geçemeyeceğim.

Türk Sanat Müziği usta çırak ilişkisinin en yoğun olarak yaşandığı bir olgudur. Bu müziğin eğitimi herşeyden önce edebiyatını ve felsefesini iyice anlamadan geçer diye düşünüyorum. Her ne kadar bu anlamda artık bizlerin önünde Konservatuarlar gibi müzik okulları varsa da, bu müzik türünde yine de usta çırak ilişkisinin önemine inananlardanım.

Bu sebeple Münip Utandı bu ekolü yaşatan sanatçılardan bir tanesi. İzin verirseniz bu anlamda sayın Utandı'ya ait bir cümleyi buraya eklemek istiyorum.

"Yakınımda hep gençleri doğru yola sevk eden büyükler vardı. Ekol olmuş solistleri dinleyerek başladım müziğe. İlk hocam Nevzat Atlığ. Mesut Cemil, Münir Nurettin'le başlayan Bekir Sıtkı Sezgin, Meral Uğurlu, Alaaddin Yavaşça'yla devam eden Darülelhan (Konservatuvar) ekolünün temsilcisiyim. Meşhur olmak yerine sanatımda iyi olmayı yeğledim. Gazino ve şov dünyasından uzak durdum. 1976'da Devlet Klasik Türk Müziği Korosu'na girdim, yıllardır bu koroda çalışıyorum. Ben de Türk Müziği'ni çağdaş anlayışla sunma çabasındayım. Ama bazı dinleyicilerin yorum ya da üslup sandığı goygoyla değil. Çünkü bu yolla geleneksel müziği geleceğe taşıyamayız."

Evet gerçekten çok önemli bulduğum bir paragraf bu.

Gerçekten de yorum ve üslup ta büyük bir değerle karşı karşıya olmamız ister istemez farkı oluşturabiliyor.

Ben şimdilik (devam edeceğim) yine Utandı'ya ait bir cümleyi buraya almak istiyorum çünkü gerçekten çok önemli şeyler var cümlelerinde;

" Ben dinleyiciyi yormayan, dinginleştiren yaklaşımdan yanayım. Dinleyici şarkıların gölgesinde huzur bulmalı, ruhunun derinliklerine seyahat etmeli. İnsan sesinin ve bu müziğin ruhu tedavi edici bir özelliği var. Almanya'dan mektup gönderen bir dinleyicim, sesinizin psikiyatrik tedavi gören bir hastada ilaç yerine geçtiğini biliyor musunuz, diye yazmış. Klasik Türk Müziği fazlalıklardan arındıkça, sadeleştikçe çağdaş insana yaklaşır, ruhuna ulaşır. Bestecileri ve eserlerini derinlemesine inceleyerek yorumumu oluştururum. Mesela Hacı Arif saray hayatı yaşamıştır, Şevki Bey ise sokağa yakındır. Bazı eserlerin öyküsü vardır. Konser programlarını, CD'leri tüm bunları düşünerek hazırlarım. Deneylere açığım. Bir albümümde "Üsküdar'a Giderken"i hasbıhal şeklinde okudum. Bir halk ilahisinin arasında taksim, kaside denebilecek doğaçlamalar yaptım. "

Gördüğünüz gibi söylemler yaşama geçtiğinde bizdeki etkisi de çok daha farklı oluyor.



titus andronicus 23.06.2009

İnternette müzik bloglarını dolanmayı çok severim.Bildiğiniz gibi bu anlamda dünyanın dört bir yanından bilgilenme imkanınız olur.Ne yazık ki çoğu bloglarda anlamsız bir müzik market gibi işlediği için doğrusunu bulmak çok kolay değil.

Bugün ise sevinç çığlığı attığım bir albümle karşılaştım.Ne yazık ki ekleyen kişi bu albümü neden, hangi duyguyla eklediğini paylaşmamıştı. Bereket bir link verilmiş ki gurupla ilgili bilgiye ulaşabilirdiniz.

Bildiğim bir gurup olduğundan linke falan tıklamadım.

Darvish bu gurup. Caz konusunda bana göre en iyilerden diyebilirim. Sadece üç kişiyle kendi hallerinde olağanüstü bir müzik yapıyorlar. Tercihleri caz ancak ortadoğuya ve zaman zaman da Türk müziğine ait makam ve ritimlere melodilerinde rastlayabilirsiniz.

Gurubu dinlediğiniz de aslında caz müziği dinliyorsunuz. Ama caz yapısı gereği gelişmelere açık bir tür olduğundan etnik müziği de içinde yoğurabilirsiniz.

İşte bu aşamada bu gurup benim için değer kazanıyor. Farklı sesleri ve ritimleri kullanmasına rağmen seçmiş olduğu ana müzikten asla uzaklaşmıyorlar.Diğer türler ve türlere ait özellikler sadece bir çeşni.

Bu anlamda ben sayın sudaay ı gıptayla okudum . Bu kadar az ve öz biçimde bu denli doğru ve güzel yorum yapılır. Ben yapamam .

Sayın Utandı yı hiç tanımıyordum. Burada yazılanları okuduğumda kendimde bazı araştırmalar yapıp söylediklerinize katılacak çok şey bulduğumu söylemeliyim.

Hangi tarz müzik yapıyorsanız yapın o müziğin özelliklerini çok iyi bilip, tıpkı Darvish te olduğu gibi kendi türünden hiç ödün vermeden gerekli açılımlarla bir şeyler yapabilmek müzisyenlerin asla tercihi değildir.

Bunu yapabilenler gerçekten sayıca çok ama çok azdır.Hep çağdaş olmak anlamında, ne demekse bu çağdaşlık? var olan öz den sapmalarla müzik artık çığrından çıkmış durumdadır.

Dinleme alışkanlığım olmamış olsa da bu müziği bu sanatçıyı çok takdir ettiğimi söylemek istiyorum. Bu anlamda suç benim değil sanıyorum etrafımızda bu türde doğru kişiler pek yokta...

Ve sanırım teşekkür etmeliyim, bir ufuk açtınız benim için.



Sanem Uçar 25.06.2009

Açıkcası sayın Titus bende sizi ve sudaay ı farklı bir şekilde gıpta ederek okudum.

Farkında olarak yada olmayarak öylesine doğru konulara değinmişsiniz ki ortaya koymaya çalıştığım anafikirde bana nasıl yardımcı olduğunuzu sizlere anlatamam.

Birileri doğru şeyler yapıyor, ama farkında bile değiliz.

Benim için sevindiri bir şey daha var aslında. Zaman zaman haklı çıkmış olmanın mutluluğunu da yaşıyorum. Düşündüklerimi paylaşacağım kişiler olmasına rağmen, zaman zaman acabalar benim de beynimde gelgitlere sebep olabiliyor. Ancak Utandı ile ilgili bu bilgileri sizlere sunarken yaptığım araştırmalar sonucunda Türkiye deki herkes tarafından duayen sayılabilecek kişilerinde benden çok önce aynı duyguları ve düşünceleri yaşamış olması kendi adıma sevindiricidir.

Bunlardan bir tanesi büyük usta Doğan Hızlan dır.

Kendisini bir çok anlamda olduğu gibi müzik konusunda da herkesin ötesinde gördüğümü söyleyebilirim. Ve elime ulaşan bilgilerde bir makalesini sizlerle paylaştığımda aslında bu yazının neden yaıldığını çok daha iyi anlayacaksınız.

Haklısın sevgili Mithat, Münir Nurettin den sonra dinleyebileceğimiz en büyük sesle karşı karşıyayız....

Haklısınız sayın titus, önümüzde güzel örnekler olmadığından, bu konuda çok fazla bilgili değiliz.Ve yine Darvish gurubuyla vermiş olduğunuz örneği perçinleyen bir yazıyı sizlere sunuyorum.

Teşekkürler.



Sanem Uçar 25.06.2009

Türk musikisi bir oda müziği midir?

Bir süredir CD çalarıma sık sık Münip Utandı nın (1952) "Gidem dedim..." albümünü koyuyorum. Çözüme varmayı amaçlayan insanların tereddüdüyle dinliyorum.

Münip Utandı, uslubunu, tavrını, okuyuş tarzını, sesinin rengini beğendiğim bir sanatçıdır.

Son CD sinde ona eşlik edenler üç önemli sanatçı: Lütfiye Özer (kemençe), Murat Aydemir(tanbur), Fahrettin Yarkın (bendir).

Neden çok sevdim bu CD yi?Neden gecenin sessizliğinde onun sesini arıyorum?

Bestelerin güzelliğine daha çok varıyorum. İcranın güzelliğini, kalitesini daha derinden fark edebiliyorum...

Gidem Dedim...i çok sevmemin nedenlerini tahlil etmeye başladım.

Ve tartışılabilir şu yargıya vardım;

Türk musikisi bir oda müziğidir.

Tek tek sazların sesini ayırt edebiliyorum, her enstrumanın özelliğini duyabiliyorum.

Kemençe yayının telle temasını, mızrabın fısıltısını, bendire tenin dokunuşunu hissediyorum.

Albümün kitapçığındaki Osman Nuri Özpekel in yargısına katılıyorum;

"Bir başka anlayışla hazırlanan bu albümde, otantik müziğimizin sadece üç enstrumanı kullanılmıştır.Sanatçının yumuşak ve santimantal hançeresinden çıkan sesini de bir enstruman gibi telakki edecek olursak, bu dört kişilik icra bir oda müziği hüviyetini yansıtmaktadır"

Münip Utandı nın diğer CD lerini de dinledim. Onları da çok sevdim ama ille de bu.

Diğer CD lerinin de adını vereyim. Türk musikisini sevenler, bilenler için mutlaka dinlenmesi gereken sanatçı:

Aynalıkavak tan Kalamış a, Münip Utandı, Bitmese Sevgi, Seslenişler, Bekleyişler.

Türk musikisini popüler parçalarıyla, klasik tavra uymayan icralarıyla dinlediğinizde sevmeyebilirsiniz, eleştirebilirsiniz.Gelin görün ki, iyi sanatçılar bu müziği sevdiriyor, genç kuşaklara bu müzik arasında bağ kurulmasını sağlıyor.

Münip Utandı nın Gidem dedim... ini dinlerken Münir Nurettin Selçuk un ilk dönemlerde doldurduğu, az sazın eşlik ettiği plaklarını anımsadım.Onlar da kulağımda hala yankılanır.

Bir de, saz eserlerinin radyolarda, televizyonlarda ihmal edildiğini üzülerek söylemeliyim...

Türk musikisinin önemli bir formudur.

Evet siz de, müzik meraklısı, Türk musikisini seven okurlarım, düşünün.

Gerçekten Türk musikisi oda müziği mi?

Doğan Hızlan




titus andronicus 26.06.2009

Baştan beri aktarmaya çalıştığınız bilgiler, ve dinlettiğiniz müzikler doğrultusunda dahi Sayın Hızlan ın sorduğu sorunun yanıtını veriyor gibisiniz. Açıkcası orada sözü edilen "Gidem dedim..." cd sini dinlemeyi o kadar çok isterdim ki. Umarım elinizde bu cd vardır ve bizlere bir örnek ekleyebilirsiniz.

Buna şu ana kadar edindiğim bilgiler doğrultusunda bende evet Türk Müziği bir oda müziğidir diyebilirim.Ancak bu cevabı verdikten sonra başta yazdığınız "Türk müziğ en fazla haksızlığa uğramış müzik türüdür" cümleniz benim için daha anlam kazanmış olur.

Çünkü bizlere dinletilmeye çalışılan, yada dinlemek zorunda kaldığımız Türk Müziği bu yapının o kadar dışındaki. Ve yine doğal olarak sayın Münip Utandı çok daha fazla değer kazanır , en azından benim gözümde.

Ben gelişmeleri merakla bekleyeceğim diyorum, başka bir şey diyemiyorum:)


Sanem Uçar 27.06.2009

Dürüst olmam gerekirse merak uyandırmış olmak çok hoşuma gitti. Ancak yine umarım ki bu merak bizleri cd lerin satıldığı alanlara götürür.Çünkü gerçekten büyük bir emek verilerek oluşturulmuş bu albümlerin satın alınması benim için daima farklı bir keyif şekline dönüşmüştür. O jelatinini sıyırarak kapağı açmak ve ardında nasıl bir emeğin olduğunu bilmenin mutluluğuyla cd çalara veya herneyse yerleştirilmesi inanılmaz güzeldir.

Gidem dedim... sevgili Mithat ın sayesinde elime geçti.Oradan bir şarkıyı daha ekledim.

Satın almaya başladığınızda Bitmese Sevgi albümünü de almanızı öneririm.Gerçekten çok ayrı tatda bir albüm oldu benim için.

Sayın Hızlan la yapılan bir söyleşide bir yorumu ilgi çekici. Bu sebeple bu yorumu da buraya eklemek istiyorum:

"-Bu trafik içinde Klasik Türk Musikisi dinlemeye de zaman ayırabiliyormusunuz?

Elbette. İlkgöz ağrım ne de olsa. Bu alanda yeni besteci ve solistleri yakından izlerim. Yakınlarda Münip Utandı nın çıkardığı Gidem Dedim CD si üzerine Türk Müziği bir oda müziği mi? başlıklı yazı yazdım. Bu albüm çok hoşuma gitti çünkü.Utandı ya eşlik eden saz sanatçılarının sayısı sadece üç. Lütfiye Özel kemençe, Murat Aydemir tambur, ve Fahrettin Yarkın bendir çalıyor. Bu Türk musikisi albümü bende, sanki pyano eşliğinde bir şan resitali dinliyorum intibaı uyandırdı. Çünkü ben musikimizi daima 1oda müziği" kıvamında görmüşümdür"

Sayın Hızlan ın yorumuna "doğru " demek bana düşmez. Ben sadece sayın Hızlan gibi düşündüğüm için kendimi mutlu hissedebilirim ancak. Gerçekten benim için de Türk Musikisi bir oda müziğidir.Bu özelliklerin dışına uzun zamandan beri çıkıldığından bu müzik türünde bozulmalar ister istemez kendini gösterdi.

Bu konulara girmeyi düşünüyorum. Ancak şimdilik sayın Utandı nın güzel sesiyle biraz daha haşır neşir olmalıyız

Aynı zamanda ben, insan sesinin en doğal enstruman olduğunu savunmuşumdur her zaman. Ve bu düşünce doğrultusunda da dört farklı sesten oluşmuş bir oda müziği yada yine Hızlan ın tanımlamasıyla bir şan resitali havası gerçekten mevcut.




Cahit Eren 24.09.2009

Merhaba..

Bugun evime biraz yorgun ve bitkin geldim.Dedim ki beni ancak Münip Utandi kendime getirir.Bir süredir dinleyemediğim "Fikrimin Ince Gülü" albümünü dinlemeye basladim.

Suan bilmiyorum kacinci defadir dinliyorum bu albümün 11.Eseri olan "Rüzgar Uyumuş Ay Dalıyor" şarkısını..
Neden bu kadar derinden ve dinlendiri bu sarkilar?Bir Klasik Türk Sanat Müziği delisi olan bendeniz cok farkli seyler buluyorum bu seste.
Bir baska dünya.Bir baska alem benim icin..Sevgili Münip Bey, Merve Hanımefendi ve Ceyda hanım..

Her biri benim ailemden bir parcalar.Aksam eve geldiğimde nasılki tüm aile bir aradaysak onlarda oyle oldu zamanla.Bir tesadüf sonrasiydi oysa ki tanismam kendisi ile; Zeki Mürenden sonra kim kaldi bu kadar kaliteli söyleyen derken tanidim Munip Beyi .

Sonra konserler ve zaman geldi gecti.Yaz bitti.Sıra konserlerde.Konser sezonu acilmasi ile birlikte eminim ki yine mükemmel konserleri ile birlikte olacagiz kendisi ile.

Saygılarımla..



sanem ucar 25.02.2010

Bir kez daha Doğan Hızlan ın "Türk Müziği bir oda müziği midir?" adlı yazısını hatırladım dün gece.

cemal Reşit Rey salonunda 24şubat 20010 tarihinde büyük sanatçı Münip Utandı nın konserini izlerken aklıma takılıverdi yeniden Doğan Hızlanın yazısı.

Evet, çok yerinde doğru bir soru sormuş bu usta kalem ve öngörüsüne daima saygı duyduğum kişi.

Cemal Reşit Rey salonunda Türk Müziğine ait birbirinden güzel eserleri seslendirmek üzere saz sanatçıları yerlerini alırken ortaya dağılıverecek tınıyı önceden duyabiliyorsunuz.

Çünkü bu usta saz sanatçıları;

Ney; A.Şenol Filiz
Tanbur;Birol Yayla
Ud; Samim Karaca
Kanun; Taner Sayacıoğlu
Kemençe;Lütfiye Özer

gibi gerçekten çalgılarında son derece usta müzisyenlerden oluşmuş.

Hepsi öncelikle yaptıkları işe son derece saygılı bir biçimde çalgılarıyla bütünleşirken sanki ney sayın Filiz in aldığı nefes, tanbur sayın Yayla'nın bir uzvu, kanun; sayın Sayacıoğlu'nun parmaklarının uzantısı, kemençe; sayın Özer in yüreğinin sesi, ud; sayın Karaca'nın bir parçasıydı.

Tüm çalgıların tınılarını aynı hazla algılarken bir diğerinin diğerini kapatmayan yüksekliği böylesine mi eşitlikçi bir şekilde yankılanır?.

Ve bu usta sanatçılara sesiyle katılan, can veren Münip Utandı yine her zamanki o son derece kendine özel ses rengiyle tüm çalgılarla bütünleşen bir çalgıydı sanki.

Müzikte bana göre en önemli unsurlardan bir tanesidir nüanslar.

Yaşam da öyle değil midir zaten? Nüanslar değil midir yaşamın tadı tuzu? Büyük tıb insanı Hipokrat;

"Bir şeyin ilaç mı zehir mi olacağını belirleyen kullanılan miktardır" derken ne kadar haklı aslında.

Ve müzikte de bu nüansların yerinde ve özelliğine göre kullanılmasıdır yaratıcı ve iz bırakıcı etkiyi oluşturan.

Münip Utandı nın sesinde nüanslar inanılmaz derecede yerinde kullanılırken sazlarında bu ahenge uymuş olması müziğin ethos etkisiyle birleşince sarhoş oluyorsunuz.

Gerçekten, geçici bir hazla eylence olsun diye değil ruhların temizlendiği bir ayin gibiydi ortalığa dağılan ezgiler.

Yapılan sanattı.

Bir oda müziği edasının ötesinde oda müziği icra ediliyordu hünerli eller, sesler ve nefesler arasında.

24 Şubat 2010 tarihi Cemal Reşit Rey konser salonunda Türk Müziği adına son derece güzel ezgilerin yankılanmasıyla son buldu.

Bu geceden bana kalan bir çok şey var. Bir tanesi de kabul görmeyeceğini bilmeme rağmen yazmadan geçemeyeceğim bir konu.

Türk Sanat Müziğini herkes söylememeli, hatta bu müziği söyleyebilecek kişileri seçecek bir kurul oluşmalı.Öylesine sık eleyip dokumalılar ki geçmişi muhteşem örneklerle dolu bu müziğin yozlaşmasına, anlamsızlaşmasına bir şekilde dur diyebilecek bir kurum olmalı...



Levent Yarıcı 20.03.2010

"SON MOHİKAN MÜNİP UTANDININ CRRDEKİ SON VERDİĞİ KONSER ÜZERİNE Herşeyin kirlendiği bir dönemden geçiyoruz. Müzikte bu kirlenmeden payını alıyor. Ama hayatın her alanında olduğu gibi müzikte de diyalektik kendi hükmünü icra ediyor.

Müzikte az da olsa tertemiz işler de yapılıyor. Bunun başlıca örneklerinden birisini de Münip Utandı veriyor. Israrla, inatla ve azimle asla çizgisinden taviz vermeden (doğru olanda bu) döneklerin yaygınlaştığı bir toplumda, Klasik Türk Müziğine ses, yorum ve icrasıyla katkıda bulunuyor.

Bir enstrüman gibi kullandığı sesiyle,dinleyenleri başka alemlere götürüyor. Konseri dinlemeye gelenlerin müziğin kirlenmemiş yıllarına gittikleri yüz ifadelerinden kolayca anlaşılıyor.

İşte böylesi duyguların yaşandığı yine bir Münip Utandı konserindeydim. Konserin başlamasıyla birlikte Münip Utandının dinleyenleri tedavi eden kadife yumuşaklığındaki sesi (bizim Nat King Colemiz) ki o ses dinleyenlerini zaman olup geçmişe götüren, aşk olup en temiz, en saf en heyecan veren duyguladinleyenlerin kulaklarına en güzel icrasıyla ulaşıyor.

Şarkılar şarkıları kovalıyor. Konser bitiyor.Dinleyiciler bu müzik ziyafetine hala doymuş değil. Münip Utandı iki defa bis yapıyor. Artık zoraki bir sona eriş. Avuçlarım alkışlamaktan yanıyor.İşte müzik ve konser bu diyorum. Münip Utandı "kuy-i hicaz" adını verdiği son albümünü imzalayacak.

Standa doğru yürürken,içimden Tanrı seni bize bağışlasın diye geçiriyorum.Elimde olsa ona abı hayat suyunu içirip, ölümsüzlüğe kavuştururdum. İmza faslı bitiyor.

Yenen güzel bir yemeğin dilde bıraktığı unutulmaz lezzetler gibi, Münip Utandının sesi de kulaklarımızdaki pası silip,"baki kalan bu kubbede hoş bir sada imiş"misali inanılmaz lezzetler bırakıyor. Elimde imzalattığım son albümü, mutlu ve mesut evimin yoluna koyuluyorum."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.