11 Aralık 2011 Pazar

Kadın Düşmanı Sözlük/Agnes Michaux




Agnes Michaux 1968 doğumlu Fransız yazar ve çevirmendir. Daha önceden de ülkemizde Telos yayınları tarafından yayınlanan Kadın Düşmanı Sözlük bu sefer Can Yayınlarıyla bir kez daha okurlarıyla buluşuyor. Baştan sona ünlülerin kadınlar hakkındaki düşüncelerini gözler önüne sererken ülkemizde ne denli yankı bulacak tartışılabilir.


Bu kitabı tanıtmaya başlamadan önce yazarın önsözünü okumanızı önerebilirim. Oldukça ilginç bir önsöz çünkü.

"Önsöz" den..

Evet, affet beni anne!...Biliyorum ki sen başta olmak üzere-binlerce kadın, bu kitabı görür görmez beni ihanetle suçlayacaksınız.

Ben de sizin gibi kadın olduğum halde, bu tür ateşli bir antifeminist bildiri yayımlamaya cüret ettiğim için beni 'dava'ya ihanet etmekle suçladığınızı daha şimdiden duyar gibiyim. İhanet ne kelime ? Vahşi bir saldırı ! Savaş ilanı ! Gözü kapalı bombalama eylemi! İnsanlık suçu!

Ne yapalım sorumluluktan kaçacak halim yok...
Çünkü kabul etmelisin ki, sen ve senin 60-70'li yıllardan kalma 'özgürleşmiş' eski arkadaşlarının yanındayken pek fazla eğlenme fırsatımız olmuyordu. Kutsal ve sihirli formülünüz olan 'kadınların kurtuluşu' sözcüklerini telaffuz ettiğinizde sanki eski direniş günlerini ve şehit düşen arkadaşlarının degşetli savaş öykülerini anlatan muharip gazilere benziyordunuz. Teyzeler direnişte...Erkeklere karşı yürüttüğünüz gerilla savaşı öyküleriyle amma da kafamızı şişirmiştiniz!


Bu arada bizler, kızlarınız, hapı yutuveriyorduk. 1968 Mayısı'nın dölleri olarak utanmadan bizlere dayatmaktan çekinmediğiniz şeylerin etkisiyle tamamen allak-bullak olup tramva geçiriyorduk. Yani, süttozuyla beslenen ben ve kız arkadaşlarımın, 'seventies' lerde katlanılan tüm o rezaletler için sizlere teşekkür etmemizi beklemiyordunuz herhalde.


Daha doğar doğmaz, kavuniçi koca çiçekli o iğrenç duvar kağıtlarınız, pleksiglas ya da parlatılmış alüminyumdan mobilyalarınızın, 'gerçek' suni deriden puflarınızın ve sizi gerçekten İspanyol boğalarına çeviren İspanyol paça pantolonlarınızın üstüne geçirdiğiniz o tiksindirici dikyakalı kazaklarınızın vahşi saldırısına uğradık.

Ah ! 68' de yirmi yaşında olan ninelerin sandıkları bayağı neşeli olacak. Makrame çantalarınızı, akrilik şortlarınızı, Larzac bölgesindeki askeri manevralara karşı köylülerin direnişini destekleyen bildirilerinizi, duvarlarınıza astığınız Vasarely'nin optik yanılsamalarına dayalı geometrik biçimler yansıtan posterlerinizi ve platform yopuklu, uyuşturucu koması renkli ayakkabı koleksiyonlarınızı (Bunları giymek, ırzınıza geçilmesi tehlikesine karşı en iyi sigortaydı!) o sandıkların dibinde bulacak olan torunlarınız ( tabi doğum kontrol haplarının gazabından kurtulabilmiş olanları) kahkahadan kırılacaktır eminim.

Ama kabus bununla da bitmiyordu ki ! Beşiğimin üzerine Twiggy'nin kutsal resmini asmıştın, hani o sizin kadın dergilerinizin favori mankeni; onun sayesinde ideal kadının iştahsız bir iskelet olması gerektiğini anlamıştım. Bugün, sizin o çok ince-taze çalı- gibi vücut hatları konusundaki beyin yıkamalarınız yüzünden, elektronik tartı aletim bana ne zaman yan baksa, kendimi derhal Slim Fast kaselerime dalmak ya da Montignac'ın ekmeğine yağ süren rejimine başlamak zorunda hissediyorum.

Aa, dur ! Jartier katliamını unutuyordum! Külotlu çorap kullanılmasını dayatan senin kuşağın, hala utanmadan çocuklarının suratına bakmaya cesaret edebiliyor mu? Külotlu çoraplar, bekaret kemerinden bu yana aşkı katletmek için bulunan en etkili silahtır.


Ve tabii-Malum konu !- bir de o meşhur erkek düşmanı mücadeleniz vardı. 'Ne haltları varsa görsünler !' diyordunuz. İyi de bu yüzden onlar da artık bizlerle pek bir halt karıştırmaz oldular. Ah ah, nerede o eski cinsel tacizler ! Artık bir büro amirinin, (Brassens'in şarkısındaki gibi) 'Fernarde'i düşledikçe çükü kalkmıyor, aksine çükü düşüyor zavallının! Parmak atmak, yakında ancak tarih kitaplarında izine rastlanan, yok olmakta olan şaheserler kategorisine dahil olacak.

Erkekleri kompleksli, dizginlenmiş, neredeyse iğdiş edilmiş hale getirdiniz ve bugün bizler, henüz homoseksüel olmamış ya da iktidarsızlığa uğramamış bir erkeğe kanca atabilmek için çılgınca ter döküyoruz.

Ne yazık ki, kırk yılda bir turnayı gözünden vurduğumuzda ise bize işin özünü, yani ona lezzetli ev yemekleri pişirmeyi, gömleklerini huşu içinde ütülemeyi, kenar işlemelerini dikmeyi ya da ona GERÇEK bir kahve pişirmeyi öğretmeyi reddetmiş olduğunuz ortaya çıkıyor. Bekarlık olimpiyatlarında altın madalya alıp kürsüye çıkma şansım yüksek..


Biliyorum anne, yine abarttığımı, haksızlık yaptığımı, boşuna mücadele etmediğinizi söyleyeceksin. Doğum kontrol hapı, eşit işe eşit ücret, on sekiz yaşında reşit olma hakkı, yeni evlilik ve yeni boşanma anlayışı, kürtaj, bunlar boş şeyler mi yani?

Değil elbette.

Biliyorum, bayağı zorlu bir yoldan geçtiniz ve uzun bir mesafe katedildi. Ben sana biraz takılmak istemiştim. Ama yine de sana açıkça şunu söylemeliyim: Ben onları seviyorum, yani erkekleri! Hem de bütün o kusurları yüzünden. Çünkü biz kadınlar ne dersek diyelim, ne yaparsak yapalım, bal gibi biliyoruz ki onlar asla gerçekten değişmeyecekler ve sonsuza dek neyseler öyle kalacaklar; yani fevri çıkışları olan ama altın kalpli, maço ama beceriksiz, saf ama duygulandırıcı, saplantılı ama kabız, havalı ama ödlek, boynuzlu ama..halinden memnun.

Bu kitapla ben, ezelden beri hakkımızda yumurtladıkları eşekçe saçmalıkları burunlarının dibine sokarak kendi tarzımda onlara nanik yapıyorum ( ya da sen öylesini tercih edersen malum bir el hareketi yaptığımı da söyleyebiliriz) Bu kitabı erkeklere ithaf ediyorum, çünkü onlara çok benziyor: Bazen gülünç, sebepsiz yere saldırgan ama çoğu kez komik ve her zaman gerçeğe de o kadar aykırı değil, ne dersin?"

(...)

Evet çevirmende bu kitap hakkında bazı görüşlerini ortaya koymuş. Kitabı Türkçe'ye çevirmeden önce kadınlar hakkında ne düşünüyordu ve çeviri işi bittikten sonra düşüncelerinde değişiklikler oldu mu bilemeyiz ama topu yine kadınlara atması bir hayli ilginç.

Evet kadınlar, özellikle Türkiye'deki kadınlar, yüzyıllardan beri Marduk tarafından gönderildikleri mağaralarından çok hoşnut gözükse bile eğer bir kurtuluş söz konusu olacaksa bu erkek ve kadınların birlikte hareketiyle söz konusu olabilir. Sadece kadınların çabalarıyla değil. Beynin cinsiyeti olmadığına inananlar için durum en azından ortak hareket etme yönündedir.



"Çevirmenin notu: (Yiğit Bener)


Elinizdeki sözlük kadınları eve kapatmaya çalışan ve onlara ikinci sınıf insan olarak tanımlayan muhafazakar zihniyetin, erkeğin üstünlüğünden dem vurarak kadınları aşağılayan cinsiyetçi söylemin, kadın cinselliğini ve özgürlüğünü şeytanlık olarak gören dini yobazlığın ülkemize özgü olmadığını açıkça sergiliyor.

Çünkü Micaux'un derlediği bu seçme saçma sözlerin yazarlarının hemen tümü Batılı, aydın, sanatçı, din ve devlet adamları. Hepsi üst düzey eğitim görmüş, kimisi tarihte iz bırakmış, hatta hepimizi büyüleyen önemli edebi yapıtlar vermiş, başka haklı davaların savunuculuğunu yapmış, eli kalem tutan ve açıkçası kalemi 'sıkı' tutan akıllı, zeki erkekler. Birçoğu aydınlanma felsefesinin cengaveri, hatta aralarında hümanist, devrimci, anarşist düşüncenin kimi kuramcıları bile var.

Ama gel gör ki ne eğitim, ne gelişkinlik düzeyi, erkekleri bu zavallı üstünlük kompleksinden ve ülkemizde nice erkeğin çoşkuyla altına imza atabilecekleri bu kadın düşmanı zırvaları sıralamaktan alıkoymaya yetebiliyor.

(...)

Kadın Düşmanı Sözlük, en eğitimli, akıllı, zeki erkeklerden bile pek hayır gelmeyeceğinin açık kanıtı olduğuna göre, bu köhne zihniyeti alaşağı etme işi yine kadınlara düşüyor. Zaten her yerde olduğu gibi ülkemizde de sözleriyle, eylemleriyle, duruşları ve yaşantılarıyla onlar da epeydir bunu yapmaktalar.."


Kitaptan alıntılar yapmadan önce kitapla ve bu konuyla ilgili düşüncemi de paylaşmak istiyorum;

Açıkcası kadınların şu anda durdukları yer itibariyle kullanılan sözlere baktığımız zaman ne yazık ki kadınların bu söylemlerin doğruluğunu kanıtlayacak tavır içinde olduğu da bir gerçektir. Ben burada belki bir tek şeyi eleştirebilirim; o da daima genellemelere olan karşı duruşumdur. Genellemeler gerçeği saptırır ve içinde daima gerçek olmayan yanları da barındırır.

Kadınlar hakkında sanatta çoğunlukla çiçek böcek şeklindeki yaklaşımlardan sonra asıl düşüncelerin ne olduğunun ortaya konulması açısından da oldukça ilginç bir kitap diyebilirim. Gerçekten kadınları öven ve onları eşsiz varlıklar şeklinde sunan sanat anlayışı da bu sözlerden farklı değildir gerçekte.



Kitaptan Alıntılar

01-Kimin daha AKILLI/ APTAL olduğu konusu

İki cins arasında kimin daha akıllı olduğu konusunda bildim bileli bir tartışma yaşanır. Her iki cinsinde akıllıları ve aptalları olduğu kimsenin aklına gelmemiş bir de artık günümüzde "Erkeklerin konuya matematiksel yaklaşımda kadınlardan daha iyi, depresyona daha dayanıklı ve uykuya daha çok ihtiyaçları olduğu, Kadınların ise erkeklere göre koku alma, dokunma ve duyma gibi duyularının daha hassas olduğu ayrıca iletişim ve dil öğrenme konusunda daha başarılı oldukları" artık bilimsel olarakta ortaya koyulan gerçekler.. Buna rağmen bakın neler demişler:


-Kadınlar genellikle salaktır. Zekası ancak vasat bir erkeğin zekasına eşit olan bir kadına, çok akıllı olduğu söylenir. Bunu daha fazla gizlemenin alemi yok.
Henri Jeanson-1925



-Kadınlar zaten akılsız olduklarından ötürü, asla akıllarını yitirmezler.
Henri Jeanson-1925



-Akıllı kadınları sevmek ibnelere özgü bir zevktir.
Charles Baudelaire-1887



-Kendini akıllı sanan kadınlar, erkeklerle aynı hakları isterler. Gerçekten akıllı olanlar ise bundan vazgeçerler.
Colette-1903



-En çokta akıllı oldukları için çirkin olma hakkına sahip olduklarını sanan kadınlardan nefret ederim. Neyse ki bugüne kadar hiç akıllı bir kadına rastlamadım.
Boris Vian-1966


-Erkekler aptal kadınlara bayılırlar. Kadınların aptal olarak kalması için, işte bu yüzden yüzlerce yıldır ellerinden geleni yaptılar.
Georges Wolinski-1964



-Kadın daha aşağı bir yaratık değildir, erkek daha üstün bir yaratıktır.
Françoise Parturier-1964



-Kadın yüreğinin kötülüğünden kaynaklanan hastalıklar şunlardır: alçakgönüllü olmayan bir söz dinlemezlik, kolay öfkelenme, dedikodudan hoşlanma, kıskançlık, aklı kısalık. Bu beş hastalık, on kadından yedi ya da sekizinde mutlaka görülür; işte bu nedenle erkekler kadınlardan üstündür.
Kaibara Ekiken-1660



-Erkek bir beyindir, kadınsa bir döl yatağı.
Jules Michelet-1848



-Erkekler çalışıp uğraşırken, toplayıp çabalarken, hesaplayıp tahmin etmeye çalışırken; kadınlar, doğaları gereği, hangi yaşta olurlarsa olsunlar, sadece düş kurmakla yetinirler.
Herve Lauwick-1961



-Bir kadın beyni için bu kadar çok bilgiye ne gerek var ! Bir iğne deliğinin üstüne bir bardak su da dökseniz, tüm okyanusu da boşaltsanız, o delikten ancak tek bir damla su geçer.
Jules Renard-1888



-Kadınlar ev işleriyle uğraşmalıdır, onları iyi beslemek, iyi giydirmek ama asla toplum içine çıkartmamak gerekir. Din eğitimi almalılar ancak şiir ve siyaset bilgisinden uzak tutulmalılar. Biraz müzik, resim ve dans, zaman zaman da azıcık bahçıvanlık ve tarım bilgisi alabilirler.
Lord Byron-1818



-Kadınlar, ancak değerli dişilik niteliklerini yitirme pahasına, bir takım entelektüel bilgiler elde edebilirler. Tüm gözlemciler, akıllı kadınların erkeksi olmaya başladıklarını doğrulayacaktır. Bunun canlı bir örneği de benim: Felsefe diplomamı aldığımdan beri bacaklarımda kıllar çıkmaya başladı ve utangaçlığımı yitirdim.
Helene Deutsch-1914 (Freud'un öğrencisi)



-Kadın, en eski çağlara kadar uzanır. Saçlarına tepeden bir topuz yapmıştır. Postacıya kapıyı açan, çorapların söküklerini diken ve çocuklara din eğitimi veren odur. Kadın, esas olarak bir saç topuzundan ve bir el çantasından ibarettir. Erkekle farkını belirleyen el çantasıdır.
Alexandre Vialatte-1978



-Kim ki günün birinde kadınlara hakaret etmekten vazgeçer, o artık aptal olarak anılmaya layık zavallı bir adamdır.
Europides-MÖ.480



-Kadın değiller mi? Ne zaman ki memeler sarkmaya başlar, bilinç düzeyi yükselir.
Pierre Belfond-1963



-Beyni, memesinin ucundan fışkıran ne de çok kadın var!
Madame de Pompadour



-Kadınlar, sabahki yalanlarıyla akşam ki gerçeklerini oluştururlar.
Jean Giraudoux-1929





02-Ülkelere göre kadın değerlendirmeleri

Günümüzde de bu tip değerlendirmeler olmasına rağmen (İngiliz kadını soğuk, Fransız kadınları çekici vb. kitapta değişik ulusların kadınları hakkında söylenen söylenen sözlerin hepsinde anlaşmış gibi bir aşağılama tavırları söz konusu-neredeyse geniş bir tarihsel yelpazede soylu hanımların dışındaki tüm kadınlardan yağlı, şişko, kıllı, ter kokan ve sadece üreme amaçlı kullanılacak bir metaymış gibi bahsediliyor. Bu söylem aslında kadınların nerden nereye geldiği konusunda bir fikir veriyor insana.. Değişik ülkelerden kadınlar için söylenen şeyleri görelim bakalım;


-Birçok kadını Alman kadını gördükten sonra gerçek bir inekle karşılaşmak, insana ne de keyif verir.
Paul Claudel-1898



-İster kuzeyli olsun ister güneyli bütün Alman kadınlarının istisnasız üç ortak özelliği vardır, kocaman ayakları, kocaman kolları ve koca koca kulakları !
J.Grand-Carteret-1887



-Ah o Almanlar, müzikleri kadındır, kadınları ise bir sığır !
Nathalie Clifford Barney-1911



-Makineler, Amerikalıların mutlu edebildikleri yegane kadınlardır.
Paul Morand-1918



-Belçikalı kadın: Orada öyle dişilerle karşılaşırsınız ki..O bacaklar, boyunlar, kocaman yağ tulumu gibi, hele ayaklar, iğrenç!!! Daha çok genç yaşlarda korkunç oranlarda kalınlaşmaya ve vıcık vıcık bir şişkinliğe yatkındırlar, bu durum genel olarak havadaki nemden ve kadınların oburluğundan kaynaklanır. Gülümsemeye gelince, yüz kaslarının katılığı ile birlikte, çene ve diş yapıları buna izin vermez..
Charles Baudelaire-1887





-Bretagne'lı kadın: Hizmet verenler sınıflamasında, tüketime daha elverişli bir sektördeki Şarole cinsi öküzlerinkine denk düşen bir konumda evcil bir ırka verilen isimlerdir. Ağır işçi olan bu Bretagne'lı kadınlar, Montparnasse İstasiyonu'nun önündeki Marne Caddesi'nde karşıdan karşıya geçerlerken, işinin ehli muhabbet tellallarının sütlü kahve içme davetlerinden kendilerini sıyırabildikleri takdirde, daha sonrasında kusursuz birer hizmetçi olmayı başarabilirler.
Phillippe Bouvard-1965



-Fransız kadını, pasaklılığın ve tembelliğin somutlaşmasıdır. Bu kadınlar, belden aşağı kısımlarda itici derecede pistir; hele işçi ve köylü kesimlerinde, kadınların yüzlerinden başka bir taraflarını yıkadıkları pek nadirdir. Her taraflarından yağ fışkırır ve hemen tümünün cildi safran sarısı rengindedir.
John Bull-1712



-İngiliz kadının memesi yoktur. Hergün hiç sektirmeden tıkındığını onca pudinge karşı, aldığı kilolar hiçbir zaman yukarı kısımlara gitmez. Çünkü puding, ağızda iki saniye, kalçada yirmi yıl kalır. Otuz yaşına geldiğinde, İngiliz kadınının o iki gülünç yavrusu, cüceleri için yapılmış banyo keseciklerine dönüşür, üstelik içinde sadece küçücük bir otel sabunu vardır. İşte, İngiliz erkeğinin neden o kadar ekşi suratlı ve özellikle de, Başbakan Madam Cresson'un bir kez daha belirttiği gibi, neden sapına kadar eşcinsel olduğunun gerçek kültürel sebebi budur.
Philippe Val-1991



-İngiliz kadını giyindiğinde artık kadın değil, bir katedraldir. Sorun onu baştan çıkarmak değil, yok etmektir.
A.Vignola



-İtalyan kadınlar, cinsel organlarını suratlarının ortasında taşırlar.
Stendhal-1872



-Portekizli kadın: Kılbaşınız kutlu olsun.
San Antonio



-Portekizli kadınlardan sözetmeye ne hacet: Hem sarmısakla beslenen bir halk, hem de kadınları bıyıklı; hatta o kadar ki, eğer Picasso'nun tablolarına konu olsalardı, bir budakla bir koltuk altını ayırması çok zor olurdu.
Philippe Val-1991



-Köylü kadınlar kır çiçeklerine benzer; koklayınca ya hiç kokmaz ya da pis kokarlar.
Jules Renard-1910



-Alenen ve kesinlikle sabun kokuyordu. Aksi şeytan. Ha bununla yatmışsın, ha bir çamaşır makinasıyle.
Boris Vian-1947





03-Aşk/Sevgi/Sadakat konusunda söylenenler

Dünya üzerinde kaç kişi yaşamışsa o kadar sayıda da aşkın tanımı vardır-herkes bu alanda bir peygamber sayılır-tabi dolayısıyla müridler olacaktır ayrıca taraflar ve savaşlar, bok atmalar suçlamalar gözyaşları..Tam bir savaş alanı...


-Aşk, bir erkeğin tek bir kadınla yetinmek için harcadığı çabaya verilen isimdir.
Paul Geraldy-1951



-Aşkın öyküsü, erkeğin kadın tarafından sömürgeleştirilmesinin öyküsüdür. Ah tabii, erkek bunu tepkisizce kabullenmiş değildir. Kadının her girişiminde, erkek de yiğitlik taslayarak karşı saldırıya geçmiştir. Kadın onu ağaçların gövdelerine iç içe geçmiş kalpler kazdırmayı icat ettiğinde, erkek de tuvaletlerin duvarlarını karalamayı keşfederek öcünü almıştır. Kadın aşk şarkılarını yarattığında, o da belden aşağı şarkılar bulmuştur. Kadın flörtü geliştirdiğinde, o da pandik atmayı piyasaya çıkarmıştır. Kadın saray edebiyatında yer alan şiirlerin esin kaynağı olmuştur, erkekse açık saçık filmlerin. Kadın yeminleri icat etmiştir, erkek yalanları.. François Cavanna-1984



-Erkek sağlıklı ve dolambaçsızdır. İş sadece ona kalsaydı, cinsellik cinsellik olarak kalırdı. Kadın her şeyi karmaşık hale getirir. Cinselliğin aşka dönüşmesinin suçlusu kadındır.
François Cavanna-1984



-İnsan yaşamında en az bir kere aşık olmalıdır. Böylece bir daha aynı şeyi tekrarlama isteğini ebediyen yitirirsiniz.
Yvan Audouard-1991



-Hem romantizme hem de boy apdestine direnebilmiş olan bir konu hakkında kötü söz sarf etmek olanaksızdır.
E.M.Cioran-1952



-Evet, Bach, Mozart, Tanrı, tüm kadınlar lafa buradan girerler. Bunun adı namuslu bir sohbet olur, işin ahlaki bahanesi. On beş gün sonraysa iş, yatakta uçan trapez numaralarına dönüşür. Albert Kohen-1968



-Ah! Balayına yalnız çıkmak ne güzel olurdu.
Jules Renard-1910



-Otuz kişiyi birden boynuzlayacağım; çünkü karımla yatmaya gidiyorum.
Merimee-Ancelot-1931



-Karınızı elinizden alan bir erkeğe yapılabilecek en büyük adilik, onu geri almamaktır.
Sacha Guitry-1947



-Kadınların çoğunun bacakları arasında küçük, kansız, hüzünlü ve gülünç bir cinsel organ vardır. En ufak bir şey cinsel arzusunu yok edip onu kurutuverir; zaten kırk yılda bir, alelacele içine fışkırtılması ona yeter de artar bile; artık aylar boyunca eksikliğini hissetmez.
Jacques Sternberg-1974



-Aynı çiviye asılı dört jambon, alın size aşk ! Mesaneyle makat arasına dalıvermek, idrarla daha beter bir şey arasına girmek, alın size aşk !
Voltaire-1883



-Düzüşmenin, hastalıklar ya da gebelikler dışında, herhangi bir trajik yönünü göremiyorum; ama geri kalan kısma atfedilmesi gereken değer konusunda Lenin'in yargısını paylaşıyorum: ! O, çok değerli bir biyolojik uyarıcıdır.." Ne eksik, ne de fazla.
Louis-Ferdinand Celine-1924



-Cinsellik erkekler açısından çok keyifli bir işti, ta ki kadınlar bunun bir zevk olduğunu keşfedinceye kadar.
Georges Wolinski-1964



-Kadınların bindikleri dalı kesmemeleri gerek, yani çükümüzü.
Georges Wolinski-1964



-Kadınlar enginara benzer, en lezzetli kısımları, kılların altındadır.
San-Antonio-1991



-Evet, iğrenç şeyleri, güzellikle uzaktan yakından ilgisi olmayan kadınları düzmüş olduğum doğrudur. Bunu bir nevi kendimi cezalandırmak için yaptım: Bu tiksindirici nesneyi düzüyorum ve yaptığım işin bilincine varıyorum.
Serge Gainsbourg-1992



-Her yerde gördüğüm kadarıyla, aslında kadının tek uğraşı erkek ve erkeğin insanlığıdır. Kadın, bir çükün çevresindeki iki çift kanattır.
J.Edmond de Goncourt-1961



-Kadın, gravyer peynirine benzer; delikleri olmasaydı hiçbir işe yaramazdı.
Bernard Emmannuel-1992



-Eğer erkekleri seviyorsam, bu öncelikle kadın olmadıkları içindir.
Jaques Brel-1964



-Tanrı birlikte yaşamayı icat etmiştir, şeytansa evliliği.
Francis Picabia-1910



-Kilise, aşkı yok edemeyeceğini anlayınca, onu hiç olmazsa dezenfekte etmek istedi ve evlilik kurumunu yarattı.
Charles Baudelaire-1887



-Evlilik..Yatağa girmenin en hazin biçimidir.
Gaston de Caillavet-1907



-Kamu hizmetinde olan herşey ücretsiz olmalıdır. Okul, ulaşım ve kızlar.
Alphonse Allais-1930



-Bir kadın, bir koca buluncaya kadar geleceği konusunda endişelenir; bir erkek ise ancak bir kadınla evlendikten sonra gelceği konusunda endişelenmeye başlar.
George Bernard Shaw-1886



-Asla cumartesi akşamı sevişmeyiniz; çünkü pazar günü yağmur yağarsa yapacak şeyiniz kalmaz.
Sacha Guitry-1915



-Feministler tıpkı erkekler gibi çalışıyor, içki içiyor, araba kullanıyor, sonra da niye onları götten düzüyoruz, diye şaşırıyorlar.
Patrick Timsit-1992



-Bir kadın zaman zaman mastürbasyonun yerine geçebilecek uygun bir ikame aracı olabilir. Ama tabii geniş bir düş gücüne sahip olmak kaydıyla.
Karl Kraus-1926



-Memesiz bir kadın, yastıksız bir yatağa benzer.
Anatole France-1893



04-Çok konuşması hakkında söylenenler

Erkekler sanırım bu konuda da üste çıkmaya çalışıyorlar, oysa her iki cinsin de konuştukları konunun sadece alanı değişiyordur-çok konuşmaktan ziyade bir de asıl önemlisi konuşmanın niteliği-yani 'boş konuşma' dediğimiz şey. işkencelerin en ağırı..


-Tanrı erkeği yarattı, sonra da sıkılmasından korktuğu için ona bir kadın verdi. Kısa bir süre sonra tanrı pişman oldu ve kadının erkeğin canını sıkmasından korkup ona tütünü yolladı.Mark Twain-1870



-Tanrı , erkeği kadından önce yaratmıştır ki zavallı bir-iki söz söyleyebilsin.
Jean Rigaux-1984



-O ulvi uzak görüşlülüğü sayesindedir ki Tanrı, kadınları sakallı yaratmamıştır, çünkü onlar tıraş olurken bile susmasını bilemezlerdi.
Alexandre Dumas (Baba)-1830


-İyimser; bir kadın 'Hoşçakal' dedi, diye telefon görüşmesinin bittiğine inanan bir beyefendiye verilen isimdir.
Marcel Achard-1962



-Kadınlar Cennet'e gidemez; çünkü Yeni Ahit'in bir babında şöyle denir. 'Yedinci mührü açınca gökte yarım saat kadar sessizlik oldu.
Henri de Montherlant-1936



-Kadınların saklayabildikleri tek sır, bilmedikleri sırdır.
Seneca-MS.40 yy





05-Kadının dövülmesi / şiddet görmesi hakkında söylenenler

Bu konuda söylenebilecek hiçbir şey olamaz. Bir insanın kadın olsun erkek olsun şiddete maruz kalması insanlık suçudur ve yapan da insan olmaz. Ama kalkıp "dayak cennetten çıkmadır" derseniz bu iş kutsal bir dayanak bulmuş olur çoktan..



-Kesinlikle kadınlara vurmayın. Bir çiçekle bile. Çiçeğe yazık.
Gabriel Timmory



-İnsan dişisini döven yegane calı türüdür. Dolayısıyla tüm canlı türleri içinde en kaba erkekler insan soyunun erkekleridir; yahut şöyle de diyebiliriz, tüm canlı türlerinin dişileri içinde en tahammül edilmez olanı kadındır ki aslında, bu son görüş rahatlıkla savunulabilir niteliktedir. Georges Courteline-1927



-Kadını asla dövmeyiniz, hemen alışıverir ve bu sonra sizin için çok yorucu olur.
Aurelien Scholl-1863



-Rus kadınları en çok kocalarından iyi bir dayak yedikleri zaman zevk alırlar.
J.Richardson Parke-1906




06-Namus ve iffetli olma konusunda söylenenler

Namus ve iffeti bacakarasında arama fikrinin kaynağını merak edenler kanımca hayvanlar dünyasıyla ilgili bir sürü belgesel seyretmesi gerekecek..



-Oğullar annelerinin iffetli olduğuna inanırlar. Kızlar da öyle, ama onlar daha az inanırlar. Anatole France-1899



-Annelerin çocuklarına verdikleri nice öpücük, aslında başkası niyetine verilmiş öpücüklerdir !
Etienne Rey-1925



-Bu kadar çok sayıda kötü yola düşen kadın olmasının nedeni, onlara yalnız yaşamanın öğretilmemiş olmasıdır.
Matmazel de Sommery




-Fahişelik kadınlığın olağan halidir.
Theophile Gautier-1863




-Kadınlar, hiç değişmeyen bir zevkin değiştirilebilir araçlarıdır.
Marcel Proust-1901






07-Diğer konularda söylenenler

Bu başlık altında da çok değerli inciler bulacaksınız..



-Kendilerini erkek mi sanıyorlar, onlara en azından fiziki özellikler açısından sadece kadın olduklarını kesin bir şekilde kanıtlamak gerek. Kibirliler mi; onları aşağılamak gerek. Kendilerini kime vereceklerini mutlaka kendileri mi belirlemek istiyorlar; onları zorla elde etmeye çalışmak gerek, özellikle de vermek istemedikleri zaman. Çocuk doğurmak mı istemiyorlar; onları dur durak bilmeden döllemek gerek. İşte bu yaratıklar ancak bu şekilde yeniden gerçek birer kadın olabilirler, yitirmiş oldukları yürekleriyle, yumuşaklıklarıyla, duyarlılıklarıyla, aşkları ve hatta yuvarlak biçimli dişi güzellikleriyle..
J.du Valdor-1893



-Baba, anneden daha fazla sevilmelidir, çünkü o üremenin aktif öğesiyken anne sadece pasif öğesidir.
Aziz Tomas



-Erkek çocuğu işer, kadınsa sıçar.
J.Edmond de Goncourt-1961



-Kadınlar benim yaşamımda o kadar az yer kaplıyorlar ki, onları birbirinden ayırmakta bile güçlük çekiyorum, tıpkı zenciler ya da bir sürünün koyunları gibi.
Michel Tournier-1975



-Günümüzde gerçekten başarılı olmanın en emin yolu, yaşlı bir kadının amcığından geçer. Juvenalis-MS.60



-Varlıklı bekarlar çok daha yüklü verdiler ödemelidirler. çünkü bazı erkeklerin diğerlerinden daha çok mutlu olmaları haksızlıktır.
Oscar Wilde-1884



-Dünyada bir kadından daha beter bir şey olamaz, tabii başka bir kadın hariç. Aristophanes-MÖ.5 yy.



-Öpüşen iki kadın, bana el sıkışan iki boksörü anımsatmıştır daima.
Sacha Guitry-1947



-Üç tür kadın vardır; boktan karılar, bombok karılar, bokyedibaşı karılar. Bu sonuncu kategori, erkekleri tamamen edilgenliğe yöneltenleri içerir.
Paul Valery-1901



-Her kadının yüreğinde, güçlü bir erkeği görünüşte yönetmenin verdiği gururla, sonradan boyun eğmesine neden olan bir korkaklık karışımının var olduğunu itiraf etsem daha iyi olmaz mı?
George Sand-1834



-Sınırsız olan iki şey vardır: dişilik ve onu sömürmenin yolları.
Jeanne Moreau-1958
(Jean-Luc Besson-Nikita filminden)




-Kadınlarda dokunma duyusu, erkeklerdeki kadar iyi gelişmemiştir. Gerçi, kadının eli hep hassas ve yumuşak olarak tanımlanmıştır; ancak bu, daha çok deri altında daha fazla yağ birikmiş olmasından kaynaklanır (...) Bir kadının eli bir müzik aletine asla bir erkeğin ki gibi dokunamamıştır. Rubinstein'ı, Liszt'i, Paganini'yi düşünün hele! Hangi kadın eli, bir erkek eli gibi parmaklarıyla matbaa harflerini tanıyabilir? Hangi kadın eli, yünlü dokumadaki yırtıkları bir erkek eli gibi 'kavrayıp' tamir edebilir?
August Strindberg-1895



-Erkekleri bir araya getirirseniz, birbirlerini dinlerler, kadınları bir araya getirirseniz, birbirlerini gözetlerler.
Madam de Maintenon-1710



-Kadının kafası fırıldak gibidir, evin tepesinde, hani o ilk rüzgarda dönen.
Moliere-1650



-Fikrinizi sormak için ısrar eden bir kadın, aslında hemen her seferinde size kendi fikrini onaylatmaya çalışıyordur.
Madama de Maintenon-1710



-Kadınlar bana fillerle aynı etkiyi yapıyorlar: Onları seyretmesini severim ama evimde barındırmak istemem.
W.C.Fields-1910



-En hızlı kuruyan şey, bir kadının gözyaşlarıdır.
John Webster-1608



-Bir tüyden daha hafif ne vardır: toz
tozdan daha hafif : rüzgar
rüzgardan daha hafif: kadın
kadından daha hafif: hiçbirşey...
Alfred de Musset-1840



-Kadını, derisi pek makbul ama kürksüz bir hayvan olarak tanımlayabiliriz.
Jules Renard-1887



-Tüm hayvanlar arasında, süslenmeye en çok vakit ayıranlar kadınlar, sinekler ve kediler olduğu tespit edilmiştir.
Charles Nodier-1810



-Kim olursa olsun her erkeğin mutlaka bir kadına gereksinimi vardır, hiç değilse şu nedenle: Hep hükümetten yakınacak değiliz ya.
Robert Rocca-1984



-Kadının özgürleşmesinin en büyük ve tek düşmanı, kadının kendisidir.
Otto Weininger-1900



-Kadınlar, herşeyi kıskanır, hatta başkalarının mutsuzluğunu bile.
Andre Suarez



-Bir kadın nedir bilir misiniz? Kırk kilo su, sekiz kilo yağ, dört kilo kireç, yüz yirmi yedi gram şeker ve on iki gram demir.
Roland Dorgales-1955



-Eğer kadın iyi birşey olsaydı, Tanrı'nın da bir karısı olurdu.
Sacha Guitry-1917




-Kadınlar, sadece elimizdeki tüm parayı harcama yeteneğine sahip eklemli cinsel organlardır. William Faulkner-1927



-Bir kadının avucuna ne kadar çok para sığabileceğini tahmin edemezsiniz, hele o avuç ufaksa. Henri Meilhac-1880



-Kadınların çoğunun yaşamında her şey, en büyük üzüntü de dahil olmak üzere, bir ‘prova’ya dönüşür.
Marcel Proust-1901



-Kadınlar fırıldaklara benzerler; ancak paslanınca sabitleşirler.
Voltaire-1883



-Penelope, uzun yolculuğundan sonra Odysseus'un katlanmak zorunda kaldığı son sınavdı. Jean Cocteau-1925



-Elleriniz size ait değildir, memeleriniz de; hele ve özellikle, bedeninizin dilediğimiz gibi kurcalayıp içine girebileceğimiz deliklerin hiçbiri size ait değildir.
Anne Desclos-Pauline Reage-1937



-Kıç: Erkekte anatominin en aşağılık kesimidir; tekmelenir. Kadında ise orası, saygınlıkların merkezidir.
Maurice Jeanneret-1934



-Kızlarda müzik eğitimi çok dikkatli yürütülmelidir. (...) Müzik bazı genç kızlarda sinirsel bir sarsıntıya ve ergenlik dönüşümlerinin erkenden başlamasına neden olabilir. Dr.Fonssagrives-1869



-Bir genç kızın namusu kendine aittir, o yüzden onu iyi korur; bir kadının namusu ise kocasının malıdır, o yüzden de o kadar çok özen göstermez.
Louis-Sebastien Mercier-1818



-Bir sevgilisi olan kadın melektir, iki sevgilisi olan kadın bir canavardır; üç sevgilisi olan kadın ise gerçek bir kadındır.
Victor Hugo-1832



-On yaşındaki kız, bir kitapçıktır adı, doğa beşiği.
Onbeş yaşındaki kız, güzel bir kutudur
ve kilidi ancak zorlanarak açılabilir.
Yirmi yaşındaki kız, kalın bir çalıdır,
nice avcının avını ortaya çıkarmak için yanaştığı bir çalı
Otuz yaşındaki kız av etidir,
iyi dinlendirilmiş ve şişe geçirilmeye hazır.
Kırk yaşında, koca bir kaledir
top atışlarının nice gedikler açmış olduğu bir kale.
Elli yaşında eski bir kandildir
Fitilin ancak gönülsüzce takıldığı bir kandil.
Parnasse Satirique-18 yy





08-Son Söz : Birbirini anlama konusunda söylenenler

Evet ne yazık ki bu konu hiçbir zaman gündemden düşmeyecek birşey, iki cinsin birbirini anlaması pek mümkün görünmüyor, sadece birbirini anlıyor-muş gibi yapıp hayatlarına devam ediyorlar, burada da sanırım işin püf noktası 'anlamaya çalışmamak' olmalı gibi geliyor. Her ne kadar sevgili Oğuz Atay'ımız; 'Beni anlamalısın, çünkü ben kitap değilim,çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum' dese de, bunun mümkünatı pek gözükmüyor.



-Kadınla erkek bir birlerini çekici ve anlamlı bulabilirler, anlamlandırmakta güçlük çekecekleri ilişkiler de yaşayabilirler, bazen de anlamazdan gelip anlaşmazlık yaşarlar, ancak asla birbirlerini anlamazlar.
E.Thiaudiere




-Otuz yılımı kadın psikolojisini incelemeye ayırmama karşın hala şu büyük sorunun yanıtını bulamadım. Peki ama şu kadınlar gerçekten ne istiyorlar?
Sigmund Freud-1886



-İnsan öylesine karmaşık bir makinedir ki, bazen onu hiç anlamayız; özellikle de söz konusu insan bir kadınsa.
Fyodor Dostoyevski-1851



-Asla çözemediğim üç gizemli konu vardır. denizlerdeki gel-git olayı, arıların sosyal mekanizmaları ve kadınların mantığı.
Jean Cocteau-1919



-Bir kadın size sabah 10'da hayır deyip, öğleden sonra saat beşte evet diyebilir, oysa arada saat dışında hiçbir şey değişmemiştir.
Dictionnaire des Femmes-1961



ve son sözü tabi ki Nietzsche söylecek:

-Kadınları görmeye gittiğinde kırbacını unutma.
Friedrich Nietzsche-1855



(...)

Sözlerin sahiplerini merak edenler için :)

Fotograf Galerisi



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.