2 Nisan 2012 Pazartesi

Tülay German


1935 yılında İstanbul'da doğan ses sanatçısı ve yazarımız.

Henüz dört yaşındayken şarkı söylemeye başlayan sanatçı, Ankara Radyosu'nda, Ayşe Abla'nın Cumartesi akşamları çocuklar için yaptığı programlarda Schubert'in "Serenad"ını ve "Ihlamur Ağacı"nı söyledi. Ferdi Statser'den piyano dersleri aldı. 1956 yılında Üsküdar Amerikan Kız Koleji'ni bitiren Tülay German, ailesinden habersizce Ankara'da Süreyya gazinosunda sahneye çıkıp şarkılar söyleyerek müzik hayatına atılan German, 1960'ta İstanbul'a döner ve Şişli'de bir gece kulübünde çalışmaya başlar. 1962'ye dek düzenli olarak program yapar, İstanbul Radyosu'nda Hulki Saner'in hazırladığı "Melodi Kervanı" adlı programda yer alan ilk Türk şarkıcısı olur, radyoda Salim Ağırbaş Beşlisi'nin haftalık programlarında caz şarkıları söyler. O yıl, Erdem Buri ile tanışır. Şimdilerde adı yavaş yavaş hafızalardan silinen Erdem Buri'ye olan aşkı hayatının akışını değiştiriyor.

Summertime



Erdem Buri Osmanlı döneminin ünlü vezirlerinden Suphi Paşa'nın torunu, Hamdullah Suphi ve Suat Derviş'in de yeğeni. Adı Mustafa Kemal tarafından konan Erdem Buri, dedesinin ve dayısının yolundan gitmez, Türkiye İşçi Partisi'ne yazılır. Bir yandan müziğe merak sarar, radyo konuşmaları yapar, dergilere eleştiriler yazar, felsefe konularına eğilir. Zamanla dört başı mamur bir düşünür ve sanatçı kimliği kazanır.


`40'lı yıllarda kurduğu grubuyla caz icra eden, `50'lerde İstanbul Radyosu'nda yaptığı caz programlarıyla tanınan Buri, Türkiye'de aydın kesimin yakından tanıdığı bir isimdir. Tülay German'a yeni bir şey önerir: Kendi müziğini kendi dilinde söylemesini... Bu kadarla da kalmaz ve onu Ruhi Su ile tanıştırır. Ruhi Su Tülay'ın hem sesini hem de halk müziğine yaklaşımını beğenir ve ona haftada üç gün Atıf Yılmaz'ın evinde ders vermeyi kabul eder.

Tülay türkü derslerinin yanında Erdem Buri'den ekonomi, felsefe, caz ve elektronik müzik konusunda dersler almaktadır. Buri'nin Moda'daki evi onun için bir üniversite olur. Bu arada "Burçak Tarlası," "Kızılcıklar Oldu mu," "Mühür Gözlüm," "Hekimoğlu" gibi türkülerin uyarlamalarıyla önemli bir dinleyici kitlesi yaratır.

German ilk olarak, Şanar Yurdatapan'ın düzenlemesini yaptığı bir türküyü alır repertuarına: Kara Tren. Hemen arkasından Ruhi Su'nun öğrettiği Madımak türküsünü yorumlamaya başlar. Sözlerini Melih Cevdet Anday'ın yazdığı, Yalçın Tura'nın bestelediği Sonbahar Şarkısı, Tülay German için yapılmıştır ve program sırasında en büyük alkışı alan şarkılardan biri olur. German, ( 1962 - 1963 yıllarında, programlarında ağırlığı Türkçe şarkılara verir.


1964'te Türkiye, Yugoslavya'da yapılan Balkan Melodileri Festivali'ne katılır. Erol Büyükburç ve Tülay German, bu yarışma için Yugoslavya'ya gönderilir. Yanlarında yıldızı yeni yeni parlamaya başlayan genç bir isim, Tanju Okan vardır. Sanatçılara önemli bir ekip eşlik eder bu yarışmada: Selim Özer (piyano), Vasfı Uçaroğlu (davul), Alper Feyman (bas), Yurdaer Doğulu (gitar) ve Erol Erginer (saksofon). Her biri dönemin en iyi icracılarıdır. Bu `milli' orkestra eşliğinde yarışmaya katılan ekip büyük başarıyla döner Türkiye'ye.

Bu başarı tesadüfen kazanılmış bir başarı değildir: Üzerinde konuşulup düşünülmüş, çalışılmış bir projedir bu. Erdem Buri'nin yanı sıra Muammer Yeşil, Doruk Onatkut ve Buri'nin yakın dostları İlhan Usmanbaş ile Yalçın Tura'nın da büyük katkısı vardır bu projeye.


Balkan Melodileri Festivali iki kısımdan oluşur: Her şarkıcı önce istediği dilde iki parçayı sonra da kendi dilinde kendi ülkesinden iki parçayı söylemek zorundadır. Tülay German, ilk kısımda Keşanlı Ali Destanı ve Burçak Tarlası'nı, ikinci kısımda ise Mecnunum Leylamı Gördüm ve Yarının Şarkısı'nı söyler. İki halk türküsünün yanında iki yerli besteyi seslendirmesi o günler için büyük bir olaydır. Henüz ortada Türkçe sözlü yerli besteler yoktur ve aslında Tülay German, programlarında yıllardır onun için yapılmış şarkıları yorumlamaktadır. (Burada küçük bir parantez açarak bir saptama yapmanın tam yeri: Plağa alınmış ilk Türkçe sözlü batı müziği şarkısı olarak bilinen Bak Bir Varmış Bir Yokmuş'un ortalığı kasıp kavurduğu yıllarda yapılan ama yayınlanmayan bir Türkçe plağa da imza atar Tülay German. Yıllar sonra bu albümde dinleme olanağına eriştiğimiz Senin Şarkını Söylüyorum ve Mutlu Günler - Moskova Geceleri), plağa alınmış ama yayınlanmamış ilk Türkçe şarkılardır aslında.).
Mecnunum Leylamı Gördüm


Balkan Melodileri Festivali'nde kazanılan bu başarının ardından Burçak Tarlası, Doruk Onatkut Orkestrası eşliğinde plak olarak yayınlanır. Burçak Tarlası aşağı yukarı 18-20 saatlik bir çalışma sonucu kaydedildi.plağın arka kapağında yer alan, plağın "gerçek" yaratıcısı, fıkir babası Erdem Buri'nin sözlerini alıntılayalım:

"Bu plakta dinleyeceğiniz Tülay German I . Balkan Melodileri Festivali'nde 'En Beğenilen Şarkıcı' seçilirken Yugoslav müzik eleştirmenleri söz birliği etmişçesine `Anadolu'nun Tülay German'ı bize kendi ülkesinin gerçeklerini, kendi ülkesinin şürini ve sesini getirdi...' diyorlardı. Sonra da Türk şarkıcısının şarkı tekniğinden söz ediyorlar, bir takım güç melodi çizgilerini bir çırpıda söyleyivermesine şaşıp kaldıklarını anlatıyorlardı.


Gerçekten de Tülay German'ın popüler müzik şarkıcılarında kolay kolay rastlanmayan tekniği, yüzeyde kalmayan duygusu ve özellikle yorumlarındaki kesin mantık her eleştirmenin uzun uzun üzerinde durması gereken nitelikler.

Burçak Tarlası, Türk popüler müziğinin gerçek anlamda ilk hit şarkısıdır. Çok satmasının ötesinde yeni açılımlara neden olması, plağın önemini daha da artırır. Tülay German adını tüm Türkiye duyar bu plakla. Ancak asıl önemlisi, bu plağın başarısından feyiz alan bir sürü yeni grubun ortaya çıkması ve bir anda yeni bir türün doğmasıdır. Adı yıllar sonra konulacak olan bu `yeni' tür, bir döneme damgasını vuran Anadolu-pop'tur.
Burçak Tarlası




1965 yılında Hürriyet gazetesi tarafından düzenlenen ve Erkin Koray'dan Cem Karaca'ya, Selçuk Alagöz'den Yıldırım Gürses'e birçok sanatçının adını duyurmasına yol açan Altın Mikrofon Armağanı Yarışması da bu başarı üzerine ortaya çıkmıştır. Tülay German'ın başarısı sadece yeni bir türün doğmasına katkıda bulunmaz, bir anda başka kollara ayrılır, yeni ürünlerin verilmesine neden olur. Türkiye'de insanlar kendi şarkılarını kendi dillerinde ve özgün düzenlemelerle dinleyebilmektedir artık. "Aranjman" diye tabir edilen, batı müziği şarkılarına Türkçe sözler yazılarak oluşturulmuş ve yıllardır hüküm süren `tür' tarihe karışmaktadır. Türk popüler müziği, bu plaktan sonra gerçek anlamda "doğar".


Tülay German'ın ikinci plağı, bu başarı üzerine kısa süre sonra yayınlanır: Kızılcıklar Oldu mu? / Yarının Şarkısı. Bu plak da büyük ilgi görür. Hatta Erdem Buri'nin yazdığı Yarının Şarkısı, 1965 seçimlerinde Türkiye İşçi Partisi tarafından kullanılır. O dönemde düzenlenen konserlere Ruhi Su, Âşık Ali İzzet Özkan, Nesimi Çimen, Âşık Ihsani gibi önemli isimlerle çıkar Tülay German ve Yarının Şarkısı ile başlar programlarına. Bu dönem, onun hayatında önemli bir dönemdir: Hem müziğini, hem dünya görüşünü sağlam temeller üzerine kurmasına neden olur. Yanında Erdem Buri'nin yanı sıra Türkiye'nin önde gelen aydınları vardır...

Buri sadece Tülay'ın müziğinin temel noktalarını belirlemekle kalmaz, bu müziği yapacağı uygun ortamı da hazırlar. Şarkılarına radyoda ve sahnede sansür uygulanan Ruhi Su ve Tülay için, As Kulüp'ün kurulmasına öncülük eder. As Kulüp belki dönemin devrimci ruhunu hissettiren bir özgürlük ortamıdır ama zaman zaman herkesi tedirgin eden olaylar da yaşanır. Örneğin bir gece Tülay "Burçak Tarlası"nı söylerken "Bakın şu deyyusun kaç tarlası var" dediğinde bir adam ayağa kalkıp "Bu orospunun yüzünden tarlalarımız elimizden gidecek" diye bas bas bağırarak sahneye yürür. "Olay çıkarmaya hazır gençler" masalardan hiç eksik olmaz.

Şişli'de, Site Sineması'nın bulunduğu binada (o zamanki adıyla Site Sarayı'nda) ve dönemin en önemli kulübü olan Ilham Gencer'in işlettiği Çatı'nın altında açılan As Kulüp, Erdem Buri'nin kurduğu ve işlettiği, Behice Boran'dan Cahit Irgat'a, Leyla Sayar'dan Haldun Taner'e dönemin her kesimden önemli insanlarının toplandığı bir mekandır. Kimi geceler Âşık Veysel, Âşık Ali İzzet Özkan gibi sanatçılar burada konserler verir. As Kulüp, Erdem Buri'nin Tülay German şahsında tüm müzikseverlere armağan ettiği bir müzik ortamıdır aslında; bir dönüm noktasıdır. Bu arada Ankara ve İzmir'de kısa süreli çalışmalar yapar Tülay German.


Erdem Buri, 1964'te Selahattin Hilav'la birlikte çevirdiği Plehanov'un "Marksist Düşüncenin Temel Meseleleri" ve Hegel'in "Diyalektik ve Mantık" adlı kitaplar nedeniyle 15 yıl hapis istemiyle yargılanmaktadır. Tülay'la Buri, 29 Mart 1966 gecesi Fransa'ya gitmeye karar verir.

7 Nisan'da Paris'e ulaşırlar. Yeni, yepyeni bir hayata başlarlar orada... Dünyanın en önemli plak firmalarından biri olan Philips etiketiyle yayınlanan çalışmalar orada da ilgi görür. Tülay German'ın adı duyulmaya başlamıştır... Ancak bir farkla: Adı -Fransızların "Tule" değil de "Tulay" olarak okuyabilmeleri için- Toulâi olarak yazılmaktadır; orada yayınlanan ilk plağında da Schubert'in Ave Maria'sını söyler. Dört parçayı içeren bu plak, sadece radyolar ve televizyonlar için yapılmış "hors commerce" (satış dışı) bir plaktır. Tülay'ın Fransa'daki asıl hiti ise Türkiye'de de piyasaya çıkan Kumbaya olur. Bunun arkası gelir ve birbiri ardına dokuz 45'lik yayınlanır Fransa'da.

Kumbaya


Fransa'nın önemli konser salonlarında, aralarında Charles Aznavour, Leo Ferre, Moody Blues gibi önemli isimlerin de olduğu sanatçılarla konserler verir. Bu konserlerinden küçük bir anekdot: Paul Mauriat, o dönemde Charles Aznavour'a eşlik eden orkestranın şefıdir. Pleyel konser salonunda aynı orkestra Tülay German's eşlik ettiğinde, orkestrayı Mauriat değil, Buri'nin arzusu üzerine Timur Selçuk yönetir. Bu, Timur Selçuk'un ilk orkestra yönetişidir.


1968'de uluslararası bir festivale, Enternasyonal Rio de Janeiro Şarkı Festivali'ne Türkiye adına katılır ve Paul Anka, Gilberto Gil, Antonio Carlos Jobim, Maurice Jarre gibi sanatçıların arasında büyük beğeni toplar. Bu festivalin ardından dünyanın dört yanında konserler vermeye başlar, televizyon ve radyo programlarına katılır. Ünü giderek yayılır.

`70'lerin ilk yarısında Philips'ten ayrılan Tülay German, plak yapmaya bir sure ara verir. Bu arada değişik konserlere katılır. Erdem Buri ile birlikte Türkiye'den gelen sanatçıların Fransa'da konserler vermesini, televizyon programlarına katılmasını sağlar.

1975'te ilginç bir çalışmaya imza atar sanatçı: Gugenheim bursu ile Paris'e gelen flhan Mimaroğlu'nun kendisi için yazdığı Tract isimli bir elektronik müzik eserinin albümünü yapar. Plak, özellikle Amerika'da çok beğenilir ve önemli müzik otoritelerinden olumlu eleştiriler alır. Bu plakta Tülay German'ı dinleyen caz dünyasının efsanevi sanatçılarından Charles Mingus, Duke Ellington'un ölümü üzerine yazdığı şarkıyı Tülay German'ın söylemesini ister. Duke Ellington's Sound of Love adını taşıyan şarkı önce Tülay German'ın geçirdiği bir trafık kazası, ardından Mingus'un ani ölümü üzerine yayınlanamaz.
Sound of Love




Tülay German'ın uzun bir aradan sonra ülkemizde yayınlanan ilk çalışması "Yunus'tan Nazım'a," Fransa'nın önemli kontrbasçılarından François Rabbath'la gelişen sanatsal dostluğunun bir ürünü. German'ın 1976'da France Culture radyosunda yaptığı bir programı dinleyen kontrbasçı, sanatçıya bir Türk enstrümanıyla eşlik etmeyi tasarlar. Hemen Türkiye'den bir saz getirtilir ve Rabbath uzun bir süre eve kapanarak saz çalmayı öğrenir. Rabbath ve German o yıl Avignon festivaline katılır. 1980'de Yunus Emre, Karacaoğlan, Dadaloğlu, Pir Sultan Abdal ve Nazım Hikmet şiirlerinin Erdem Buri tarafından bestelendiği "Toulai et François Rabbath" adlı albüm çıkar. Albüm 1981'de, Fransa'nın en büyük ödülü olarak kabul edilen "Academie Charles Cros Grand Prix du Disque" ödülüne layık görülür. 1971'de Moğollar'a, 1988'de de Ruhi Su'ya verilen bu ödül, Pink Floyd, Jimi Hendrix gibi isimlere verilmiştir.


1982'de, yine François Rabbath ile birlikte Hommage a Nazım Hikmet / Nazım Hikmet'e Saygı adında bir album yapar. Bu album üzerine Fransa televizyonu Antenne 2, kırk beş dakikalık bir program hazırlar.

Bu albümden ve aldığı ödülden sonra plak doldurmaz Tülay German. Sadece, 1985'te Erdem Buri'nin yönetmenliğini üstlendiği, Mehmet Koç'un La Turquie de Mehmet Koç albümüne piyanosuyla ve sesiyle katılır. Kudsi Ergüner'de albümde, German'ın yanında Mehmet Koç'a eşlik edenler arasındadır. 1993'te Erdem Buri'nin ölümünün ardından Fransa'ya yerleşir. Bir daha Türkiye'ye dönmez. 1996'da Erdemli Yıllar adlı kitabı Bilgi Yayınevi tarafından Türkiye'de yayınlanır.

Tülay German, en son olarak "Nazım Hikmet'e Saygı" adlı bir albüm doldurduktan sonra, 1987 Hollanda konseriyle sahnelerden çekildi. 1988'de dünya piyasalarına çıkan "The Song of Poets" (Şairlerin Şarkısı) derleme albümü, 1999 yılında "Yunus'tan Nazım'a" adı altında Kalan Müzik tarafından Türkiye'de yeniden çıkarıldı. Çınar Yayınları, German'ın anılarını topladığı "Düşmemiş Bir Uçağın Kara Kutusu" adlı kitabı bu albümle eşzamanlı olarak yayınlar.

Sanatçının yayımlanan bu iki kitabının dışında 1999'dan beri Adam Sanat dergisinde yazıları da çıkıyor.


Ödülleri

1964-Eleştirmenler En Beğenilen Şarkıcı-"Balkan Melodileri Festivali",
1981-Académie Charles Cros Grand Prix du Disque
(Fransa'nın en büyük ödülü sayılanbu bu ödülü, Türkiye'de sadece 1971'de Moğollar, 1988'de Ruhi Su almış olup, Pink Floyd, Jimi Hendrix gibi isimlere verilmiştir.)

Diskografisi


45'likler

1964-Burçak Tarlası / Mecnunum Leylamı Gördüm
1965-Kızılcıklar Oldu mu / Yarının Şarkısı
1967-La Chanson De L'oubli / Le Coeur D'un Ange
1967-O Eski Günler / Sevmem Bir Daha
1968-Kumbaya / C'est Joli De S'aimer
1968-Kumbaya - Parler A la Pluie / N'allez Pas Lui Dire
1968-Dere Geliyor Dere / Kara Kızın Türküsü
1968-Aras Üste, Buz Üste / Seni Alıp Kaçayım
1970-Mara Eva / Mara Eva 2,
1972-A Perdre Haleine (Pour Janis Joplin)


Albümleri

1975-Tract
1999-Yunus'tan Nazım'a
2001-Burçak Tarlası
2007-Sound of Love


Kitapları

1999-Erdemli Yıllar-Bilgi Yayınevi
2001-Düşmemiş Bir Uçağın Karakutusu-Çınar Yayınları


Katkıda bulunduğu çalışmalar

1975-A Composition Of Agitprop Music For Electromagnetic Tape
[Sanatçı İlhan Mimaroğlu'nun bu albümüne vokalist olarak katılmıştır.]

1980-Günlerimiz
[Sanatçı Zülfü Livaneli'nin bu albümünde 2 şarkıya eşlik etmiştir. Albüm 2003
yılında yeniden yayımlanmıştır.]

Yiğidim Aslanım Burda Yatıyor


1985-La Turquie De Mehmet Koç
[Sanatçı Mehmet Koç'un bu albümüne piyanosu ve sesiyle katılmıştır.]

2002-Eski Kırbeşlikler-2
[Sanatçı bu derleme albümde tek şarkı ile yer almıştır.]


Bir anektod..

Tülay German, Erdem Buri'nin evinde Âşık Ali Izzet Özkan'dan öğrendiği 'Mühür Gözlüm' türküsünü repertuarına almış. O dönemlerde bu türküyü German'dan dinleyen Ali Izzet, `Tülay kızım pek güzel okuyor...Hele benim türküleri söylerken bir şeyler kopuyor içimde, ağlayasım geliyor... Bir şeyler var bu kızda, ama sırrına eremedim.' demiş ve Tülay German için bahsi geçen şüri yazmıştır;

Sallanı sallanı geldi sahneye
Avrupa'da birincilik alan kız
Güzel yanakları benzer lambaya
Karanlık dünyaya ışık salan kız.

Açıldı perdeler, bir güneş doğdu,
Sanarsın meydana yıldızlar yağdı
Alkış sedaları göğlere ağdı
Sağol, varol nazlı nazlı gülen kız.

Tan yıldızı gibi parladı çıktı
Gören âşıkların bağrını yaktı
Kehribar saçları sola bıraktı
Cümle güzellere başkan olan kız.

Tülay güzel, German güzel, boy güzel,
Ahlâk güzel, sesi güzel, huy güzel
Ali İzzet'i sana hayran ey güzel
Keklik gibi süzülerek gelen kız.


Hakkında çekilen bir belgesel..


Tülay German: Kor ve Ateş Yılları


Yapımcı, Yönetmen, Editör: Didem Pekün
Yönetmen, Görüntü Yönetmeni: Barış Doğrusöz
Senaryo: Didem Pekün, Barış Doğrusöz
Ses Tasarım: Fatih Rağbet
Ses Miks: Metin Bozkurt – Barkın Engin
Süre: 50 dakika
Müzik: Tülay German

Konusu:

Kor ve Ateş Yılları, Didem Pekün’ün gözünden Tülay German’ı anlatıyor. Pekün, bütün ısrarlarına rağmen Tülay German’ı filmde gözükmeye ikna edemez, ancak bir şekilde filme katkıda bulunmasını sağlar. German filmde kendi otobiyografik kitabından seslendirdiği metinlerle yer alır. Belgeselde, Tülay German’ın Düşmemiş Bir Uçağın Kara Kutusu adlı otobiyografisi temel alınarak sanatçının müzik ve fotoğrafları, ayrıca çeşitli arşiv görüntüleri kullanıldı. Film aslında, tarihsel bir süreci bir sanatçının müzikal gelişimi üzerinden irdeliyor ve aynı zamanda da geçmişin bugünle ilişkisini keşfetmeye çalışıyor.

Tülay German, 1935'de İstanbul'da nispeten varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Sanatçının, gerek şarkı söylemesine karşı çıkmaları gerekse sol tandanslı biriyle ilişki yaşıyor olmasını onaylamamaları ailesiyle bağlarının kopmasına neden oldu.

Tülay German'ın hayatına bakıldığında ilk anılacaklardan biri hayat arkadaşı Erdem Buri’dir; bir radyo programcısı, entelektüel, döneminin önemli aydınlarından biri. Onunla tanışana kadar Batı müziği icra eden Tülay German onun önerisiyle caz söylemeyi bıraktı. Buri'nin deyimiyle "düşünce şarkıcılığına" yöneldi. Bu süreçte ilk hiti Burçak Tarlası'nı çıkardı. Böylece Anadolu Pop'un tohumları atılmış oldu.

Tam o tarihlerde marksist görüşü anlatan bir kitabı Türkçe'ye çevirdiği için Buri 15 yıl hapis istemiyle yargılandı ve kaçmaya karar verdi. 1966 senesinde kimseye haber vermeden Tülay German da onunla birlikte bugün hâlâ yaşamakta olduğu Paris'e gitti.

German, Fransa'da birçok albüm kaydetti ve konser verdi. Saygın plak şirketi Philips'le sözleşme imzaladı. Kariyerinde gün geçtikçe yükselen sanatçı, o dönemde ülkesindeki olaylardan etkileniyordu; bu tanıklıklar onun zamanla siyasi yönü ağır basan bir müzisyene dönüştürdü. Öyle ki radikal bir kararla bütün finansal yatırımını harcayıp Philips'le sözleşmesini feshetti. Türk halk türküleri ve Nazım Hikmet, Yunus Emre gibi şairlerin şiirleri için bestelenmiş şarkıları söylemeye başladı. O artık Paris'teki Türk ve kendi ülkelerinden benzer şeylere mazur kalmış göçmenlerin sesiydi.


German, 1987'de sahnelerden sessizce çekildi ve müzikal kariyerini noktaladı. 1993'te de Erdem Buri'yi kaybetmesinin ardından izole bir yaşam sürmeyi seçti.
Kor ve Ateş Yılları Didem Pekün'ün gözünden Tülay German'ı anlatmaktadır; Pekün onu ziyaret için birkaç kez Paris'e gidip gelir. Fakat bütün ısrarlarına rağmen Tülay German’ı filmde gözükmeye ikna edemez, ancak onu da bir şekilde filme katkıda bulunmasını sağlar ve German filmde kendi otobiyografik kitabından seslendirdiği metinlerle, yani sesiyle yer almıştır.

Belgeselde, Tülay German'ın Düşmemiş Bir Uçağın Kara Kutusu adlı otobiyografisi temel alınarak sanatçının müzik ve fotoğrafları, ayrıca çeşitli arşiv görüntüleri kullanılmıştır. Film aslında, tarihsel bir süreci bir sanatçının müzikal gelişimi üzerinden irdelemektedir ve aynı zamanda da geçmişin bugünle ilişkisini keşfetmeye çalışır. Film bize Tülay German'ın öyküsünü bir yandan kişisel bir dille aktarırken bir yandan da kendi ülkesinin 60'lardan günümüze savrula savrula içinden geçtiği politik çalkantıları belgesel görüntülerle harmanlayarak çarpıcı bir şekilde yansıtmaktadır.



1 yorum:

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.