6 Mayıs 2012 Pazar

Hasan Ali Toptaş / Gölgesizler



Yaklaşık üç yıldan beri dolandagel de kimseye bir şey öğretmek için değil, sadece paylaşmak için kendimce bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Bazen oldukça kolay bu paylaşımları yazıya dökmek ama bazen oldukça zorluyor beni. Çok kolaylıkla ben sonuçta bir müzik öğretmeniyim , edebiyatçı değilim ki kolaylıkla dökülsün kelimeler diye kıvırabilirim ama öyle değil. Bende büyük izler bırakan kişileri anlatmaya kalkışmanın sorumluluğundan öte, bende kalan izlerle haşır neşir olmamdaki geçen sürenin aslında uzun olmasından kaynaklanıyor çoğunlukla.

Hasan Ali Toptaş'ı yaşantıma katmamın serüveni çok eskiye gitmiyor. Oldukça yeni bile sayılabilir. İlk olarak Gölgesizler kitabını okuduktan sonra arka arkaya iki kitabını daha okumuştum. Gerçekten Türk edebiyat tarihinde önemli bir isim olmakla birlikte benim dünyamda da baş köşeye oturttuğum yazarlardan biri oldu.

Oldukça farklıydı.

Öncelikle kimdi Hasan Ali Toptaş?

15 Ekim 1958 Denizli-Çal doğumlu Türk yazar.

1987'de ilk öykü kitabı Bir Gülüşün Kimliği, 1990'da ikinci öykü kitabı Yoklar Fısıltısı yayımlandı. 1990'lı yıllarda yayımlanan kitaplarıyla pek çok ödül aldı. Veznedarlık, icra memurluğu ve hazine avukatlığında memurluk yaptı. Toptaş, dili kullanmadaki ustalığıyla tanınmakta, postmodern edebiyatın önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Eserleri;

Roman

Sonsuzluğa Nokta (1993)
Gölgesizler (1995)
Kayıp Hayaller Kitabı (1996)
Bin Hüzünlü Haz (1998)
Uykuların Doğusu (2005)

Öykü


Bir Gülüşün Kimliği (1987)
Yoklar Fısıltısı (1990)
Ölü Zaman Gezginleri (1993)

Çocuk romanı


Ben Bir Gürgen Dalıyım (1997)

Şiirsel metin


Yalnızlıklar (1990)

Deneme


Harfler ve Notalar (2007)

Ödülleri


1992 Kültür Bakanlığı Roman Ödülü (Mansiyon) (Sonsuzluğa Nokta)
1992 Çankaya Belediyesi Öykü Ödülü (Ölü Zaman Gezginleri)
1994 Yunus Nadi Roman Ödülü (Gölgesizler)
1999 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü (Bin Hüzünlü Haz)
2006 Orhan Kemal Roman Ödülü (Uykuların Doğusu)

yazarın resmi web sitesi;


Kuşkusuz hakkında bilgi edinmek isteyenler özellikle web sitesini inceleyerek bir çok şey öğrenebilir. Ama önerim , eğer okumamışlarsa bir an önce kitaplarından birini alıp okumalarıdır.

Öncelikle postmodernizim ile ilgili bir kaç cümle söylemekte yarar var diye düşünüyorum. Çünkü postmodernizmin belirli bir tanımı tam olarak yapılamamıştır gibi geliyor bana. Söz konusu postmodernizm olunca tartışmalar günümüzde de devam etmektedir. Hemen herkesin kabul edebileceği bir şekilde; modernizmin sonrası ve ötesi şeklinde bir tanımlama genel olarak kabul edilmektedir.

Bu konu da kesin bir bilgiye sahip değilseniz Hasan Ali Toptaş'ın eserlerini okuyarak bu konu da bir fikre sahip olabilirsiniz. Özellikle Gölgesizler postmodern ögeleri konu bakımından avangard bir anlatı özelliğine sahip olması açısından postmodern edebiyata girebilecek en önemli eserlerden biridir.

Post modern edebiyatta yazılanlar bilinen anlamdaki yazımın dışına çıkarak sınırları belli olmayan, dağınık başı ve sonu belirlenmemiş bir düzlemde seyir alırken bu anlamda postmodernsitlerin yazdıklarına öykü, roman vs. şeklinde bilinen tanımın dışında "anlatı" demelerini çok iyi anlıyorum. Doğal olarak belirli bir uslubu olmayan bu anlatılar geleneksel sanatın ve edebiyatın özelliklerinin dışında parodi, oyun, kurmaca gibi özelliklerle yeni bir yazım olarak adlandırdığımız postmodern özellikler Gölgesizler romanında bir hayli ustalıkla kullanılmış.

Romanda; belirsizlikler, koyboluşlar ve arayışlar hakimdir.Tam anlamıyla bir olay örgüsü olmamakla beraber köy ve şehir arasında geçişlerle kişiler arasındaki bağlantı da ustalıkla yerleştirilmiştir.

Romana adını veren Gölgesizlik özelliği kişinin kendini bulma süreci olarak pekala açıklanabilir.Kendimizi oluşturma sürecinde gölgelerimize sahip değilken çok kolaylıkla kayboluşumuz söz konusu olabilir mantığıyla yola çıkıldığını düşünüyorum.

Romandaki karakterler postmodern anlayışa uygun olarak çeşitli kimliklerle karşımıza çıksa dahi kendini berber dükkanında bulup sonra olup biteni anlamaya çalışan ve daha sonra kaldığı yerden yazmaya devam eden bir anlatıcıyla çıkılan yolda belirli bir kahraman yoktur.

Sürekli olarak anlatıcının değiştiği romanda olayları kavramaya çalışırken yazarın kullandığı cümleler ve olayları birbiriyle bağlaması gerçekten bir zeka ürünüdür. Hiç sıkılmadan ve bir an önce sonuca ulaşmak için soluksuz bir biçimde okuyabileceğiniz romanlardan birisidir.

Yine bu romanda olayların büyük bir kısmı bir köy ortamında geçmesine rağmen alıştığımız köy romanlarının oldukça dışında bir roman olduğunu da söylemek gerekir. Hatta bir köy romanı yazılmak istendiğini de hiç sanmıyorum. Bu romanda bir mekan kurgusu olarak köyün seçilmiş olması, şehir de mekan olarak kullanılmakla birlikte köy ortamı çok daha fazladır romanda, varlık ve yokluk arasında gölgesiz insanlarla kurulan bir paralelliktir.

Yine aynı zamanda köyün içinde olan muhtarlık binası da mekan olarak romanda son derece önemli bir yere sahiptir. Muhtarlık burada devletin köydeki varlığının bir simgesi şeklinde ve gücü olarak ele alınmıştır.

Buna benzer bir çok önemli özelliği post modern anlayışla romanda bulabilmek söz konusu.

Bir berber salonunda başlayan anlatım şu cümlelerle başlıyor;

"Yeni bir oyun başlıyor" diye geçirdim içimden. Adam sessizce kalkmış koltuğa doğru yürüyordu. Havlusu çırağın elinde hazırdı. Berberse tezgahın üstüne eğilmiş yan yana duran usturalardan birini seçmeye çalışıyor, bir yandan da arada bir gözlerini kaydırarak koltuğa yaklaşan keçi sakallıyı süzüyordu. Gözlerinde küçücük birer cellat gözü vardı şimdi, onlarla bakıyordu.

"Oyun kanlı olacak anlaşılan " dedim iç sesimle. Zindan karası tespih şıkırdamaya başladı o sırada, taneler sırasını kaptırmış bir adamın öfkesiyle titreyerek üst üste düşüyordu. Çalgı değişmişti bir bakıma, üstelik şıkırtılardaki öfke kanlı bir oyun için uygundu. Aslında herşey o oyuna göreydi artık; keçi sakallı, dilsiz bir kurban gibi gidip koltuğa oturmuş, berber usturalardan birini seçip ayırmış, çırak da beyaz bir örtüyü adamın boynuna bağlayıp uçlarını ( kan sıçramasın diye mi nedir? ) dizlerinin üstüne çekmişti.

Sonra, derin bir sessizlik girdi araya.

"Neden konuşmuyorsun beyim? " dedi berber.

"Ne anlatayım," dedim kanlı bir oyunu seyretmeye hazırlananların tedirginliğiyle.

"Ne anlatırsan anlat," dedi; "yeter ki anlat"

İşte böyle başlıyor roman ve öyle bir içine giriyorsunuz ki ta ilk cümlelerle çıkabilirseniz çıkın artık.

Keyifle okuduğum kitaplardan biri. Niye derseniz? zamanın belirsizleştiği iç içe geçen mekanlarla dış dünyayla pek ilişkisi olmayan ve insanda bilinç altının kapılarının açılmasını sağlayan örgüsüyle etkilenilmeyecek gibi değil. daha çok ruhsal gerçekliklerle örtüşmüş olması da benim için önem taşımakta. En önemlisi de satırlarına yansıyan şiirsellik....

Edebiyatımızın en önemli kişilerinden biri olduğunu söyleyebilirim. Onu doğunun Kafka'sı olarak niteleyenlere katılıyorum.

Gölgesizler, Ümit Ünal tarafından 2009 yılında film olarakta seyirciyle buluşmuştur. Filmi de izleyen biri olarak gerçekten romanda anlatılmaya çalışılan olaylara ve kurguya sadık kalınarak son derece başarılı bir film olduğunu söylemeliyim. Bu filmde Hasan Ali Toptaş ile Ümit Ünal'ın iş birliği filmin minik bir sahnesinde Hasan Ali Toptaş'ın görülmesi olarak yorumlamayalım. Bu anlamda Ümit Ünal'ı Hasan Ali Toptaş'ın bu romanını son derece iyi özümsemiş olması ortaya gerçekten çok güzel bir film çıkartmış.




Oyuncular da öylesine güzel bir performans çıkartmışlar ki Türk sineması için yüz aklarından biri film diye düşünüyorum.

Dış basında da kendisinden övgüyle bahsedilen yazar için söylenenler gerçekten haklılığı içinde barındırıyor. Türk edebiyatında 1994 yılına kadar tanınmayan yazarımız ustalıkla edebiyat dünyasına yaptığı girişle uzun yıllar adından söz ettireceğe benziyor.

Gölgesizler silinen zaman ve mekan içerisinde birbirine giren olaylar örgüsüyle roman kahramanlarının dış dünyayla bağlantısı olmayan ve bilinç altının kapılarınından bir bakış sunan yapısıyla uzun süre konuşulacağa benziyor.

Kuşkusuz diğer yazdıkları içinde aynı şeyleri söylemek mümkün.Bu yazarla ilgili bu kısa bilgiyi onun cümleleriyle bitirmek istiyorum. Ne denli şiirler ve farklı bir yazıma sahip olduğu ise alıntılanan bu cümlelerden belli zaten.


Yalnızlıklar'dan;



Neresinden bakılırsa bakılsın,
her cümlede bir çift göz vardır
ve her noktada bir insan.
O insan ki, bakar bize ve ötemize;
ve o insan ki, giyindiği zamanın gerisinden sorar
hep
kaygılanır, duraksar ve sessizdir;
ve geldim demenin bir sessizliği varsa, öpüşelim
demenin, sen hala gitmiyor musun demenin ya da
ölmek istemenin bir sessizliği varsa,
kelimeleri de vardır sessizliğin
duruşun kelimeleri vardır;
bakışın, uzanışın,
gülüşün...

Ama, yalnızlığın kelimeleri yoktur.
O, bütün kelimelerden oluşmuş bir kelimedir.

.....

Yalnızlık hadi gidelim`dir çoğu kez,
hadi n`olursun.

.....

Zangır zangır bir tren geçerdi ya, damarlarımızdan;
yalnızlık, onun dönmeyeceğini bilmekti.

......

Hiç kuşkusuz, dünya ölülerle ağırdır;
ve yeryüzü onlarla kalabalık.

.....

Yazılmamış kitaplardır ölüler
ve zamanın rafına kaldırılmış gümüşlerdir.
Onlar ki, bir yanlarını bırakırken bize,
bir yanımızı götürmüşlerdir.


Ümit Ünal hakkında da bilgi verelim kısaca:


Ümit Ünal 1965 doğumlu yönetmen ve senarist.

9 Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema TV bölümünü 1985 yılında bitirdi. Okul sırasında yaptığı kısa filmler çeşitli ödüller aldı. İlk senaryosu Teyzem, 1986 Milliyet Gazetesi Senaryo Yarışması'nda Birincilik Ödülü aldı ve Halit Refiğ tarafından filme çekildi. 1986-93 yılları arasında sekiz senaryosu filme çekildi.

Üç kitabı yayımlandı.

Filmleri

2001-9
2004-Anlat İstanbul
2005 İstanbul Film Festivali - En İyi Türk Filmi, En İyi Kadın
2008-Gölgesizler
2009-Kaptan Feza
2010-Ses
2011-Nar

Senaryoları

-1986 Teyzem (Halit Refiğ)
-1987 Milyarder (Kartal Tibet)
-1987 Hayallerim, Aşkım ve Sen (Atıf Yılmaz)
-1988 Arkadaşım Şeytan (Atıf Yılmaz)
-1989 Piano Piano Bacaksız (Tunç Başaran)
-1992 Berlin in Berlin (Sinan Çetin)
-1993 Amerikalı (Şerif Gören)
-1993 Yaz Yağmuru (Tomris Giritlioğlu)

Yayınlanan kitapları

1993 Amerikan Güzeli (Hikayeler, Oğlak Yayınları)
1996 Aşkın Alfabesi (Roman, İyi Şeyler Yayıncılık)
2001 Kuyruk (Roman, Oğlak Yayınları)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.