6 Haziran 2012 Çarşamba

Onat Kutlar



Bulutlu Bir Günde Doğan Çocuğa

Baban bu toprağın en delikanlı
boğasıydı bir nevruz
şenliğinde kestiler
Ne tuhaf sen
kirli yeşil eylül bulutları altında
ve aylardan temmuz
onun gelinciklerinden doğdun
Burcunda yıldız görünmüyor

Ölümün kapısını aralayan güz
çok sürmez
Yeniden vurur dallara bahar
İşte sana mavi gökyüzü
ve mavi deniz defteri
üstelik tertemiz
El koymanın tam zamanıdır ufukta
kargalar henüz görünmüyor

Onat Kutlar

Son günlerde Onat Kutlar'ı sıklıkla hatırlar oldum. Sadece şiirlerini değil, öykülerini de sürekli okumak geliyor içimden ve öyle de yapıyorum. Her satır arasında vermeye çalıştığı duygu ve düşüncenin güzelliğinde mavi gezegende yaşamakta olduğum için mutlu olduğum ender anları yaşıyorum ardından.

O nasıl güzel bir Türkçe?

Ne denli büyük bir ustalık var yazdığı her satırda. Bir düşün adamı da üstelik ama yazılarının hiç birinde anlamsız bir çığırtganlık yok. Nazlı nazlı süzülen bir derenin hışırtısında her cümlesi, her dizesi.

Kendi seçimim olmadığı anlarda, her bir taraftan yükselen anlamsız metaforlar yumağında gerçekten boğuluyorum. Kuşkusuz metaforların dozunda kullanıldığı anlarda insanı çeken bir yanı vardır ve ben bunu asla inkar edemem. Bir yerde sembol görevi yaparken var olan normal kelimelerden çok daha etkilidir ama herşey dozunda kullanıldığında anlama kavuşabilmekte. İşte bu yapılamadığında bende gerçekten metaforların bir meteora dönüşerek sağımıza solumuza çarpması sonucunda sendeleyenlerdenim. Son zamanlarda da gerçekten metaforlar meteora dönüşmüş durumda. Ve bu hacim ne kadar büyük olursa daha güzel olacakmış gibi bir düşünceyle anlaşılmazlıklar yumağı içersinde debelenmenin ötesine geçmiyor çoğu yazılar.

İşte tam bu aşamada bir kez daha aklıma geliyor Onat Kutlar, ne kendini ne de bir başkasını asla rahatsız etmeden kendiliğinden akan cümlelerinde huzura kavuşuyorum.

Kimdir Onat Kutlar?

25 Ocak 1936 tarihinde Alanya'da dünyaya gelen ve 11 Ocak 1995 tarihinde İstanbul'da yitirdiğimiz Türk şair, yazar ve düşünce adamıdır.

1959 yılında yayınlanan İshak ile 1960 yılında Türk Dil Kurumu ödülünü kazandı. Fethi Naci'ye göre, İshak, dünya edebiyatında büyülü gerçekçilik akımının ilk örneklerinden biri olarak değerlendirilmelidir.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde başlayan eğitimini yarım bırakarak felsefe öğrenimi için Paris'e giden ve sonrasında Türkiye'ye döndüğünde Doğan Kardeş dergisinde çalışmaya başlayan bu büyük insan aynı zamanda 1965 yılında Türk Sinematek Derneği'ni ve Yeni Sinema dergisini kurmasıyla da önemlidir. Çünkü 1965-1976 yılları arasında dünyada sinema adına olup bitenlerin ülkemizde de kişilerce bilinmesinin kapısını aralayan adamdır. Aynı zamanda Türk sinemasının da dünyada tanınması için yaptığı çalışmalarla tanınan bir kişidir.

Yusuf ile Kenan, Hazal ve Hakkâri'de Bir Mevsim adlı yurtdışı ve yurtiçi festivallerde çok ödüllü filmlerin senaryolarına imzasını atan bu kişi daima hatırlanması gereken isimlerden biridir.


İstanbul Film Festivali Düzenleme Kurulu'nda ve İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı İcra Kurulu'nda görev yaptı. 1994 yılında Fransız Hükumetince verilen L'Ordre des Arts et des Lettres ödülüyle onurlandırıldı. Ve ne yazık ki, 30 Aralık 1994'te The Marmara Otel'in pastane katına yapılan bombalı saldırı sonucunda ağır yaralandı ve 11 Ocak 1995 te aramızdan ayrıldı.


Yapıtları

1959-İshak-Öykü
1981-Peralı Bir Aşk İçin Divan-Şiir
1984-Sinema Bir Şenliktir-Deneme
1985-Yeter ki Kararmasın-Deneme
1986-Bahar İsyancıdır-Deneme
1986-Unutulmuş Kent-Şiir
1995-GündemdekiSanatçı-Deneme
1995-Gündemdeki Konu-Deneme
2009-Karameke-Bütün Öyküleri

Senaryoları 

1983-Hakkâri'de Bir Mevsim-Ferit Edgü ile birlikte
1979-Hazal
1979-Yusuf ile Kenan




Yeter ki Kararmasın adlı deneme kitabı 1982-1984 tarihleri arasında yazdığı mektupları içerir. Son derece içten bir şekilde sunulmuş mektupların arasında hepsi birbirinden değerli yazılar olmakla birlikte “Balyoz” ve “Özgürlük” adlı yazı benim için farklı bir tatta ve renktedir.

Onat Kutlar'a ait bir yazıyı okurken sadece bir konuda bilgiye ulaşmazsınız. Aynı anda bir kaç bilgiyle bezenmiş ve birbirini geliştiren ve zenginleştiren bilgilerle bir çok anlamda aydınlanma yaşarsınız. “Balyoz” ve “Özgürlük” te bu çeşit yazılardandır.

Kısa bir bölümü almak istiyorum;



"BALYOZ" VE "ÖZGÜRLÜK"


15 Ocak 1983

... Bir şenlikte gösterdiğimiz "Balyoz" adlı kısa Yugoslav filmini hatırlıyor musunuz? Hani bir 'civciv fabrikasi'nı anlatan? "Çağdaş" (!) yöntemlerle her gün binlerce civciv üreten bir işletmeyi gösterir bize film. Üzerinden binlerce civcivin geçtiği geniş bir bant'ın iki yanında "kapo"ları andıran seçici kadınlar durur ve "sağlam" civcivleri ayırırlar. "Bozuk", sakat ve ölü civcivler bantta bırakılır ve az ileride yumurta kabuklarıyla karışık olarak bir büyük varile dökülürler. Bantın üzerinde sapsarı, birer küçük ışık yumağı gibi yavrular, yaşamak için titreyerek seçilmeyi beklerler.

Birden bir kara civciv görünür aralarında. Sapasağlamdır ama "kurala uygun değil". Acımasız bir el iterek bant üzerinde bırakır onu. Yürüyen bant, civcivi uçuruma götürmektedir. Geriye doğru hızla koşar civciv. Kurtulmak için. Eller yeniden iter onu.

"Sen kuralları bozuyorsun. Git..."

Bu umutsuz çaba, küçük civciv yumurta kabukları ile birlikte varile düşünceye kadar sürer. Sonra üstüne, düzenli aralıklarla işleyen bir balyoz iner. Varilde çok yer kaplamasın diye.

Filmin sonu umutsuz değil. Avluda, arabalara yüklenmek için bekletilen varillerden birinde kimsenin farketmediği bir kıpırtı. Kara civciv, yumurta kabuklarının arasından başını çıkarır. Atlar varlilden ve güneşe uzanan aydınlık bir yolda koşmaya başlar.

Düş mü gerçek mi, kimbilir ?

Filmin yönetmeni A. İliç'le tanışmak, dost olmak fırsatını buldum. Sakin, ağırbaşlı, orta yaşlı bir sanatçıydı. İlk sorum şu oldu: "Kara civcivin, bant üzerinde itilerek bırakılınca, geriye doğru koşup kurtulmaya calışmasını nasıl sağladınız?" Gülerek yüzüme baktı "Civcivler de sıcaklığa ve sevgiye doğru koşarlar" dedi."Kara civciv bantın üstüne gelince, filmde göstermediğimiz kısa bir sürede, seçici kadınlardan biri onu sıcak avucunda bir an tutarak okşadı. Sonra onu bıraktığında, hatta eliyle ittiğinde, gene de koşup durdu bu dost sandığı sıcaklığa civciv.

"Civcivi aldatmak zorunda kaldığımız için üzüntü duyuyorum. Ama ne yapalım seyirciye istediğimiz mesaji vermek için hile yapmak zorundaydik. Ayrıca küçükler ne kadar kolay aldanıyorlar..."

Yönetmen A. İliç'le, Sıraselviler'de bir lokantada uzun uzun konuştuk o akşam. Bizim "Kelaynak Kuşları" ile de ilgilendi.Çünkü kuşlar, uzmanlık alanıydı onun. Söyleşirken birden yıllar önceye gitti kafamdaki çağrışımlar. Krakow Kısa Film Şenligi'nde gene kuşlarIa ilgili bir belgesel seyretmiştim. Bir korulukta, tirolien şapkalı, buz swatch bir avcı, bir teknisyenin titizliği ile sakalara, isketelere tuzak kuruyor, küçük kuşları yakalayarak büyük bir kafese kapatıyordu. Film, yakalanan kuşlardan birinin kafes içindeki gerçek öyküsüydü. Acaba Bay İliç, "özgürlük"adını taşıyan bu belgeseli görmüşmüydü? Yönetmen gene de gülümsedi. "O filmi ben yaptım," dedi.

Onat Kutlar


Şimdi bu yazıyı okuduktan sonra ister istemez bir arayış içersine girer ve sözünü ettiği filmi izlemek istersiniz. Kendi cümleleriyle son derece güzel şekilde anlattığı bu kısa film karşınıza çıkıp izlediğinizde vermeye çalıştığı düşüncelerin dışında farklı düşüncelere de kolaylıkla varabilirsiniz. Sizi cümleleriyle bir yola soktuktan sonra o düşüncelere sadık kalarak farklı açılımlara da kendiliğinizden gelirsiniz.

Bir şey öğretmeye çalışmadan sizi öylesine güzel kavramıştır ki gerçek anlamda öğrenme yaşadığınızı anında anlayabilirsiniz.

Gelin bu kısa filmi izleyelim;

 

Tek tip haline getirmeye çalıştığımız toplumları isteğimiz doğrultusunda kendi çıkarlarımız için yasalarla, kurallarla sindirmeye çalışırken bir parça farklılık gösterebilenler için daima bir balyoz vardır. Farklılıklar zenginliğimiz olmasına rağmen aynılık üzerine kurgulanmış dünya görüşü bir çok kavramı kullanarak ve insanlara empoze etmeye çalışarak farklı balyozlar olarak daima tepemizdedir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.