4 Haziran 2013 Salı

Direnmek



Melih Cevdet Anday'ın;

Dünyada geçirdim çocukluğumu
İnsanlardan eşya yaparlar

dizesi başkaları için ne ifade eder bilmiyorum ama benim için asla aklımdan çıkmayacak dizelerden biridir.Şiirin bütünü de güzeldir. Şiire haksızlık etmemek için bütününü de eklemekte fayda var;

Dünyada geçirdim çocukluğumu
İnsanlardan eşya yaparlar
Kırmızı bir orman iki boyutlu
Kendi başına yağardı kar.

Gör ki, öldüğümde bilmedim,
Elimde bunca sözcük kaldı.
Nerede geçecek benim erginliğim
Bu dünya bir daha olmalı.

Bir dünya daha olmalı, burada
Bir yerde, o kadar yakın ki,
Seslensem duyulacak belki,
Belki başladım onu yaşamaya.

Evet hepimizin hayallerini süsleyen kendine özgü bir dünya anlayışı vardır. Benim ki son derece basittir. Doğaya ait her olgunun özenle saklandığı ve korunduğu, korkusuzca düşüncelerin söylenebildiği ve bu sebeple yargılanmadığı incinmediği,insanların birbirini sevmese bile saygı duyduğu bir dünya....

Çocukluğum, ergenliğim, gençliğin, yetişkinliğim ise ; "Ne olacak bu memleketin hali? sorusuyla geçti ne yazık ki. Hayallerim her fırsatta elimden alınıp, emredici söylemlerle dolu sözcüklerin arasında geçerken ömrüm,  yalnızlıkla yaşamayı da öğrendim.Ne yapılırsa yapılsın, rağmenlere rağmen yaşayabilmenin koşulu ise; hayallerden vazgeçmeme üzerine kurgulandı. Yalnızlığın arasına; duyarlı olmayı yitirmeme prensibini yerleştirirken  aslında bu yalnızlığın çoğul bir yalnızlık olduğunu da biliyordum. Bu sebeple belki kahkaha değil de  gülümseme hiç eksilmedi dudaklarımdan.

Efsunlu kentimin her geçen gün betonlaşmasını sızı içerisinde izlerken son kalan yeşillik alanlarımızın talan edilmesine karşı Gezi Parkı direnişi bir çok anlamda önem taşıyor. Gezi Parkında, çimenlerin üzerinde ve neredeyse tek tük kalmış çınarlarımızın altında insanlar el ele, omuz omuza barış dolu söylemlerle düşüncelerini TC. anayasasının bizlere verdiği bir yetkiyle; (TC. Anayasa madde34; Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir) dile getirirken, insanların en savunmasız olduğu uyku anında  gezi Parkına yapılan çıkartmayla,  şiddet uygulanmaya başladı.

Tarihe geçecek bir hareketin başlangıcı böylelikle başlamış oldu.

Sabaha kadar şarkıların söylendiği, kitapların okunduğu, hiç bir siyasi görüşü ortaya koymadan, sadece insanca bir duyarlılıkla orada toplanmış halka Nazi Almanya'sını hatırlatan davranış biçimi uygulandı.

İktidarda olmanın verdiği güçle her türlü insanlık dışı hareketin yaşandığı günlere tanık olurken, insanımız belki de çok uzun zamandan beri unuttuğu bir çok şeyi hatırlayarak ele ele karşı harekete başladı. Kendisine uygulanacak her türlü baskıyı hiçe sayarak  direnmeye başladı. Bu anlamda kendisine yakıştırılan her türlü sıfatı kabul ederek direnmeye devam ediyor.

Peki ama neden?

Çünkü;

Tarihi dokunun korunması gerektiği için

Yeşil alanlara canlı olarak ihtiyaç duyduğumuz için

Barışçı bir düşünce yapısıyla başlayan haklı eyleme orantısız güç uygulandığı için

Toplumu oluşturan halkı bir hiç yerine koyarak ideolojinin ötesinde baskıcı bir rejimle yönetilen ülkeleri aratmayan söylemlerden bıktığı için

Tüm toplumu oluşturan bireylerin yaşam alanlarında keyfi değişiklikler yapmayı alışkanlık haline getirmeye karşı olduğu için

Diktatör bir davranış biçimiyle özellikle medyayı da yanına alarak halka "ya benim gibi düşüneceksin, yada bir hiçsin" denildiği için

Yüzümüze hemen her gün atılan tokatlar için

Belirlenen çizgide yürümek istemediği için

Bu uğurda kaybettiklerimiz için

Her şeye rağmen onurlu ve gelecek günlerin çok daha aydınlık olabileceğine inanan insanların hala var olması sebebiyle direnmeye devam edecektir

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.