9 Haziran 2015 Salı

Oruç Aruoba-Hani



Zaman zaman kendimle başbaşa kalmayı severim. Çok mümkün gibi gözükmüyor yaşamın keşmekeşliğin de ama yine de yapılması gerekenlerin başındadır diye düşünenlerdenim.

Herşeyi bir kenara bırakarak çok sevdiğim filtre kahvemle başbaşa olabileceğim bir kaç saatin içine sevdiğim yazarları da yanıma almak alışkanlığımdır.

Bazı yazarları ve kitaplarını belirli zaman aralıklarıyla tekrar okumayı severim.Oruç Aruoba bunlardan biridir. Her okuyuşumda aldığım tat ilk defa okuyormuşum gibidir. Hatta zaman zaman dikkatimden kaçan bazı yerlerin farkına varır hazine bulmuşcasına sevinirim.

Gerçekten de Oruç Aruoba düşündüren, düşündürdükçe daha da düşündüren, hemen her satırında kendinden izler bulabileceğin, ya da sana çok tanıdık gelen davranış ve duyguları oldukça farklı bir dille sunan edebiyatçılardandır. Onunla birlikte kendini yeniden keşfe çıkar, satırlarının arasında epey tanıdık davranış ve duygulara rastlarsınız. Sadece edebiyatçı kimliği değil, edebiyatçı kimliğinde felsefik tarafı daha da ağır basan yazarlardan olduğu için sevdiğinizde asla bırakamayacağınız ve daima ihtiyaç duyacağınız bir yazardır.

Bir kaç saatliğine kendimle başbaşa kalabilmek adına gittiğim yer oldukça kalabalıktı, hemen her masa da oturan insanlar kendilerince zaman geçirirken filtre kahvemi söyledikten sonra kitabımı tekrar okumaya başladım. Su gibi akıyordu cümleler yine;

Buğu aslında, heryerdedir-
-göremeyen, sensindir...

Tam bu satırları okuyordum ki, hemen yanımdaki masa da oturan bayanın, ayakta oturacak yer bulamayan  başka bir bayana; " Buyrun benim masama oturabilirsiniz " dediğini duydum.

Gülümseyerek ve teşekkür ederek kabul etti ayaktaki bayan bu teklifi. Kalabalık bir ortamda oturabilecek yer bulmanın sevinci ve biraz da onu davet eden bayana duyduğu minnettarlıkla masa ya yerleşirti.

Minnettarlık beraberinde karşı atağı da beraberinde getiriyor demek istiyorum. Bir kaç saniye öncesine kadar birbirini hiç tanımayan bu iki kadın yıllardır birbirlerini tanıyormuşcasına sohbete başladı.Bir kaç dakika sonra masalarımızın çok yakın olması sebebiyle kadınlardan birinin üç kızı olduğunu ben de öğrenmiş oldum. Hatta ortanca kızı baba mesleği mimarlığı seçmişti.

Kalabalık şehirlerde kendinle başbaşa kalabilme olasılığının neredeyse sıfır olduğunu düşünmeye başlamışken başka sorular da geliyordu aklıma;

 Aynı durumda olsaydım ben ne yapardım?

Karşımdakinin ilk sorusuna yanıt verirdim. Gelen diğer sorulara da yanıt verirdim ama soru sormayı hiç düşünmediğimden iletişim bir an da kopar, aynı masayı zorunluluk nedeniyle paylaşan gerçek kişiler durumunu oluştururdum.

Birden bire kendimi, kendime ; çok yabanisin Sanem derken buldum.

Bu muydum gerçekte?

Kitabımı okumaya devam ettim, diyordu ki Oruç Aruoba;

Sahicilik- dürüstlük- noktanı çok dikkatle belirlemelisin yeniden: Özgürlüğün de buna bağlı şimdi- amaçlarının gerçekleşmesi- senin gerçekleşmen-de: doğru ve doğruluklu- s a d ı k- olabileceğin nokta-
-kendine ve yaşamının anlamına....

Kendime sorduğum sorunun yanıtı verilmişti, gülümsedim kendime.

Kahvenin kesinlikle insanı şımartan bir tadı ve kokusu var. Yudumladığım kahvemle gülümsemeye devam ederken bayanlar konuşmaya devam ediyordu. Seçim sonuçlarını değerlendirmeye geçtiklerinde artık emindim ki ayrılırken büyük bir olasılıkla birbirlerinin telefon numaralarını alıp bir daha görüşmeyi vaad edecekler ama bunu asla yapmayacaklardı.

Belki de yaparlardı, ama ben kahvenin bana verdiği mutlulukla kendimin haklı olduğuna daha yakındım.

Oruç Aruoba'nın tokat gibi cümleleri  kahvenin  insana verdiği mutlulukla birleşip çok daha farklı anlamlara bürünüyordu. Hepimiz farklı biçimler de yaşamımızı yaşarken, farkında olduğumuz ya da olmadığımız yaşama ait izler tüm çıplaklığıyla ortadayken usta bir öğretici tavrıyla hemen herşeyi sunuyordu tüm çıplaklığıyla...

Hani çiçekler vardır-sanarsın, hep tomurcuk kalacaklar ( öylesine uzun sürmüştür ki gelişmeleri, serpilmeleri , olgunlaşmaları ) ; oysa, gün gelir, inanamadığın bir hızla, pırıl pırıl açıverirler ya- işte öyle: birdenbire geliverir yaşamın anlamı

Onu ve kitabını bilenler beni çok daha iyi anlayacaktır. Henüz tanışmayanlar içinse; derhal okunmalı diyebilirim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.