16 Aralık 2015 Çarşamba

Kazuo Ishiguro / Noktürnler



Sanırım bu yılı edebiyat anlamında Kazuo Ishiguro ile kapatacağım. Bir dostumun önerisiyle "Noktürnler" adlı öykü kitabıyla başlayan tanışmam bir anda dostluğa dönüştü. Bir solukta okuduğum bu kitabından sonra dört kitabını daha okuyarak yüzüme geniş bir gülümseme yerleştirdim.

Kazuo Ishiguro her kitabında cümleleriyle  dünyama farklı renkler yerleştirirken son derece yalın diliyle de  saygımı kazanıyordu. Gerçekten hiç de öyle zorlu cümlelere ihtiyaç duymadan, hatta bazen sıradan cümleleriyle  oldukça derin konuları kolaylıkla ortaya çıkartabilmek kolay olmasa gerek. İddalı cümlelerden ve insanın kafasını karıştıran düşüncelerden son derece uzak insana ait bilinenleri sanki hiç bilinmiyormuş gibi ustalıkla  yeniden ortaya dökebilmek de kolay olmasa gerek.

İngiliz gazetesi Guardian‘da yer alan bir röportajını okuduktan sonra daha sevimli gelmeye başladı bana. Çünkü gençliğinde müzisyen olmak isteyen bir yazardan söz ediyoruz. Öylesine müziğin içinde yer almış ki şarkılara söz yazarlığı gibi çalışmaları da var.

O zamanlar 20’li yaşlarının başında olan yazar Londra’da evsizlere yardım eden bir kuruluş için çalışarak para kazanır ve aynı zamanda 1980’lerin başında East Anglia Üniversitesi’nde yaratıcı yazarlık dersleri alırken şarkı sözü yazarı olarak başarı gösterme konusunda son derece kötü olduğunu fark edip;

 çok doğal bir biçimde o dönemini;

“Oysa ki kendimde tam bir müzisyen tipi görüyordum. Ama geldiğim noktada hiçbir şekilde olmadığımı gördüm. Hiç cazibeli değildim. Dirsek bölümü yamalı kadife ceketler giyen tiplerdendim. Tam bir düş kırıklığıydı.”

 cümleleriyle ifade eder.

Ancak Noktürnler adlı öykü kitabını okuyanlar bilir ki, belki müzisyen olamamıştır ama müziğin ta içindedir. Özellikle de jazz da.

Yine bu röportajdan görüyoruz ki; benim de çok sevdiğim Amerikalı jazz müzisyeni Stacey Kent’le tanışarak onun için şarkı sözü, albüm tanıtım yazıları yazmıştır.

Noktürnler adlı öykü kitabında ortak noktaları müzik olan kişilerin 5 öyküsünden oluşmuş. Her öykü kendine özgü akıcılıkta ve sevimlilikte.

Müziği yaşamının merkezine koymuş kişilerin iç dünyasına yolculuk yaparken aslında insanların hepsine dair de bir yolculuğa çıkıyorsunuz.Müzisyenlerin umutları, kaygıları, hayal kırıklıkları, tutkuları geceyle birlikte ortaya çıkarken insana ait her özelliği öykülerin içinde bulabiliyorsunuz.

Bütün öykülerini çok sevdim ama son öykü farklı bir tat bıraktı ben de.

Ömrü boyunca  kendi müziğini içinde saklı tuttuğuna inanan gizemli bir kadın, çellist Tibor'la yaptığı konuşmada Tibor'un bu konudaki yeteneğini ortaya koyarken bilgiç ve müzik konusunda otorite bir edayla kurduğu cümleler benim için hiç yabancı değildir. Kendisinin de bir çellist olduğunu ekleyerek tüm çellocuların çok iyi çalmalarını hayal ettiğini belirterek sürdürdüğü konuşma gerçekten ömre bedel.

İster istemez bir anlığına da olsa bu gizemli kadın doğruyu söylüyor olabilir mi? diye soruyorsunuz kendinize. Kadın da usta bir çellist mi acaba?

Cevap öykü de ve  tabiki öyküyü anlatmayacağım mutlaka alıp okuyun diyeceğim sadece.

Kendi dünyamızda kendi cumhuriyetlerimizi ilan ederek milimetrik yaşamlar sürdüğümüz iç dünyamızda, toplumun geneline hakim olan alışkanlık ve kuralların dışında  kendi doğrularımızla yol alırken ne kadar yalnız olduğumuzun kaçımız farkında?




Kazuo Ishiguro,8 Kasım 1954 doğumlu Japon asıllı İngiliz romancı.1960 yılında ailesiyle birlikte İngiltere'ye gelen yazar University of Kent'i bitirdikten sonra (1978) University of East Anglia'da yaratıcı yazarlık yüksek lisansı yaptı.1982 yılında İngiliz yurttaşlığına geçti.

Eserleri;

Uzak Tepeler 1982
Değişen Dünyada Bir Sanatçı 1986
Günden Kalanlar 1989
Avunamayanlar 1995
Çocukluğumu Ararken 2000
Beni Asla Bırakma 2005
Gömülü Dev 2015

Aynı zamanda bir çok filme ve dizilere  senaristlik yapmıştır.

Diğer kitaplarıyla ilgili detayları da sonra ekleyeceğim...








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.