17 Ocak 2016 Pazar

Ulan/kargART




Dün gece yine son derece mutlu olduğum gecelerden biriydi, kargART ta "Ulan" gurubunun canlı performansı vardı. Bu konserin izlerini açıklamaya çalışacağım ama öncesinde söylemek istediklerim var.

Kesinlikle emin olduğum bir şey var artık kendimle ilgili olarak, ne adına olursa olsun dostlarımla beraber yaşadığım her an benim için çok özel.Kuşkusuz bir müzik eğitimcisi olduğumdan bu beraber anlara müzik eklendiğinde mutluluğum ikiye katlanıyor ama sonuç değişmiyor; Dostlarımla berabersem herşey çok güzel. Bu konserde de can dostumla ve eski öğrencilerim diyemeyeceğim onları da bu katagoriye alarak can dostlarımla birlikteydik.

Ulan, 2014 yılında Volkan Diyaroğlu ve Ziya Levent Aybay tarafından kurulan bir müzik grubu. Bu grup hakkında detaylı bilgi edinmek isterseniz web adreslerinden detaylı bilgiye sahip olabilirsiniz.

Ulan hakkında detaylı bilgi burada

Burada yazılan hiç bir şey benim açımdan şaşırtıcı değildir. Çünkü bu ikilinin müzik serüvenlerinde yollarımız çakışmıştır.Başarılarından önce mutlulukları benim için önemlidir. Ve dün geceki konser yaklaşık 15 yıl öncesinden tanıdığım bu adamların mutluluklarına ortak olabilmenin mutluluğudur.

Geceyle ilgili detaylı bilgilere geçmeden önce açıklamak istediğim bazı konular var.

Bu ülkede müzik eğitimcisi olmak kolay değildir. Genelde bayram ve seyranlarda hatırlanan, müzik eğitiminin kişiyi toplu olarak ve tek başına iş yapabilme yeteneğini kazandırma amacından habersiz olan kişilerce bir arada olduğun, çok fazla ciddiye alınmadığın bir eğitim sisteminde yol alabilmek için müzik akedemilerinde öğretilmeyen bir çok şeyi bir an önce öğrenebilirsen keyifli anlar sürebileceğin bir meslektir müzik eğitimciliği.

Eskiden mi daha zordu bu meslek şimdi mi pek karar veremiyorum. Şimdiler de ailelerin büyük bir kısmı çocuklarının müzik eğitimi almasına onay vermiş durumda ancak okullarda verilen müzik dersiyle,müzik okullarındaki müzik eğitimini birbirine karıştırdıklarından ve ne yazık ki çocukların ha dediği yere han kurmayı iyi annelik ve babalık saymalarından dolayı ben merkezci seçimleriyle yanlış davrandıklarının farkında bile olmadıkları bu garip dünya da müzik eğitimciliğine devam etmek çok kolay değil.

Çocuklarının okula adım attığı ilk günden itibaren, benim çocuğumun kulağının çok iyi olduğunu söylüyorlar, her şarkıyı gayet güzel tekrarlıyor bu konu da yönlendirseniz sevinirim diye bizlere bıraktıkları çocuklarında müzik anlamında bir yetenek gördüğümüzde nasıl mutlu olabileceğimizi akıllarına bile getirmeden ve bu anlamda umut gördüğümüz her öğrenci de elimizden geleni yapmanın görevimiz olduğunu unutmuş kitlelerin çoğunlukta olduğu bir toplumda yine müzik öğretmenliği yapmak zor.





Bu vesileyle, çocuklarının müzik konusunda yeteneği olup olmadığını merak eden ebeveynlere naçizane önerilerim olacaktır.

Öncelikle her söylenene inanmayın.

Bu anlamda üstün bir yetenek gösteren çocuk kendini bir şekilde belli eder ancak bunun dışında müzik anlamında yetenek gösterebilen ya da gösterebilecek çocuk ritimsel anlamda ritimleri tekrar edebiliyorsa kesin bir yargıya asla varmayın. Bilin ki insanların % 99 ritimsel anlamda her ritmi bir şekilde tekrarlayabilir.

Sesleri tekrar edebilme becerisi de yeteneğin bir uzantısı olmakla beraber belirleyici değildir.

Aynı anda bir kaç sesi duyabiliyor ve ayırt edebiliyorsa çok daha emin konuşabilme hakkına sahip olabilirsiniz ve müzik cümlelerini hafızasına alıp bunları tekrarlıyorsa müzik adına çalışmalara başlamasını sağlamak artık göreviniz olabilir.

Ama hepsinden önemlisi ve bence birincil nokta bu anlamda hayalleri var mı? sorusuna yanıt verebiliyormusunuz? sorusunun yanıtıdır.




İşte dün geceki konserde sahneye çıkan Ulan grubunun iki elamanı lise öğrencisi olarak karşıma çıktıklarında , yukarıda saydığım hiç bir konuyu çok fazla ciddiye almadan hayallerine olan tutkuları sebebiyle görevimi yerine getirirken bugün geldikleri noktadaki başarıları onlara ait olup  görevini yapmış olan bir öğretmenin duyduğu mutluluktan öteye gidemez.

Biri Türkiye de bambaşka bir işle meşgulken, diğerinin İspanya'da yine müzik dışında bir yaşamla meşgul olmasına rağmen müzik yapabilme becerilerinde etken nokta müziğe olan tutkularıyla birlikte, hayalleridir.

Bu sebeple 15 yıl önce tanıdığım gençlerden hiç bir farklı tarafı olmayan bu genç adamlar, tutkularını bir kenara bırakmayarak kendilerini her anlamda ifade etmenin yolunu bulmuş olmalarına rağmen, bir kez de müzikle anlatmanın yolunu ortaya koyarken her türlü saygıyı hak ediyorlardı.

Volkan'ın gitar çalma konusundaki becerisi, ya da Levent'in bass çalma konusundaki becerisini konuşmak bu anlamda bana anlamsız geliyor. Hiç şaşırtıcı değil, şaşırtıcı da olmayacak benim için.Teknik anlamda müziksel tanımlamalar da saçma geliyor. Bu çocuklar zaten iyiydi, genç bir adam olarak ta iyi olacaklar kuşkusuz, aksi olmuş olsa başka bir yazı çıkardı zaten.

Ben kendi adıma bir müzik eserini iyi ya da kötü diye tanımlarken kuşkusuz eğitim gördüğüm müzik kurallarını işin içinde görmeyi arzu ederim ancak belirleyici olmaz her zaman. O esere yeni bir ruh katabilmiş mi,dinleyen kişi de yeni bir bakış açısı sağlayabiliyor mu, eserde tutkuyu yakalayabiliyormuyum,beni olduğum yerden alıp başka yerlere sürükleyebiliyor mu? şeklindeki bazı sorulara yanıtım evet olursa, o eser için "iyi" diyebilirim.

Sonrasında tekrara düşmeden aynı çizgiyi ötelere taşıyorsa işte o zaman mutluluğuma mutluluk katılır sadece.

Mutluluğumun uzun soluklu olacağına tüm kalbimle inanıyorum. Çünkü ben şanslıyımdır. Yaşantımda yanlış insanlarla da karşılaşma olasılığım olmasına rağmen bunları arkamda bırakıp, doğru insanlarla yolu daima karşılaşan biriyim.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.