8 Şubat 2016 Pazartesi

Tord Gustavsen ve Barış Bıçakçı



Barış Bıçakçı 1966 Adana doğumlu son dönem Türk Edebiyatında önemli bir yere koyduğum yazar.

Tord Gustavsen'de 1970 doğumlu Norveçli jazz piyanisti ve benim açımdan en iyilerden biri.

Her iki sanatçının da son eserlerini merak içerisinde beklerken önce Barış Bıçakçı yeni kitabı; "Seyrek Yağmur" la büyük bir hüsran yaşarken, aynı şeyi bu çok önemli jazz ustasının son albümü "What Was Said" ile de yaşadım. Sonda söyleyeceğim sözü başta söyleyerek beni hayal kırıklığına uğratan bu sanatçıların yeni eserlerinin bende bıraktığı nahoş duyguyu açıklamaya çalışayım. Ama ondan önce söylemek istediğim bir şey var. Kuşkusuz her sanatçı her eserinde aynı çizgiyi tutturmak zorunda değildir. İnişler ve çıkışlar normaldir.

Normaldir de böylesine vasatın altında olması ister istemez insanı daha çok hayal kırıklığına uğratıyor. Ve sanatçı mutlaka yeni eserinin ortaya çıkışıyla uzun zamandır çektiği ızdıraptan kurtulma anı yaşasa da, sonrasında bizlere azap yaşatma hakkı yok.

Neden Barış Bıçakçı'yı önemserdim diye bir soru sordum öncelikle kendime;

Gerçekten onun kurduğu cümlelere hayranım.Cümleleri son derece yalın olmakla birlikte bir şiir etkisi yaratır.Abartı asla yoktur cümlelerinde ve son zamanların moda akımı metafor denizinde kaybolmazsınız. Her şey tıpkı müzikte olduğu gibi nüansların tam kıvamında kullanılmasıyla harika bir etkiyi oluşturur okurda. Onun cümlelerini okurken tüm hücrelerinize yayılacak bir keyfin son derece kolay bir akışkanlıkla akıp gittiğine tanık olursunuz. Son derece doğaldır tüm kitaplarında kullanılan cümleler ve tabikii karakterler. Ve olayları aktarış biçimi de bir o kadar samimi, candandır.

Şimdi böyle bir yazarla tanışmışsanız doğal olarak tüm yazdıklarını aynı heyecan içerinde okur ve tüm kitaplarında asla kaybetmediği bu güzel enerji sebebiyle kendisine hayran olursunuz.

Doğal olarak yeni bir kitabı piyasa sürülecek haberleri kulağınıza geldiğinde heyecanlanır ve ilk işiniz o yeni kitabı elinize alıp evinizin sevdiğiniz bir köşesinde buluşma anıyla duyacağınız mutluluğu hayal eder, bu anlamsız dünya da yaşama; rağmenlere rağmen sevgiyle bakarken bulursunuz kendinizi.

Ve elinizdedir Seyrek Yağmur...

Romanın kahramanı Rıfat adında tutunamamış mutsuz bir kitapçıdır. Ve Rıfat bir kitap kurdu olarak tanıtıldığından sürekli olarak kitapta adı geçen diğer yazarlar ve onlardan alıntılarla gerçek hayattan uzaklaşarak bu cümlelerle yaşayan Rıfat'a çok fazla sempati duymadığımı anladığım anda iplerin kopuşu başladı bende.

Çünkü okuduğum bu yeni kitap kesinlikle o özlemle beklediğim Barış Bıçakçı'nın sihirli cümlelerine asla benzemiyordu.Diğer kitaplarında karşı olduğu bir çok şeyi bu kitapta görmek ayrıca bir hayal kırıklığı elbette benim için.

Rıfat'ın hayatından kesik kesik verilen "an" lar ne yazık ki bir roman örgüsü içerisinde bütünlüğe ulaşmadığından, askıda kalmış ne için yazıldığı belli olmayan paragraflar haline dönüşmüş.

Hemen her kitabında altını çizdiğim cümle sayısı o kadar çoktur ki, ne yazık ki bu kitapta altı çizilecek bir cümleyle karşılaşamadım. Doğal olarak büyük bir özlemle beklediğim yeni kitabında, bulmayı umduğum yeni tad  özlemimi gidermek başka bahara kalmış gibi gözükmekte.



Vuslat başka bahara kalmışken yine aynı duyguyla özlemle beklediğim Tord Gustavsen'in 2016 yılında piyasaya sürdüğü yeni albümü "What Was Said" i dinlerken de aynı duyguları yaşayacağımı açıkçası bilmiyordum.

Tord Gustavsen müziği nakış nakış işleyen ve piyanoya sihirli dokunuşlar yapan bir sanatçıdır. Kuşkusuz piyano çalma tekniğinde herhangi bir olumsuzluk yok, yine aynı mükemmellikte dokunuyor ama eksik bir şeyler var müziğin kendisinde.

Yıllarını müziğe vermiş ve tüm yaşamı müzik olan biri için bir eserin güzelliğini ilk dinleyişte anlayabilecek kulağa sahibim. Bazı eserler ilk dinleyişte pek istenilen tadı vermese de sonrasında daha önceden dikkatini çekmeyen tınılarla farklı düşünmene sebep olabilir. Ama bu genellikle ben de, güzel olan bir eserin daha da güzel kısımlarını yakalamak adına olur. Sıradan bir eseri ikinci ve sonraki dinleyişlerimde beğenebileceğimi pek düşünmüyorum açıkçası.

Evet ne yazık ki, daha önceki albümlerinden oldukça uzak bir yapı içerisinde olan Tord Gustavsen'ın bu albümü heyecan uyandırmıyor melodileri ve armonik yapılanmalarıyla.

Tord Gustavsen'in müziklerinde karanlık bir yan vardır ve ben bu karanlık tarafı çok severim. Bu karanlık müziğin arasında dolaşırken dünyaya ait çok farklı yönleri de keşfetmenin keyfi vardır o karanlık melodilerde.

Bu albüm ise kapkaranlık, hiç bir şey göremiyorsun.

Bir şey denemiş gibi geliyor insana ama bu denenen şey ne yazık ki çağımızın dünyasında olup bitenler kadar kara. Ve sanırım ben Tord Gustavsen denilince piyanonun tınılarının yoğun olduğu bir müzik duymak istiyorum, piyano varla yok arasında bir yerde. Vokal kullanıldığında ister istemez yoğun olarak tını vokal de toplanır bu işin doğasıdır ve piyano eşlik görevi görür. Tord Gustavsen gibi usta birinin bu eşliklerde de piyanonun tınısını ortaya çıkartmasını beklerdim, sonuç olarak vokalin gölgesinde kalan bir çalgı olarak dinlediğim Tord Gustavsen'in piyanodaki ustalığını görmeye alışmış bünyede bu tarz, allerji yapacaktır ve ben de ister istemez yaptı da...

Ve bu yıl ister istemez hüsranla başladı diyebilirim. Yukarı da da belirttiğim gibi her sanatçının iniş ve çıkışları kesinlikle vardır. Umarım bundan sonra çıkacak eserler bu karamsar bakış açımı silip süpürecek bir yapıda olur demekten başka bir şey yapamıyorum şu an.

Hemen her şeyin anlamsız bir şekilde geliştiği ve sıradanlaştığı günümüz dünyasında değer verdiğin sanatçıların da sıradanlaşması belki de sosyolojik bir gerçeklik olabilir mi acaba demekten de alıkoyamıyorum kendimi...


2 yorum:

  1. Çamaşır suyu damlamış gibi bir albüm kapağı olmuş bir de..

    YanıtlaSil
  2. Aynen kuzum , bilirsin ECM albüm kapaklarıyla harikalar yaratır bu albüm kapağında inanılmaz kötü bir görsel kullanmış.Bu anlamda bir numara olacaksın ve son derece kötü bir görselle dinleyici karşısına çıkacaksın bu çok büyük bir saygısızlık.

    Aynı şey Barış Bıçakçı'nın kitap kapağında da var.Tamam bu anlamda bir marka olmuş durum burada yok ama okuru hiç ciddiye almayan bir yaklaşım yine de.

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.