7 Mart 2016 Pazartesi

Bir Kadınlar Günü Daha

Photo;Eduard Zentsik


Kendimi bildiğimden beri özel günleri çok fazla önemsememişimdir. Kuşkusuz başkalarının bu anlamdaki farklı yaklaşımlarına saygı duymakla birlikte doğum günleri ve ölüm yıl dönümleri dışında benim için özellikli bir gün yoktur.

Benim çevremde de özellikle varlıkları sebebiyle mutluluk duyduğum üretimdeki başarıları sebebiyle anne ve babalarına saygı duyduğum kişiler var. Belki de dünyaya gülümseyerek bakma nedenlerimden biri budur bile diyebilirim.Doğal olarak bu kişilerin dünyaya "merhaba" dedikleri günler benim açımdan da önemlidir.Kulağımıza fısıldanan kutlama seramonilerinin dışında kendime göre alışkanlıklarımla yaşamanın sadece nefes alıp vermek olmadığını fark ettiğim anlardır bunlar.

Çok sevdiğin ve değer verdiğin bir kişinin ölümü nedeniyle o kişiyi yitirdiğin gün de yapılan her şey de benim açımdan anlamlıdır.Çünkü bir iç hesaplaşma ve dertleşme anlarıdır. O kişiyi yitirmiş olmanın beraberinde getirdiği özlemle hayata ve elinde kalanlara yeniden bir bakıştır.

Bunların dışındaki her özel gün bana son derece anlamsız geliyor. Hatta daha da ileriye giderek bir çoğu kapitalist sistemin kendi çıkarı için bir dayatması şeklinde gelişiyor ve ister istemez ben de mide bulantısına sebep oluyor.

Kadınlar günü de bana anlamsız gelen günlerden bir tanesi. Hemen tepki verileceğini biliyorum.Saçmalıyorsun, bu emekçi kadınların dayanışma günüdür diyecekler de çıkacaktır. İşte asıl algılamakta zorlandığım konuların başında da bu geliyor;

Sahi emekçi olmayan kadın var mıdır?

Bana göre tüm kadınlar emekçidir. İlmek ilmek yaşamı dokurlar ve bunun karşılığında hiç bir beklentileri olmadığı gibi var oldukları andan beri sürekli olarak aşağılanan, kandırılan, hiç yerine koyulan, yeri ve zamanı geldiğinde önemsenen, tehdit edilen, dayak yiyen, tecavüze uğrayan, her konu da istismar edilen bir canlı türüdür.

Kuşkusuz 8 mart 1857 tarihinde 129 emekçi kadının katledilmesi sebebiyle bir karşı duruş olarak ortaya çıkmış olsa da ve bu karşı çıkış son derece anlamlı bir davranış gibi gözükse de yaşanılan gerçeklerin artan bir ivmeyle artması sonucunda bir yerler de yanlışın devam ettiğini gösterdiği bir günden başka bir gün değildir benim için.

Evet, bu günde kadınların yaşadıklarını bir bir ortaya koyan ciddi tartışmalar, paneller yapılıyor olsa da gerek ülkemizde, gerekse dünya da kadınların hala cinsel bir obje olarak algılanması gerçeğinin bir sonucu olan kadın sünnetlerinin, ya da Kamerun' da yaygın olarak hala gündem de olan kadınların memelerini ütüleme olaylarının önü arkası kesilmiş değil.



Hala  dünyanın bazı bölgelerinde erkeklerin şerrinden korunabilmek için küçük yaşlarda kız çocuklarının memelerini büyümesini engellemek adına sıkı bir kemerle sarma ya da sıcak taş ve sopalarla memelerin düzleştirilmesinin önüne geçemiyorsak hangi kadın haklarından söz edebiliriz?

Vazgeçelim Kamerun'dan. Kendi ülkemize dönelim hemen;

19 Kasım 2015 de Samsun'da düzenlenen  Dünya Çocuğa Yönelik Cinsel İstismarı Önleme Günü kapsamında Çocuk Cinsel İstismarı Farkındalık Sempozyumunda suçlu bulanan "y" kromozonu varken neyi tartışacağız.

Bu sempozyumda On Dokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Koray Karabekiroğlu, erkek olmanın cinsel istismar suçlarında hafifletici sebep olarak değerlendirilmesi gerektiğini söylerken cümlelerinin aslında şaka olduğunu belirtmesine rağmen bu suçları işleyen kişilerin hastalıklarından dolayı bu tür davranışlara karşı koyamadıklarını ortaya koyarken bunun genetik olduğunu ve "y" kromozonunun bu davranışlarla ilişkili olduğunu açıkladıktan sonra erkeklerin kadınlar gününü kutlama hakkı olabilir mi acaba?

İstatiksel sonuçlara baktığımızda cinsiyet eşitsizliğinde 142 ülke arasında 125’nci sırada yer alan ülkemiz de hangi kadınlar günü kutlanabilir ki? Bu sonuç Dünya Ekonomik Forumu 2014 te yayınlanan raporunun sonucudur. Aradan geçen 2 yıl içerisinde kutladığımız kadınlar günlerinden sonra bir gelişme olmuş mudur dersiniz?

Çocuğa yönelik cinsel sömürü alanında çalışan ECPAT (Çocuk Fuhuşu, Çocuk Pornografisi ve Cinsel Amaçlı Çocuk Ticaretine Son) kuruluşu, Türkiye raporuna göre ülkemiz çocuk istismarlarında hem kaynak hem de transit bir ülke konumundayken gerçekten kadınlar günü anlamını daha da yitiriyor gözümde.

Yine ülkemizde yapılan araştırmalar sonucunda cinsel istismarın en çok kız çocuklarına yapıldığı ve bunun her yaş, kültür ve sosyo ekonomik seviye de görüldüğü bir gerçekken, kadınların % 95 inin hayatların da en az bir kez cinsel istismara uğradığını gösteren bilgiler dağ gibi duruyorken kutlanacak neyimiz var diye sorma ihtiyacı duyuyorum.

Bu istismarların ancak % 15 in bildirildiği ve bu durumun kötü görünümlü yabancılar tarafından değil, tam tersine tanıdık ve güvenilir kişiler tarafından yapıldığı gerçeğini görmemezlikten gelebilirmiyiz?

Düşünsenize bu bilgiler doğrultusunda aynı yastığa baş koyduğunuz eşiniz ya da sevgilinizin geçmişinde böyle bir gerçek olma olasılığı oldukça yüksek. Neler hissedebiliriz bu olasılık karşısında dersiniz? Kadınlar gününü kutlayacak gücümüz kalmış olabilir mi?

Bence kutlanacaksa; "İnsan Olabilme Günü" diye bir gün oluşturmalıyız. Ve bu gün de kendimize bir ayna tutarak unuttuğumuz tüm değerleri ve erdemleri yeniden gözden geçirebilirsek anlamsız günlerle yaşanılan anlık masturbasyonlardan da kurtulmuş olabiliriz.

Bizleri yönetenlerin verecekleri demeçleri hayal edin;

" Sevgili yurttaşlarım, İnsan Olabilme Günümüz kutlu olsun. Bu önemli gün de tüm yurtta küçüklerimize sevgi, büyüklerimize saygıyı bir kez daha hatırlayalım. Bu dünyanın insanlarla birlikte diğer canlılar için de olduğunun bilinciyle yeşillerimizi, bizimle birlikte yaşayan sevgili dostlarımız hayvanları unutmayalım.

İnsanı daha da yüceltecek olan sanat olgusunun en yoğun biçimde yaşandığı bir gündür bugün.Sanatı ve sanatçıyı kutsayalım.

Yaşam hakkının kutsallığında tüm halklara eşit mesafede dostluk elimizi herkese uzatırken, yalandan ,dolandan, talandan uzak durmayı başarmaya özen gösterelim.

Bu önemli günde, unuttuğumuz bütün erdemlerin ışığında insan olabilmenin mutluluğuyla birbirimize gülümseyelim...."

Hayal edemiyorsunuz değil mi?

İnsan olmayı başaramayanların özel günleri olabilir mi?...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.