28 Mart 2016 Pazartesi

Minimalizm

Richard Serra


Son zamanlarda sıklıkla hemen her alanda duyduğumuz bir kavramdır minimalizm. Özellikle modern hayatın keşmekeşliği ve üretim çılgınlığı sebebiyle minimalist yaşam felsefesi hemen herkesin diline yerleşmiş durumda.

Yaşam alanına aslında daha konforlu bir alan yaratmak için insanın hayatındaki maddi ve manevi her şeyi ihtiyaçlara göre sınırlamak şeklinde kendini gösteren minimalist yaşam özellikle iletişim teknolojilerindeki anormal ilerleme sebebiyle yaşamın hızına dayanamayarak sakinliği tercih edenlerin kullandığı bir tanımlama olmakla birlikte bundan söz etmek niyetinde değilim.

Minimalizm kökeni 1960 lı yıllara dayanan modern sanatta, müzikte sadelik ve nesnelliği ön plana çıkaran bir akım olarak karşımıza çıktığı andan itibaren beraberinde bir sürü tartışmayı da ister istemez beraberinde getirmiştir.

Sanatın biçimlerini , özellikle görsel sanat ve müzikte nitelemenin yanında Bauhaus ekolünün bir devamı gibi de algılanabilecek bir akımdır. Ve gerçekten sadece görsel sanatlar ve müzikte değil sanatın hemen her alanında sanata farklı bir estetik anlayış getirdiği de tartışılmaz bir gerçekliktir.

Bu akımda sanatçılar öğelerin sayısını nicel olarak azaltmakla birlikte anlatımdaki etkiyi çoğaltmak noktasında çok dikkatli davranmışlardır. İlk başta kişiye çok kolay ve basit gibi gelse de minimalizm bir çok anlamda sanatta kolaycı bir akım asla değildir.

Özellikle artan teknolojik gelişim sebebiyle ortaya çıkan anlamsız kalabalığın, kişileri ve toplumu yormanın ötesinde yok edici özelliğinin de olması sebebiyle 1960 yıllardan önce bazı sanatçılar Popart felsefesini benimseyerek bu tüketim kültürüne dayalı olmayan bir bakış açısını kendilerine rehber edinerek sanat ürünleri ortaya çıkarırken ihtiyacımızı karşılayan her nesneyle ihtiyaçları gidermek adına ürünler ortaya koyup, fazlalıklardan kurtulmak, önemsiz ayrıntıların sıcağında boğulmamak adına daha temel ve daha özsel öğelere yönelerek minimalist bakış açısıyla ürünler ortaya koyduklarında bunlara alkış tutanlar kadar ret edenler de kuşkusuz vardı.

İlk kez bu terimin Richard Wollheim tarafından " içeriği en aza indirgenmiş sanat" olarak kullanılan Minimal Sanat terimi öncelikle üç boyutlu yapıtlar, heykeller için kullanılsa da bu sanat akımı zamanla resme ve sonrasında müziği de taşınacaktır.

Ancak bu tarihten çok daha önce 1910 lu yıllarda Kazimir Maleviç'in bazı eserlerini de bu kapsamda ele almak mümkündür.

1960 lı yıllarda ise Kazimir Maleviç tarafından başlayan bu çizgi Amerikalı çoğu heykeltraş sanatçı tarafından kavramlaştırıldı.




                                                                                              Kazimir Malevich  


                                                                                              Kazimir Malevich  

  Kazimir Malevich  
                                                   
                       
Ellsworth Kelly 

 
  Frank Stella


Donald Judd


Örnek eserlerini verdiğim bu sanatçılar rengi, biçimi en aza indirgeyerek hatta yalnızca kendi renklerinden yararlanarak kompozisyonlar oluşturdular. Ve doğal olarak sıklıkla kullandıkları malzemeler kendi renklerine müdahale gerektirmeyen demir, çelik, ahşap gibi metaryallerdi.

Diğer sanat alanlarında da bu bakış açısı kullanılmakla birlikte minimalist sanat daha çok heykel sanatıyla daha çok izleyici ve kabul gördü denilebilir.

Müzikte minimalizm ise ayrıca ele almayı düşündüğüm bir kavram.

Edebiyata gelince, evet öyle bir çırpıda anlatılacak bir kavram özellikle söz konusu edebiyat olduğu zaman hiç olmuyor.
Edebiyatta minimalizmin izlerini takip ederken çok dikkatli olunması gerekir diye düşünüyorum. Bu anlamda son derece usta edebiyatçılar olmakla birlikte, bu akımı kullanmak adına ne yaptığını bir türlü anlayamadığım çok daha fazla edebiyatçı bulunmaktadır.

Yazı da gereksiz ayrıntılardan,tekrarlardan,yazıyı anlamsızlaştıran açıklamalardan kaçınılması gerektiği edebiyatçılar tarafından söz konusu minimalist bakış açısı olmadan da kullanılan ve kullanılması gereken özelliklerdir. Bu sebeple edebiyatta minimalist bir yaklaşım diğer sanat alanlarından daha zor gibi geliyor insana.

Öykü ve minimalizm açısından konuyu ele aldığımızda karşımıza bir çok tanım çıkmaktadır.gerçekten bu da oldukça kafa karıştırıcı bir durum yaratmakta. Minimal öykü, çok kısa öykü, kısa kısa öykü, mikro kurmaca, küçük öykü vs. şeklinde neye göre ne isim verdiğimizi aslında benim kavrayamadığım bir tanımlama var. Doğal olarak bu tanımlamalar kullanılan sözcük sayısı ile isimlendirilirken minimalizmin özünden uzaklaştığımızı söyleyebilir miyiz ?

Dünya genelinde de kendi ülkemizde de bu anlamda eser veren bir çok edebiyatçıya rastlayabiliriz.

Örneğin;

"Satılık bebek patikleri. Hiç kullanılmamış / Ernest Haminway"

Bu alıntıladığım Türkçeye çevrildiğinde 5 kelimelik ama orijinali ingilizce de 6 kelimeden oluşan öykü (For sale. Baby shoes. Never worn ) minimalist öykü içerisinde azaltma tekniğiyle ortaya çıkan ve Ernest Haminway'in en sevdiği öyküler arasındadır.

Bu beş cümleyle çıkarımı okuyucuya bırakan yaklaşımla oldukça ilginç öykülerden biridir. Boşluğu kendi hayal gücünüzle istediğiniz gibi doldurabilirsiniz.

Çarpıcı bir örnek olması açısından önemli olmakla birlikte diğer edebiyatçılar da Jorge Luis Borges,Franz Kafka, Julio Cortazar, hatta şaşırabilirsiniz, uzun cümleleriyle tanınan William Faulkner 'da  bu anlamda minimalist öyküler yazmışlardır.

Kuşkusuz Türk edebiyatında da bu anlamda denemeler yapan ve oldukça başarılı olan yazarlarımız vardır.Burada benim altını çizmek istediğim konu kimlerin bu anlamda eserler verip vermediği değil. Öylesine kaypak bir zemin ki edebiyatta minimalizm çok kolaylıkla kişiyi vezir edebileceği gibi rezil de edebilir.Bazı başarılı edebiyatçıların elinde büyülü bir dünyaya geçiverdiğimiz gibi bazı eserlerde olduğu gibi gülünç durumlara kolaylıkla düşülebilir.

Adı her ne olursa olsun, minimalist bir yaklaşım içinde ele alınan her yazı da edebiyatçılar öykü sanatında yoksullaştırıcı hatta yok edici bir duruma da yol açabilir.

Aynı zaman da kısalığı minimalizmle koşut götürmekte yanlıştır.Kısalık asla bir ölçüt değildir.Uzun bir öykü de biçimler arasına konulan sessizliklerle minimalist özellikleri içinde barındırabilir.

Açıkcası minimalizm de vuruculuk birincil özellikse aforizmaya yatkın bir yanı olduğunu söylemek hiç yanlış olmayacaktır. Özellikle son zamanlarda aforizmaya olan düşkünlüğümüz sebebiyle çok kolaylıkla edebiyatta minimalizim usta olmayan ellerde sakil durmaya devam edecektir.

Bu anlamda görev okuyucuya verilmişken, okurun da en azından bu akımın felsefesi ve diğer sanat alanlarındaki izdüşümleri hakkında bir şeyler bilmekle işe başlanabilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.