17 Nisan 2016 Pazar

35. İstanbul Film Festivalinin Ardından



"İlkbahar gibi bir mevsimi olan bu dünya ,üzerinde yaşanmaya değer.  Ne olursa olsun..." demiş büyük edebiyat ustamız Sabahattin Ali.

İlk bahar efsunlu kentte sadece akasya kokularını bırakmadı.Erguvan renklerine bürünürken kent, 7-17 Nisan 2016 tarihleri arasında 35. kez Türkiye'nin en büyük sinema etkinliği İstanbul Film Festivali ile  62 ülkeden 223 yönetmenin toplam 221 filminin gösteriminin insanlarda bıraktığı izleri de bahar aylarının güzelliğine kattı.

Açıkcası seçim yapmak oldukça zor. Efsunlu kentin yoğun yaşantısında kendi adıma dört filmi seçerek izleme olanağı buldum.

Oldukça etkileyici bir belgeselle başlayayım;

Ben Belfast’ım (I Am Belfast)



Belgeseller yaşantımda oldukça önemli bir yer tutmaktadır.Bana soracak olursanız bir belgesel hazırlamak film çekmekle aynı şey değil. Ben Belfast’ım ise alışagelmiş belgesellerin tamamiyle dışında bir yapım.

Yönetmen: Mark Cousins
Senarist: Mark Cousins
Görüntü Yönetmeni: Christopher Doyle, Mark Cousins
Kurgu: Timo Langer
Özgün Müzik: David Holmes
Yapımcılar: John Archer, Chris Martin
Yapım Şirketi: Hopscotch Films
Dünya Hakları: New Europe Film Sales
İngiltere  2015
Renkli ve Siyah-Beyaz

Yönetmen Mark Cousins Kuzey İrlanda ´nın başkentine, Belfast´a kulak kabartarak turistik bir gezinin çok ötesinde Belfast ile bütünleşen bir yaşlı kadının cümleleriyle , daha doğrusu yaşlı kadının hikayesiyle bizleri farklı bir gezintiye çıkarıyor.

Bir şehre ait iz bırakan hemen her şeyin anımsanışı şeklinde seyreden belgesel yerler çok farklı olsa da yaşam biçimleri ve yaşamın insanlarda bıraktığı izler olarak dünyanın hemen her tarafında aynı duyguları hissedebileceğimizi bizlere görsel olarak aktarırken bir şiirin naifliğiyle özdeş duygularla evlerimize dönmemizi sağlayan muhteşem bir yapım.


Toprağın Gölgesinde (La tierra y la sombra)




Yönetmen: César Augusto Acevedo
Senarist: César Augusto Acevedo
Görüntü Yönetmeni: Mateo Guzmán
Kurgu: Miguel Schverdfinger
Oyuncular: Haimer Leal, Hilda Ruiz, Edison Raigosa, Marley
Kolombiya, Fransa, Hollanda, Şili, Brezilya  2015

Bu film de gerçekten iç burkan filmlerden bir tanesi.Latin Amerika da insanların yaşamlarından bir kesit sunarken yine çok farklı coğrafyalarda yaşamamıza rağmen benzer keder ve kaderi paylaşıyor olmamızın sarsıcı gerçekliğini hissedebiliyorsunuz.

Dünyanın pek te adil bir yer olmadığını bir kez daha anlamış olmanın sarsıntısında çok fazla diyaloğlara girmeden ve görsel olarak yalnızlığı, çaresizliği ustalıkla ortaya koyan bu yapım da oldukça güzel filmlerden biriydi.


Yüce Sezar! (Hail, Caesar!)




Bu kadar hüzün yeter diyerek biraz gülümsemek istiyorsanız Joel Coen ve Ethan Coen'lerin yazıp yönettiği Yüce Sezar! gerçekten gülümsemenin ötesinde kendinizi iyi hissetmenizi sağlayan önemli filmlerden bir tanesi.

Birbirinden ünlü oyuncular ise filme inanılmaz bir derinlik sağlamış.Yalnız filmi salt komedi olarak ele almamak gerekir diye düşünenlerdenim. Gülümsetmesinin yanında düşündüren özellikleriyle de film bence baş yapıtlardan bir tanesi.

Yapım: 2016
Yönetmen: Ethan Coen, Joel Coen
Oyuncular: Scarlett Johansson, Channing Tatum, Josh Brolin


Bize Rüyalarımızda Huzur Ver (Peace to Us in Our Dreams)




Yönetmen: Sharunas Bartas
Senarist: Sharunas Bartas
Görüntü Yönetmeni: Eitvydas Doshkus
Kurgu: Gintare Sokelyte
Özgün Müzik: Alexander Zekke
Oyuncular: Sharunas Bartas, Lora Kmieliauskaite, Ina Marija Bartaite, Edvinas Goldsteinas, Eugenijus Barunovas, Aushra Eitmontiene
Yapımcı: Jurga Dikciuviene, Sharunas Bartas  Litvanya, Fransa, Rusya  2015

Gerçekten bu da ilginç filmlerden bir tanesi.Filmin konusu kadar film de kullanılan görsellik büyüleyici. Aslında filmin konusu hemen hepimizin içimizde hissettiğimiz ve kendi başımıza kaldığımızda sorguladığımız temel özellikleri içinde barındırması sebebiyle yabancısı olmadığımız konular. Ancak yönetmen bu hepimiz tarafından bilinen bir çok şeyi son derece kendine özgü bir tarzla ortaya koyuşu bakımından fark yaratıyor. Ve kuşkusuz filme bu anlamda görsel zenginliklerde eşlik ettiğinde ortaya kusursuz bir film çıkabiliyor.

Yine de kendinizi kötü hissettiğiniz bir an a denk gelirse izlemenizi önermeyeceğim.

Evet ben ancak bu dört filmi izleyebilme şansı yakaladım.Bu dört filmden de anılar hanesine güzel şeyler eklendi diyebilirim. Kesinlikle eminim ki, sanat olmasa yaşam çekilmez bir sancı...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederiz.

Yorumunuz incelendikten sonra en kısa sürede yayınlanacaktır.